Sırbistan'dan N1 televizyonunun aktardığına göre, Yargıç Trešnjev, Savcı Bojana Savović'e gönderilen tehdit mektubunun, yargı mensuplarını kamuoyunda konuşmaktan caydırmak amacıyla yürütülen büyük bir karalama kampanyasının sonucu olduğunu bildirdi. Trešnjev, bu durumun yargıç ve savcıları korkutmaktan ziyade, başkalarını kamuoyuna açıklama yapmaktan vazgeçirmek için yapıldığını vurguladı.

Trešnjev, "Yargıya Yürüyüş" sırasında Yüksek Mahkeme yargıçlarını veya Yüksek Yargı Konseyi üyelerinden hiçbirini görmediğini kaydetti. Bu durumu "kabul edilemez" olarak nitelendiren Yargıç, yargı mensuplarının kamuoyuna çıkıp bu konuya ilişkin tavırlarını açıklamaları gerektiğini belirtti. Meclis Başkanı Ana Brnabić'in diyalog teklifine inanıp inanmadığı sorulduğunda Trešnjev, "diyalogun savcılığın bağımsızlığına derinden müdahale eden yasaların kabulünden önce gelmesi gerektiğini" aktararak Brnabić'e güvenmediğini ifade etti.

Yargıç Trešnjev, yasaların çıkarılmasından önce analiz, ciddi gerekçelendirme ve kamuoyu tartışmasının yapılması gerektiğini, ancak bunun yapılmadığını açıkladı. Yasa taslaklarının Avrupa Birliği aday ülkeleri için Venedik Komisyonu'na gönderilerek Avrupa geleneklerine uygunlukları hakkında görüş alınmasının olağan bir prosedür olduğunu vurguladı. Trešnjev, yasalar kabul edildikten sonra Venedik Komisyonu'nun görüşünün istenmesinin eşi benzeri görülmemiş bir durum olduğunu ve artık diyalogun bir anlamı kalmadığını kaydetti. Anayasa Mahkemesi Başkanı Vladan Petrov'un "yargının başıboş olamayacağı" yönündeki açıklamasına değinen Trešnjev, yargının iktidar mücadelesi vermediğini, yargıçların göreve başladıkları anda üçüncü bir erk olarak iktidarı kullandığını belirtti. Yüksek devlet yetkililerinin yargılanmasını engellemek için yasaların çıkarıldığı, ülkede gerçekte ne olup bittiğinin duyulmaması için medyanın susturulmaya çalışıldığı ve yüksek devlet yetkililerinin sorumluluklarını sorgulayanların zulme uğradığı bir durumda, "başıboş yasama ve yürütme erklerinden" bahsedilebileceğini ifade etti. Trešnjev ayrıca, tüm bunların "tek bir kişinin her şeye karar vereceği ve kurumların işlemeyeceği açık bir otokrasiye" doğru ilerlediğini sözlerine ekledi.