Yaklaşık yirmi yıl sonra en üst düzeyde bir araya gelmenin ardından İsviçre Cumhurbaşkanı, Sırbistan'a resmi bir ziyarette bulunuyor. Bu olay, özel bir siyasi ve sembolik önem taşıyor. Belgrad'a gerçekleşen bu ziyaret, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin yüzüncü yıl dönümünün kutlandığı yıla denk gelirken, karşılıklı işbirliğinde yeni bir sayfa açma ve uzun süreli bir aradan sonra siyasi diyaloğu güçlendirme fırsatı olarak kaydedildi. Ziyaret, Sırbistan Cumhurbaşkanı ile yapılacak bir görüşmeyle başlayacak ve görüşmelerin odak noktasında ikili ilişkilerin geliştirilmesi ile Batı Balkan ülkelerinin Avrupa entegrasyonu gibi bölgesel öneme sahip konuların ele alınması bulunuyor. Bu buluşmaya ek bir ağırlık veren unsur ise, İsviçre'nin Kosova'nın bağımsızlığını tanıdığı 2008 yılından bu yana bir İsviçre Cumhurbaşkanının Sırbistan'a ilk kez gelmesi. Bu nedenle, uluslararası ve İsviçre medyasında bu ziyaret, hassas ve sembolik olarak değerlendiriliyor, zira ülke başkanlarının resmi seyahatleri nadir ve dikkatle planlanmıştır. Sırbistan'ın İsviçre Büyükelçisi Dr. Ivan Trifunović, Blic televizyonuna yaptığı açıklamada, "Sırbistan'ı çok önemli bir destinasyon olarak seçmiş olması, ilişkilerimizin son derece içerikli ve iyi olduğunu, her şeyden önce İsviçre hükümetinin Sırbistan ile olan ilişkilere büyük önem verdiğini gösteriyor" şeklinde belirtti. İsviçre'nin bağımsızlığını ilk tanıyan ülkelerden biri olması nedeniyle Kosova'nın tanınması konusu, iki ülke ilişkilerinde bir soğukluğa yol açmıştı. Belgrad, o dönemde Bern'i Sırbistan'ın egemenliğine saldırmakla suçlamış ve büyükelçisini geri çekmişti. Eski Büyükelçi Milovan Božinović, "İsviçreliler bu ziyarete özel bir saygı jestinde bulundular; muhtemelen 2000'li yılların başında Kosova konusundaki anlaşmazlıklardan kaynaklanan yaraları bildikleri ve bunu aşarak ileriye gitme arzusuyla hareket ettikleri değerlendirmesini yaptılar" diye kaydetti. Trifunović, son zamanlarda Bern'den, en azından gayri resmi görüşmelerde ve diplomatik temaslarda farklı bir yaklaşım sergilendiğine dair işaretler olduğunu belirtti. Dr. Trifunović, "Kapalı kapılar ardında, özellikle son zamanlarda İsviçrelilerin olumlu tepki verdiğini söyleyebilirim. Kurti rejiminin Sırpların haklarını tehdit ettiğini fark ettiler ve olumlu bir rol oynamaya çalışıyorlar" diye aktardı. Öte yandan Božinović, İsviçre'nin Kosova sorununa yönelik geçmişteki tutumunu hatırlatırken, uluslararası politikaların zamanla değiştiğini de vurguladı. Božinović, "İsviçre ile ilgili sorun, onun tarafsız bir devlet olmasıydı, ancak ilginç bir şekilde Kosova konusunda, bizim için yasa dışı olan o devleti tanıma doğrultusunda diğerlerinden her zaman bir adım daha fazla ve bir adım daha hızlı hareket etti. Ancak politikalar değişiyor. Devletlerin yakın ilişkilere sahip olma ihtiyaçları devam ediyor ve İsviçre ile iyi ilişkiler içinde olma ihtiyacımız da sürüyor" şeklinde belirtti. Ancak yeni nesil politikacılar, geçmişteki anlaşmazlıklar yerine iki ülkeyi birleştiren ekonomi, reformlar ve ortak çıkarlara odaklandı. İsviçre, Sırbistan'ın dış ticaret partnerleri arasında 26. sırada yer alıyor ve mal değişiminde sürekli bir artış gözleniyor. Daha da önemlisi, altı yüzden fazla İsviçre şirketi şu anda Sırbistan'da faaliyet gösteriyor. Božinović, "İşbirliğinin hizmetler yönünde gelişeceğine inanıyorum çünkü İsviçre ciddi bir sanayi devleti olmasının yanı sıra, özellikle bankacılık olmak üzere hizmetler alanında görkemli bir güce sahip" diyerek sözlerini tamamladı. İki ülke arasındaki ilişkiler, yaklaşık yüz elli bin Sırp kökenli nüfusa sahip geniş Sırp diasporası tarafından da önemli ölçüde güçlendirildi. Sırbistan, İsviçre'nin Batı Balkanlar'daki ana ticaret ortağı olup, Serbest Ticaret Anlaşması 2010 yılından bu yana yürürlükte bulunuyor. İki ülkeyi, askeri tarafsızlıklarında da yansıyan uluslararası durumlara benzer bakış açıları da birbirine bağlıyor.