Sırbistan'da inşaat halindeki bir dairenin satın alınması, emlak vergisi ödeme yükümlülüğünün ne zaman başlayacağı konusunda sıklıkla bir ikilem yaratmaktadır. Vergi dairelerinin yalnızca sahadaki "fiili durumu" esas aldığı belirtildi; bu durum, birçok kişinin sandığının aksine, verginin yalnızca iskan ruhsatı alındıktan sonra değil, kuralların farklı işlediği zamanlarda da ödenebileceği anlamına geliyor. Sırbistan'daki mülk sahiplerinin, yasal olarak her gayrimenkulü, yasallaştırılmış veya kullanılmakta olup olmadığına bakılmaksızın bildirme yükümlülüğü bulunduğu aktarıldı. Vergi beyannamesinin, satış sözleşmesinin imzalanmasından itibaren 30 gün içinde sunulması gerektiği belirtildi. Ödeme yükümlülüğünün ise hakkın kazanılması, kullanıma başlanması, yapının ikamete hazır hale gelmesi veya iskan ruhsatının verilmesi gibi ilk gerçekleşen andan itibaren başladığı kaydedildi. İnşaat halindeki mülklerde verginin, satın alma işleminden hemen sonra değil, gayrimenkulün işlevsel hale geldiği anda ödendiği açıklandı. Vergi dairelerinin, alanın ikamet için uygun olup olmadığını belirli kriterlere göre değerlendirdiği vurgulandı. Sırbistan Maliye Bakanlığı, belirleyici faktörün yapının ikamete hazır olup olmadığı olduğunu, resmi bir iskan ruhsatının bulunup bulunmadığının olmadığını önemle vurguladı. Binalarda her işlevsel birimin ayrı ayrı değerlendirildiği belirtildi. Buna göre, zemin kattaki bitmiş bir işyeri için vergi ödenirken, henüz kullanıma hazır olmayan üst kattaki bir dairenin vergilendirilmediği kaydedildi. Yüzey alanı 500 metrekareyi aşan büyük binalar veya bunların bölümleri için daha sıkı kuralların geçerli olduğu aktarıldı. Yapının tamamlanmamış veya kullanılmıyor olsa bile vergi yükümlülüğünün otomatik olarak ortaya çıkabileceği bildirildi. Kendi inşa ettiğiniz veya adapte ettiğiniz bir gayrimenkulü satmaya karar vermeniz durumunda, sermaye kazancı vergisi sorunuyla karşılaşabileceğiniz belirtildi. Bu verginin, satış ve edinme değeri arasındaki farkı temsil ettiği açıklandı. Malzeme ve yapılan işlere ait orijinal faturaların bulunmaması halinde, vergi idaresinin edinme değerini, vergi yükümlülüğünün doğduğu yıldaki emlak vergisi matrahına göre belirleyeceği ve bunun da vergi yükünüzü önemli ölçüde artırabileceği ifade edildi. Yatırımların bilirkişi raporları veya tanıklar aracılığıyla da kanıtlanabilmesine rağmen, ispat yükünün tamamen vatandaşta olduğu vurgulandı. Bu nedenle, tüm yatırımcılar ve mülk sahipleri için anahtar tavsiyenin, devletin vergiyi idari olarak belirlenmiş, genellikle daha az elverişli bir değere göre hesaplamasını önlemek amacıyla tüm yatırım belgelerini toplamaları olduğu belirtildi.