Bankacılık sektöründe güvenin artık görünmez bir değer olan siber güvenlik aracılığıyla inşa edildiği belirtildi. Dijitalleşen dünyada bankaların ceplerde taşınır hale gelmesiyle birlikte, güvenlik meselesinin diğer tüm faktörlerden daha önemli hale geldiği kaydedildi. Dijitalleşme, para yönetimi şeklini değiştirdi. Sırbistan'da bugün yaklaşık 5 milyon mobil bankacılık kullanıcısı bulunduğu, Avrupa'da ise müşterilerin yüzde 65'inden fazlasının bankalarla birincil iletişim kanalı olarak dijital yöntemleri kullandığı aktarıldı. Bankacılığın artık mesai saatleriyle sınırlı kalmayıp sürekli erişilebilir olduğu vurgulandı. Ancak dijitalleşmenin arttığı yerde risklerin de arttığı vurgulandı. Küresel siber suçların yıllık 10,5 trilyon dolara varan zarara yol açtığı, bunun onu dünyanın en büyük 'ekonomileri' arasına soktuğu açıklandı. Finans sektörünün en pahalı hedeflerden biri olduğu, bankalara yönelik ortalama bir saldırının olay başına yaklaşık altı milyon dolara mal olduğu ve endüstrinin toplam kayıplarının yüz milyarlarca dolara ulaştığı bildirildi. Bu nedenle finansal kurumların en sık hedef alınan yerler arasında yer aldığı belirtildi. Tehditlerin artık sadece teorik olmaktan çıktığı, Hong Kong'daki yakın tarihli bir vakanın bunu gösterdiği kaydedildi. Bir şirketin video görüşmesi aracılığıyla 25 milyon dolar dolandırıldığı, saldırganların deepfake teknolojisi kullanarak şirket yöneticilerini taklit ettikleri ve gerçek zamanlı olarak bir çalışanı para transferi yapmaya ikna ettikleri açıklandı. Bu olayda sistemin değil, insanın aldatıldığı vurgulandı. Bu nedenle güvenlik, artık ek bir işlevsellik olarak görülemez; bankanın temel sorumluluğudur. Müşterinin arka planda çalışan sistemleri görmese de, bunların kusursuz bir şekilde işlemesini beklediği belirtildi. Çağdaş bankaların bugün yapay zeka ve gelişmiş analitikleri gerçek zamanlı şüpheli faaliyetleri tespit etmek için kullandığı bildirildi. Davranış kalıplarının analiz edildiği, sapmaların saptandığı ve sorun görünür hale gelmeden önce tepki verildiği aktarıldı. Başka bir deyişle, sistemin neyin 'normal' olduğunu anlaması gerektiği, böylece normal olmayan durumları zamanında tanıyabileceği vurgulandı. Ancak sadece teknolojinin yeterli olmadığı belirtildi. Küresel raporlar, güvenlik olaylarının yüzde 70'inden fazlasının insan faktörünü içerdiğini gösterdiğini aktardı. Saldırganların sistemleri kırmaya daha az, kullanıcıları sahte mesajlar, e-postalar veya aramalar aracılığıyla kandırmaya daha sık çalıştığı belirtildi. Tek bir yanlış tıklamanın ciddi sonuçlar doğurabileceği kaydedildi. Bu nedenle siber güvenliğin ortak bir sorumluluk haline geldiği vurgulandı. Bankaların, koruma sistemlerini sürekli iyileştirmenin yanı sıra müşterilerini riskleri tanıma ve verilerini koruma konusunda eğitme görevine sahip olduğu bildirildi. Bunun olmadan, en gelişmiş teknolojinin bile tam etki gösteremeyeceği açıklandı. Bu bağlamda, bankanın rolünün değiştiği belirtildi. Artık sadece bir finansal aracı değil, aynı zamanda dijital güvenlikte bir ortak olduğu vurgulandı. Bu durumun, görülmeyen ancak her gün teyit edilen yeni bir güven boyutu oluşturduğu kaydedildi. Çünkü dijital dünyada güvenin artık soyut bir kategori olmadığı aktarıldı. Her bir tıklamanın güvenliğiyle ölçülen çok somut bir değere sahip olduğu belirtildi. Ve güvenin, diğer birçok şeyin aksine, enflasyona tabi olmayan tek para birimi olduğu belirtildi.