Beslenme ve Diyet Uzmanı Mia Pešić Jolović, Sırbistan'ın Blic zdravlje yayın organına verdiği röportajda, kahvenin kendi başına bir sorun olmadığını, ancak bilinçsiz, yanlış zamanda ve yanlış biçimde tüketildiğinde sorun teşkil ettiğini belirtti. Jolović, kahveden vazgeçmeye gerek olmadığını, daha akıllıca tüketmenin yeterli olacağını kaydetti. Pešić Jolović, beslenme uzmanı olarak, nadiren kahvenin kendisinde sorun gördüğünü, sorunun neredeyse her zaman kahve seçimi ve beraberindeki alışkanlıklarda olduğunu vurguladı. Kafelerde sunulan espresso veya uzun espresso gibi kahvelerin, eklenmiş şeker ve katkı maddesi içermeyen daha saf formlar olduğunu ve bu seçenekleri ev dışında tüketim için en sık önerdiğini aktardı. Diğer yandan, otomatik makinelerdeki kahvelerin sıklıkla gizli kalori ve şekerler içerdiğini belirten Pešić Jolović, 3'ü 1 arada veya 2'si 1 arada gibi poşet instant kahvelerin de pratik olmalarına rağmen yüksek miktarda şeker, hidrojene yağlar içerdiğini ve kısa süreli enerji artışına ardından ani düşüşe neden olduğunu açıkladı. Bu tür kahveleri günlük iyi bir seçenek olarak görmediğini kaydetti. Pešić Jolović, çoğu kişinin göz ardı ettiği bir konuya dikkat çekerek, günde 2-3 fincan kahveye her seferinde 1-2 çay kaşığı şeker eklenmesinin günlük gizli şeker alımında önemli bir miktar oluşturduğunu ifade etti. Kafein ve şeker kombinasyonunun hızlı bir enerji artışı sağladığını, ancak ardından gelen ani düşüşün gün içinde daha fazla tatlı isteğini tetiklediğini vurguladı. En yaygın alışkanlıklardan birinin uyanır uyanmaz ve aç karnına kahve içmek olduğunu aktaran Mia Pešić Jolović, bunun ideal bir durum olmadığını belirtti. Kahvenin kahvaltıdan sonra veya kahvaltıyla birlikte tüketilmesinin çok daha iyi bir seçim olduğunu, bu şekilde vücudun zaten "aktifleştiğini" ve kahvenin daha istikrarlı bir etki sağladığını kaydetti. Pešić Jolović, kafeinin hafif bir idrar söktürücü etkisi olduğunu ve sıvı kaybına katkıda bulunabileceğini, ayrıca kahvenin aç karnına içildiğinde mideyi daha fazla tahriş edebileceğini açıkladı. Kahvenin yanında bir bardak su içmenin hidrasyona yardımcı olduğunu, kafeinin etkisini hafiflettiğini ve mide üzerindeki yükü azalttığını vurguladı. Mia Pešić Jolović, modern tavsiyelere göre günde yaklaşık 2 ila 3 fincan olmak üzere ölçülü kahve tüketiminin çoğu sağlıklı birey için güvenli kabul edildiğini aktardı. Ancak kahvenin öğünlerin yerini alması, hızlı enerji kaynağı haline gelmesi veya duyguları bastırma aracı olarak kullanılması durumunda sorunların ortaya çıktığını belirtti. Kahvenin sadece bir uyarıcı olmadığını, aynı zamanda antioksidanlar ve biyoaktif bileşikler içerdiğini ve bunların sağlığa olumlu etkileri olabileceğini vurguladı. Araştırmaların, ölçülü kahve tüketiminin bazı hastalıkların riskinin azalması ve bilişsel fonksiyonların iyileşmesi ile ilişkilendirilebileceğini gösterdiğini kaydetti. Bununla birlikte, kahvenin demir emilimini engelleyebileceği uyarısında bulunan Pešić Jolović, bu nedenle, özellikle demir açısından zengin bir yemekten hemen sonra kahve içmenin iyi bir alışkanlık olmadığını vurguladı. Jolović, hastalarına sabah kahvesinden vazgeçmelerini tavsiye etmemesinin nedenini açıklayarak, sabah kahvesinin sadece bir içecek değil, bir rutin, kişinin kendine ayırdığı bir an ve günlük ritmin bir parçası olduğunu aktardı. Bu alışkanlığın aniden kesilmesinin genellikle motivasyon düşüşüne ve değişimlerden vazgeçmeye yol açtığını kaydetti. Bu nedenle yaklaşımının yasaklamak değil, uyarlamak olduğunu, yani kahvenin aç karnına içilmemesi, daha kaliteli seçeneklerin tercih edilmesi, şeker alımının kontrol edilmesi ve kahveyle birlikte su içilmesi gerektiğini belirtti.