Sırbistan'da 16-29 yaş aralığındaki her sekiz genç kadından biri internette tehdit veya şantaja maruz kalırken, mağdurların yüzde 60'ı polise başvurmuyor. Dijital şiddete ilişkin son araştırma, tacizin arkasında çoğu zaman eski partnerlerin ve tanıdıkların bulunduğunu ortaya koyuyor.

Araştırmaya göre genç kadınlar ve kız çocukları internette mahrem fotoğrafların yayımlanmasıyla tehdit, sahte görüntüler ve sahte profiller üzerinden taciz gibi çeşitli dijital şiddet biçimleriyle karşılaşıyor. "Mahrem fotoğrafların bende. Hepsini okulundakilere göndereceğim", "Yüzünü sahte bir görüntüye yerleştirdim. Beni engellersen internette yayımlayacağım", "Beni boşuna engelliyorsun. Yüz tane daha sahte profil açacağım. Nerede olduğunu biliyorum" gibi mesajlar bu tür tacizin örnekleri arasında yer alıyor.

Tehdit ve şantajların arkasında genellikle mağdurların yakın çevresindeki erkekler, eski partnerler ve tanıdıklar bulunuyor. Tehlikeyi fark etmelerine rağmen birçok genç kadın, sonuçlarından ve şiddetin sürmesinden korktuğu için sessiz kalmayı seçiyor.

Kadın ve vatandaşların güçlendirilmesi ve gelişimi derneği "OsnaŽene"den Ana Zdravković, hakaret içeren yorumlar gibi dijital şiddetin daha hafif biçimlerinde faillerin genellikle anonim profiller ardına saklanan yabancılar olduğunu belirtiyor. Zdravković, kadınların korkusunun genellikle yersiz olmadığını, şiddeti bildirmeleri ve dile getirmeleri halinde bunun daha da yoğunlaşabileceği ve dijital dünyadan fiziksel dünyaya taşınabileceği endişesi taşıdıklarını ifade ediyor.

Mağdurlar şiddeti dile getirmeye cesaret ettiklerinde çoğunlukla aile üyelerine veya arkadaşlarına açılıyor. Araştırma, mağdurların yüzde 60'ının başvurunun sonuç vermeyeceğine inandığı için polise gitmediğini gösteriyor.

Zdravković, bir arkadaşının yakın zamanda bir erkeğin Telegram gruplarında kendisi gibi davranarak onun adına cinsel hizmet teklif etmesiyle karşılaştığını anlatıyor. Olayın ardından farklı erkeklerin arkadaşını aradığını ve günlerce taciz ettiğini belirten Zdravković, arkadaşının her şeyi doğru yaptığını, olayı belgelediğini, kanıtları sakladığını ve hemen polise gittiğini, ancak polisin olayda suç unsuru bulunmadığı gerekçesiyle kendisini geri çevirdiğini aktarıyor.

Uzmanlar ise mağdurlara, kimsenin kendilerine inanmayacağı korkusuyla şiddeti bildirmekten vazgeçmemeleri çağrısında bulunuyor. Ciddi tehdit ve şantajların en yakın polis karakoluna veya 192 numaralı telefona başvurularak bildirilmesi gerekiyor. Yetkili kurumların etkili işlem yapabilmesi için kanıtların da doğru şekilde saklanması önem taşıyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Teknoloji Suçları Dairesi'nin emekli başkanı Saša Živanović, orijinal mesajların, kullanıcı adının ve tacizin yapıldığı profile ait tam bağlantının yanı sıra fotoğraf, video kaydı ve sesli mesajların özgün biçimde saklanmasının kritik olduğunu söylüyor. Živanović, mağdurun orijinal mesajları silmemesi, yazışma içeriğini değiştirmemesi ve mümkünse iletişimin gerçekleştiği orijinal cihazı ve hesabı korumasının özellikle önemli olduğunu belirtiyor.

Uzmanlar, kanıt ve teknolojiden önce mağdurun yaşadığı şiddetten kendisinin sorumlu olduğu yönündeki kökleşmiş inancın değiştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Mağdurların utanç duymaması ve yaşadıklarını saklamaması gerektiğini belirten uzmanlar, failin sahte bir profil ardına saklanmasının tespit edilip cezalandırılmayacağı anlamına gelmediğini ifade ediyor.