Sırbistan'ın Novi Belgrad bölgesinde düzenlenen protestoların ardından polis, dün gece şehirde devriye gezerek gösterilere katıldığından şüphelenilen kişileri gözaltına aldı. Sosyal medya paylaşımlarına göre gözaltına alınanların çoğunluğunu öğrenciler oluşturdu. Yayınlanan fotoğraf ve videolarda, öğrencilerin duvarlara yaslanmış ve tam teçhizatlı polis tarafından çevrelenmiş olduğu, ayrıca gösteri alanına yakın sokaklarda polis minibüslerinin geri dönen vatandaşları ve öğrencileri bekleyip ardından tutukladığı belirtildi. Bu durum, kamuoyunda "öğrenci avı" olarak yorumlanırken, polisin bu tür eylemlere yetkisi olup olmadığı sorusu gündeme geldi.

Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Avukat Rodoljub Šabić, durdurma, kimlik kontrolü ve gözaltına almanın polis memurlarının olağan yetkileri arasında yer aldığını bildirdi. Ancak Šabić, bu yetkilerin keyfi olarak değil, kanuna dayanarak ve yasal düzenlemelere uygun şekilde kullanılması gerektiğini vurguladı. Özellikle sivil polis memurları için yetkilerini kullanmaya başlamadan önce resmi rozet ve kimliklerini gösterme zorunluluğunun son zamanlarda sıklıkla ihlal edildiğini kaydeden Šabić, üniformalı polislerin de talep üzerine bu kimlikleri göstermekle yükümlü olduğunu hatırlattı. Šabić, kimlik kontrolü gibi "en zararsız yetkinin" bile kanunda öngörülen geçerli nedenler olmaksızın uygulanamayacağını aktardı. Polis memurlarının, kişinin kimlik kontrolü nedeni hakkında bilgilendirilmesi ve her bireyin onuruna, itibarına ve şerefine saygı göstererek insancıl bir şekilde hareket etmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

Protestocu vatandaşlara hakaret eden ve bazılarını dövmekle tehdit eden bazı polis memurlarının uygunsuz davranışlarına ilişkin iddiaları da değerlendiren Šabić, polisin kesinlikle bu tür eylemlerde bulunmaması gerektiğini belirtti. Polis Kanunu'nun, memurların görevlerini yasalara ve mesleki kurallara uygun olarak ve Polis Etik Kuralları'na saygı göstererek yapmasını açıkça öngördüğünü ifade eden Šabić, küfür, hakaret ve kötü muamelenin vatandaşların beklentileri arasına girmediğini ve bu tür davranışların belirtilen standartlarla hiçbir şekilde bağdaşmadığını açıkladı. Šabić, İçişleri Bakanlığı'nın (MUP) itibarını zedeleyen davranışların, Polis Kanunu'na göre ağır iş yükümlülüğü ihlali sayıldığını ve iş akdinin feshine kadar varabilen yaptırımları olabileceğini hatırlattı. Ancak Šabić, tüm bunlara rağmen yetkililerin dün geceki yasa ve standart ihlallerine tepki vermesini beklemenin gerçekçi olmadığını, daha önce de birçok olumsuz duruma tanık olunduğunu ve tepkisiz kalındığını sözlerine ekledi.