Sremska Mitrovica Genel Hastanesi'nden damar cerrahisi uzmanı Dr. Vladimir Filipović, genişlemiş kılcal damarların bacaklarda modern çağın bir hastalığı ve birçok insanın sorunu olduğunu belirtti. Dr. Filipović, ilk bakışta sadece estetik bir sorun gibi duran bu durumun, aslında bacaklarda ağırlık, yorgunluk veya sinirlilik hissiyle birleştiğinde kronik venöz yetmezliğin ilk aşaması olabileceğini vurguladı. Filipović, insanların dik yürümesi nedeniyle bacaklardaki damarların büyük bir baskıya maruz kaldığını açıkladı. Organizmanın bu duruma karşı kan damarı duvarının gücü, kanın geri akışını engelleyen damar içindeki kapakçıkların varlığı ve damarlara dışarıdan basınç uygulayarak kanı kalp yönünde yukarı pompalayan bacak kaslarının çalışması olmak üzere üç faktörün ortak etkisiyle kendini savunduğunu aktardı. Bu mekanizmaların başarısız olması durumunda venöz yetmezliğin ortaya çıktığını ve kronik venöz yetmezliğin ilk işaretlerinden birinin bacaklarda genişlemiş kılcal damarların görülmesi olduğunu kaydetti. Uzmanlara göre genişlemiş kılcal damarların oluşum nedenleri iki ana gruba ayrılabilir. İlk grup genetik yatkınlık, obezite, hormonal dengesizlik ve kadınlarda gebelikte sık görülen kılcal damar genişlemelerini içerir. İkinci grup ise yoğun fiziksel çabalar, yaralanmalar ve özellikle modern yaşam tarzını kapsar. Giderek daha fazla insan, uzun süre oturmayı veya ayakta durmayı gerektiren işlerde çalışıyor. Uzun süre oturmak, özellikle ayak bileği bölgesinde bacak bacak üstüne atmak, damarlar üzerinde dış basınç oluşturarak kan akışını zorlaştırır ve damar duvarlarına uygulanan basıncı artırır. Uzun süre ayakta kalmak da benzer bir etkiye sahiptir. Kan akışı açısından bakıldığında, birkaç adım sağa veya sola uzun süre yürümek de ayakta durmakla aynıdır. Gün içinde fiziksel aktivite eksikliği tüm durumu daha da kötüleştirmektedir. Kadınlar, erkeklere göre genişlemiş kılcal damarlara çok daha sık sahiptir ve bu durum genellikle bacaklarda olmakla birlikte vücudun herhangi bir yerinde de ortaya çıkabilir. Dr. Filipović, bu damarların başlangıçta iplik benzeri pembe izler şeklinde göründüğünü, ancak sorunun ciddileşmesiyle koyu mor bir renk aldığını vurguladı. Filipović, bazen tek başına ortaya çıktıklarını, bazen ise huzursuz bacaklar, ağrılar ve baldırda şişlik gibi kronik venöz yetmezliğin diğer belirtileriyle birlikte görüldüğünü belirtti. İster tek başına ister diğer belirtilerle birlikte görülsünler, hastalığın başlangıcını temsil ettiklerini ve bu nedenle gelişimini önlemek için hemen harekete geçilmesi gerektiğini açıkladı. Genişlemiş kılcal damarlar, boyutlarına bağlı olarak lazer uygulaması ve skleroterapi gibi modern yöntemlerle tedavi edilebilir. Lazer uygulaması ağrısız ve non-invaziv bir yöntem olup, küçük, tekil, çizgi şeklindeki kılcal damarların tedavisi için uygundur. Daha büyük, belirgin kılcal damarlar, özellikle örümcek ağına benzeyenler ve venüllerde ise skleroterapi, yani özel bir köpüğün enjekte edilmesi işlemi yapılır. Bu iki yöntem, genişlemiş kılcal damarları ortadan kaldırmada başarılı olsa da, yeni kılcal damarların oluşumunu engelleyemediği gibi venöz hastalığın diğer semptomlarını da ortadan kaldıramaz. Kronik venöz yetmezliğin ve dolayısıyla genişlemiş kılcal damarların tedavisinin bir yolu da eczacı veya seçilen doktor tavsiyesiyle ilaç tedavisinin başlatılmasıdır. Dr. Vladimir Filipović, kronik venöz yetmezliğin tedavisinde kullanılan temel ilaçlardan birinin diosmin ve hesperidin bazlı bir ilaç olduğunu belirtti. Diosmin'in kronik venöz yetmezliğin tedavisinde en sık kullanılan aktif maddelerden biri olduğunu ve hesperidinden elde edilen “vazoprotektif” adı verilen gruba ait olduğunu kaydetti. Preparatlarda her ikisinin de farklı oranlarda bulunduğunu açıkladı. Hesperidin'in Sırbistan'da yetiştirilen özel bir küçük portakal türünün olgunlaşmamış meyvelerinden elde edildiğini vurguladı. Diosmin'in damarlardaki kan akışını iyileştirdiğini, damarların tonusunu artırdığını, damar genişliğini azalttığını, kılcal damar duvarından sıvı sızmasını azalttığını ve kılcal damar ile damar duvarının sağlamlığını artırdığını bildirdi. Filipović, kullanılan preparatların sistemik olarak tüm dolaşım üzerinde etki eden oral kullanım veya belirli bir bölgede hedeflenen etki sağlayan topikal, yani krem veya jel formunda olabileceğini aktardı. En iyi sonuçların oral ve topikal preparatların eş zamanlı kullanımıyla elde edildiğini kaydetti. Preparatların kullanımıyla birlikte yaşam tarzı değişikliği, yani vücut ağırlığının azaltılması, fiziksel aktivitenin artırılması ve sigarayı bırakmanın da gerekli olduğunu vurguladı. Bilgi ve sabırla, genişlemiş kılcal damarlar günümüzde tedavi edilebilen bir hastalıktır. Zamanında müdahale etmek önemlidir. Sağlıklı ve güzel bacaklar için!