Radar haftalık dergisinin gazetecisi Sandra Petrušić, N1 televizyonuna yaptığı açıklamada, Đura Macut Hükümeti'nin kuruluşunun birinci yıl dönümünü değerlendirerek, Sırbistan'ın şimdiye kadar hiç bu kadar düşük bir seviyeye düşmediğini belirtti. Petrušić, mevcut hükümetin "medeniyetin tamamen yıkımı" anlamına geldiğini vurguladı ve Eğitim Bakanı Dejan Vuk Stanković ile Enformasyon Bakanı Boris Bratina'nın icraatlarını aktardı. Petrušić, Eğitim Bakanı Dejan Vuk Stanković'in üniversitelerden ilkokullara kadar eğitimi yok ettiğini ve Enformasyon Bakanı Boris Bratina'nın "polisin öğrencileri öldürebileceğini" söylediğini aktardı. Gazeteci, daha önce kötü bakan ve başbakanların olduğunu ancak şimdi "medeniyetin tamamen yıkılmasına" tanık olunduğunu kaydetti. N1 muhabirinin dünkü Meclis oturumuna, yani çoğunluk partisinden meclis üyelerinin yeterli çoğunluk (kıdem) sağlamamak için salondan ayrılmasına ilişkin sorusu üzerine Petrušić, bu tür bir hamlenin "hepimize yapılan bir eziyet" olduğunu belirtti. Bir oturumun planlanıp önceden yeterli çoğunluk olmayacağının söylenmesinin "demokrasiyle, muhalefetle ve nihayetinde seçmenlerle alay etmek" olduğunu ifade etti. Macaristan'daki son seçimler ve Sırbistan'la paralellikler hakkında sorulan bir soruya Petrušić, temel farkın "şu anda bizi kimsenin yönetmemesi" olduğunu değerlendirdi. Macarların, geçmişinde olumsuz çağrışımları olan deneyimli bir politikacı olan Peter Magyar'a sahip olduğunu; Magyar'ın Viktor Orban'ın partisindeyken edindiği bilgileri Orban'ın eksikliklerine odaklanarak büyük bir parti kurmak için kullandığını aktardı. Peter Magyar'ın seçim öncesi taktikleri ve Avrupa Birliği'nin benzer bir ilkeyi Aleksandar Vučić rejimi ile Sırbistan'a uygulayabileceği sorusu üzerine Petrušić, iktidarın Brüksel'den gelen bu tür mesajları ne kadar ciddiye aldığından emin olmadığını kaydetti. AB'nin "sözde Mrdić yasalarının" uygulanmasının derhal durdurulmasını istediğini ancak Sırbistan rejiminin bunu yapmadığını bildirdi. Petrušić, AB'nin demokrasi, devletin üniversiteler üzerindeki baskısının kaldırılması, medya özgürlüğü ve nihayetinde insanların özgürlüğünü talep ettiğini vurgularken, AB parlamenterlerinin ve Sırbistan muhalefetinin yardımların tamamen kesilmesini değil, paranın devlete değil, medyaya ve sivil toplum kuruluşlarına yönlendirilmesini savunduğunu açıkladı.