Sırbistan Başbakanı Ana Brnabić'in Novi Sad'daki olayların ardından "kırmızı çizgiler aşıldı" şeklindeki açıklamasının ardından Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Borko Stefanović, Başbakan Brnabić'in şiddet uygulayanları ve mafyayı savunduğunu belirtti. Stefanović, Brnabić'in Matica srpska kutlamasını barışçıl Novi Sad vatandaşlarından gasp eden kişileri koruduğunu kaydetti.

Stefanović, Hz. İsa'nın Sevgililer Günü'nde doğduğunu söylediği iddia edilen bir kişinin, kimsenin Kiliseyi hedef almadığını vurgulayarak, Kiliseyi savunmasının absürt olduğunu aktardı. Şiddet, saldırganlar ve sistemik yolsuzluktan sorumlu tuttuğu "İlerleme Partisi kliğinin" Novi Sad'a "karanlığın örtüsü altında", iddialara göre suçluların, saldırganların ve "kör" polisin yardımıyla geldiğini vurguladı. Bu grupların kurbanlarla ve adalet talepleriyle alay etmeyi amaçladığını sözlerine ekledi. Sırbistan Savunma Bakanı Miloš Vučević'in Sırp Ulusal Tiyatrosu sahnesinden yaptığı konuşmaya değinen Stefanović, Matica'nın "kale" olduğu hikayesinin arkasında skandalların, hileli milyonluk anlaşmaların ve vatandaşların cebinden para çalan kişilerin yattığını açıkladı. Vučević'in "sahte Sırplığı savunmak için bir kaleden" bahsettiği sırada etrafında çatının gölgeleri, çeşitli Bocarlar ve Zbiljiçler, hileli milyonluk işler, vatandaşlara silah çekme ve ortaklarla tatile gidilen özel ve devlet uçaklarının görülebileceğini kaydetti.

Stefanović, Başbakan Ana Brnabić'in bilinçli olarak vatandaşlar arasındaki çatışmaları körüklediğini ve rejimi "kale" içine kapatarak kendi halkından savunduğunu belirtti. Suçlularının dün gece yine vatandaşların ve öğrencilerin kanını döktüğünü gizlemeye çalıştıklarını bildirdi. Matica'nın her zaman özgürlük, kültür ve haklar mücadelesinde bir arı kovanı olduğunu ifade eden Stefanović, dün geceki şiddet ve utancın "Sırbistan'ı esir alan suç çetesine" karşı açılacak iddianamenin bir parçası olacağını vurguladı. Başbakan Brnabić ise Novi Sad'daki olaylar hakkında yaptığı açıklamada, "bu bir kırmızı çizgidir" ifadelerini kullanarak yaşanan sahnelerin kabul edilemez olduğunu ve Sırbistan'ın 1945'ten bu yana böyle görüntüler görmediğini belirtmişti. Brnabić, kurumların saldırıya uğradığını ve devletin tepki göstermesi gerektiğini de sözlerine eklemişti.