Son araştırmalar, Z Kuşağı'nın önceki nesillere göre daha az cinsel ilişkiye girdiğini bildirdi. Cinsel sağlık uzmanları, bu trendin olası nedenleri hakkında açıklamalarda bulundu. Z Kuşağı üyelerinin, özellikle pandeminin başlangıcından bu yana, sosyal olarak önemli ölçüde daha az aktif hale geldiği kaydedildi. Bu durumun, onların doğrudan sosyal temaslar yerine ekranlarla büyümesi nedeniyle bir dereceye kadar anlaşılabilir olduğu ifade edildi. Z Kuşağı, 1997 ile 2009 yılları arasında doğan bireyleri kapsamaktadır. Günümüzde flörtleşme ve tanışma, eskisi kadar kolay değildir. Tanışma uygulamaları, partner bulmanın ana yolu haline gelirken, bir parmak hareketi çoğu zaman bir kişinin tanışıp tanışmayacağına karar verdi. Eski nesiller cinsellik hakkında her zamankinden daha açık konuşurken, podcast'lerde ve televizyon programlarında detayları sıkça paylaşırken, Z Kuşağı'nın bir kısmının samimi ilişkilerde zorluklarla karşılaştığı aktarıldı. Kimi eleştirel sesler, gençlerin günümüzde daha az alkol tüketmesi, daha az uyuşturucu kullanması ve genel olarak daha az dışarı çıkmasının bir neden olabileceğini öne sürse de, cinsel sağlık uzmanları farklı bir açıklama sundu. Cinsel sağlık uzmanı Dr. Mark Perera, LADbible ile yaptığı söyleşide, bu olgunun nedenlerini kesin olarak belirlemenin güç olduğunu belirtti. Perera, "Çok sayıda sosyal araştırma, Z Kuşağı'nın daha az cinsel ilişkiye girdiğini gösteriyor, ancak bunun nedenini kesin olarak söylemek zor. Nedenlerin büyük bir kısmı stres, ekonomik ve barınma sorunlarıyla bağlantılıdır. Ayrıca gençlerin samimiyet ve rahatlama için uygun koşulları oluşturma imkanına sahip olup olmadıkları da bir sorudur" ifadelerini aktardı. Perera, Z Kuşağı'nın samimi ilişkilerdeki sorunlarının, dünyadaki genel hoşnutsuzluk ve finansal fırsat eksikliği ile bağlantılı olabileceğini, bu durumun da büyük ölçüde anlaşılabilir olduğunu vurguladı. Dr. Perera, başka bir önemli unsurun daha bulunduğunu kaydetti. Perera, "Kendi ihtiyaçlarını anlama sorunu da var. Bu, toplumsal beklentileri takip etmek değil, 'Cinsel ilişkiye hazır mıyım?', 'Cinsel ilişki yaşamak istiyor muyum?', 'Şu anki libidom ne durumda?' gibi sorular sormaktır. Bunun daha çok kendini daha iyi anlamakla ilgili olduğuna inanıyorum" şeklinde açıkladı. Stresin yanı sıra, dikkate alınması gereken başka faktörler de bulunmaktadır. Örneğin genç erkeklerde internetteki olumsuz etkiler, karşı cinsle olan ilişkilerindeki şanslarını azaltabilir. Z Kuşağı'nın daha az alkol tüketme gerçeğinin de belirli bir etkisi olabileceği belirtildi. Cinsel ilişkilerin sıklığındaki azalma, yalnızca bir yaş grubunun sorunu değildir. Araştırmalar, ortalama ilişki sayısının evlendikten sonra bile azaldığını kaydetti, bu da eski stereotipleri bir şekilde doğrulamaktadır. Ancak, ilişki sayısının belirleyici olmadığını, samimi yaşamın kalitesinin daha önemli olduğunu unutmamak gerekmektedir. Bu sorunla karşılaşan Z Kuşağı üyelerine, yalnızca internet tavsiyelerine güvenmek yerine gerçek hayatta biriyle tanışmaya çalışmaları önerildi. Metnin yazarı, kendisinin de bu kuşağa ait olduğunu belirtirken, herkesin kendisine en uygun olanı seçebileceğini aktardı.