Sırbistan’da bazı yerli üreticilerin, piyasada oluşan süt fazlasından dolayı satılamayan sütleri döktüğü bildirildi. Buna rağmen, marketlerdeki tüketiciler, bir litre süt için neredeyse 148 dinar ödemeye devam ediyor. Süt alım fiyatı ile perakende fiyatı arasındaki farkın ise 118 dinara kadar çıktığı vurgulandı.

Sırbistan, son zamanlarda Avrupa'dan gelen fazla sütlerle başa çıkmakta zorlanıyor. Bu durum, süt işleyen işletmelerin yerli üreticilerin süt alımını azaltmasına yol açıyor. Yerli üreticiler, sütlerini başka bir yere satamaz veya işleyemezse, bu sütleri dökmek zorunda kalıyor.

Pazar koşulları gereği, taze süt fiyatlarının yüksekliğinin nedenleri merak ediliyor. Yerli üreticilerin sütlerini döktüğü halde marketlerdeki fiyatların neden yükseldiği sorgulanıyor. Barındırdığı fazla süt nedeniyle, süt alım fiyatlarının düştüğü de belirtiliyor. Yerli üreticiler, litre süt için sadece 30 ila 55 dinar alıyor.

Sırbistan İstatistik Kurumu’na göre, Aralık ayında marketlerde bir litre taze süt fiyatı neredeyse 147,9 dinar oldu. Geçtiğimiz yıl Aralık ayında bu fiyat 147,13 dinar olarak kaydedilmişti. Bu durumda, Aralık 2025'te süt fiyatlarının ortalama 0,8 dinar artmış olduğu, piyasa fazlası olmasına rağmen dikkat çekiyor.

Aralık 2025'te süt alım fiyatı ile perakende fiyatı arasındaki fark 93 ila 118 dinar arasında değişiyor. Belgrad Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden Profesör Vlade Zarić, bu durumu, küçük piyasa kapasitemiz ve Avrupa Birliği ile imzalanan serbest ticaret anlaşmalarına bağlıyor. Bu durum, yerli küçük üreticilerin, büyük Avrupa üreticileriyle rekabet etmesine neden oluyor.

Zarić, büyük miktarda süt girişinin yerli arz üzerinde baskı yarattığını kaydederken, bunun da fiyatların düşmesine neden olduğunu vurguladı. Fakat bu durumu, tüketici pazarında bir değişimin olmamasına bağlayarak, monopolistik yapıların etkinliğini sorguladı. Devletin kâr marjlarını sınırlama çabalarının, büyük işletmelerin baskısını küçük üreticilere aktardığını ifade etti.

Yerli üretim miktarının azaltılmasının etkin bir çözüm oluşturmayacağını belirten Zarić, entegre tedarik zincirlerinin oluşturulması gerektiğini önerdi. Ancak, büyük oyuncuların, kendi çıkarları gereği bu adımı atmadığını aktardı.

Zarić, ayrıca pazar oyuncularının, fiyatların neden düşmediğine dair geçerli nedenler bulabildiğini belirtti. Sonuç olarak, küçük üreticilerin, pazarda etkili olma kapasitesinin kısıtlı olduğunu ve müşteri-prodüktör arası ilişkilerde sıkışan bir yapı bulunduğunu vurguladı. Temel gıda ürünleri için olan talebin düşük esneklik gösterdiğini ve bu durumun fiyat duyarlılığını belirlediğini ifade etti.

Sorunların çözümü için hızlı adımlar atmanın mümkün olmadığını, mevcut sistemin oldukça karmaşık olduğunu ve uluslararası standartlara uygun süreçler geliştirilmesi gerektiğini belirtti.