Karadağlı Goran Radoman, 11 yıl önce Yeni Belgrad'daki bir apartmanın otoparkında güvenlik kameralarını etkisiz hale getiren kimliği belirsiz bir saldırgan tarafından 25 el ateş edilerek acımasızca öldürüldü. Polis kayıtlarına göre suç dünyasında tanınan Radoman'ın cinayetinin, o dönemde Kotor Klanı'na ait 200 kilogram kokainin kaybolmasından kaynaklandığı kaydedildi.

Denizci olan Radoman'ın sahibi olduğu bir denizcilik şirketinin uluslararası kokain kaçakçılığı için paravan olarak kullanıldığı belirtildi. Radoman, 2011 yılında Küba'da bir trafik kazasında genç bir kadının ölümüyle ilgili tutuklanmıştı. Goran'ın kardeşi Vladan'ın Radoman'ın Sırbistan'a iadesini talep etmesi üzerine, Sırbistan ve Karadağ tarafından yürütülen süreçte şüpheli adımlar atıldığı aktarıldı. Sırbistan Adalet Bakanlığı'nın Kübalı yetkililere yaptığı başvuruya Küba Adalet Bakanlığı, Radoman'ın Karadağ vatandaşı olması sebebiyle Karadağ Adalet Bakanlığı'nın talep göndermesi gerektiğini bildirdi. İade süreci 2013'e kadar sürdü ve Küba, Karadağ'ın şartları yerine getirmemesine rağmen Radoman'ın transferine izin verdi. Bu şüpheli belge alışverişi nedeniyle, Belgrad medyası resmi olmayan kaynaklara dayandırdığı haberlerde, Sırp bir iş insanının Radoman'ın iadesi için ünlü futbolcu Diego Maradona'yı aradığını, Maradona'nın da o dönemki Küba lideri Fidel Castro nezdinde devreye girdiğini kaydetti.

Goran Radoman'ın cinayeti, tek bir çatı altındaki Kotor Klanı'nı Radoje Zvicer ve Slobodan Kašćelan liderliğindeki Kavač ile merhum Jovan Vukotić, kardeşi Igor ve ortaklarının yönettiği Škaljari olmak üzere ikiye böldü. Her iki çete de uluslararası kokain kaçakçılığına devam ederken, paralel olarak Sırbistan ve Karadağ sokaklarında mafya hesaplaşmaları yaşandı. Çetelerin çevredeki ülkelerde de güçlenmeye çalıştığı ve Sırp yeraltı dünyasında müttefikler edindiği vurgulandı. Bu savaşta bugüne kadar 60'tan fazla kişinin öldüğü tahmin ediliyor; bazıları suçla ilgisi olmayan tesadüfi kurbanlar olarak "yanlış zamanda yanlış yerde" bulunmuştu. Bu suç örgütlerine ilk büyük darbe, Fransa gibi Avrupa Birliği ülkelerinden araştırmacıların, çetelerin iletişim için kullandığı şifreli Sky ECC uygulaması yazışmalarını çözmesiyle vuruldu. Yazışmalardan, işlenen suçların korkunç detayları, en ağır suçların işlenişini gösteren çok sayıda sesli ve görüntülü kayıtlar gün yüzüne çıktı. Bu mesajlar Sırbistan ve Karadağ'daki ilgili soruşturma makamlarına da iletildi. Karadağ'ın organize suçla mücadelede çok daha fazlasını yaptığı, bazı savcıların, hakimlerin, çok sayıda polisin ve güvenlik görevlisinin demir parmaklıklar arkasına gönderildiği belirtilirken, Sırbistan'ın ise hala beklediği gözlemlendi.