Büyük şehirlerdeki birçok emlak alıcısı için kâbus senaryosu, güzel manzaralı ve bol gün ışığı alan bir daire satın aldıktan bir yıl sonra pencerenin önüne yeni bir binanın yükselmesi ve iki yıl sonra oturma odasından güneşi görmeyi tamamen unutmak şeklinde ortaya çıkmaktadır. Ancak kentsel planlama uygulamaları ve yasal düzenlemeler, bu tür durumları önleyen mekanizmalara sahiptir; bunlardan en önemlisi "57 derece kuralı" olarak adlandırılan uygulamadır. 4zida Facebook sayfasında da belirtildiği üzere, fiziksel bir terim gibi karmaşık gelse de, bu kural aslında dairenizi doğal ışık kaybından koruyan kilit bir faktördür. Bu tür durumların engellenmesi için kentleşme pratikleri ve yasal düzenlemeler çeşitli mekanizmalar içermektedir. Bir yatırımcı mevcut bir yapının hemen yanına yeni bir bina inşa etmeyi planladığında, mimar binayı arsaya istediği gibi yerleştiremez. Projelendirme sırasında, komşu dairelerin pencerelerine güneş ışınlarının girdiği 57 derecelik açının kesinlikle gözlemlenmesi gerekmektedir. Bu açının özellikle kullanılmasının nedeni, güneşin yıl boyunca konum değiştirmesidir. 57 derecelik açı, güneşin gökyüzündeki en alçak noktada olduğu kış aylarında bile ışığın odalarınıza engelsiz ulaşacağının güvencesini aktarmaktadır. Yatırımcılar ve proje tasarımcıları için bu kurala uymak, sahada somut yükümlülükler getirmektedir. Emlak alıcıları için ise bu kentsel planlama kurallarını bilmek son derece önemlidir; çünkü bu, yaşam kalitelerinin ve mülklerinin değerinin komşuluktaki agresif inşaatla bozulmamasını güvence altına almaktadır.