Gazeteci ve dış politika yorumcusu Boško Jakšić, "Blic TV"de yayınlanan "Jutro na Blic" programında yaptığı açıklamada, İran ile ABD arasındaki çatışmada en büyük sorunun, ABD'nin dünyanın en güçlü ülkesi olmasına rağmen İranlıların "çok gururlu bir millet" olması nedeniyle onların zihniyetini anlamaması olduğunu vurguladı. Jakšić, Amerikalıların İran'ı ve dünyanın o bölgesini uzun süredir anlamadığını belirtti. Sahada devasa kaynaklara, uydulara, gizli servislere ve ajanlara sahip büyük bir gücün teknik verilere kolayca ulaşabildiğini, ancak rakiplerinin zihniyetini çözemediğini kaydetti. İran halkının etnik kökenine değinen Jakšić, İranlıların Pers İmparatorluğu'nun tarihlerine sahip Aryanlar olduğunu ve bu durumun unutulamayacağını ifade etti. Büyük ülkelerin bir "DNA'sı" olduğunu, anlık olarak küçük görünseler de bu DNA'nın her zaman var olduğunu ve yeniden ortaya çıkmayı beklediğini aktardı. Türkiye örneğini de vererek, "Boğaz'ın hasta adamı" olarak hafife alınsa da bir imparatorluk olduğunu ve bunun kaybolmayacağını belirtti. İran'ın dünyanın tek resmi Şii ülkesi olduğunu ve bu durumun şehitlik kültürü gibi ek bir karakteristik özellik taşıdığını sözlerine ekledi. İranlıların ölüme karşı tamamen farklı bir tutum sergilediklerini ve savaş sırasında hayatlarını feda etmeye hazır olduklarını vurguladı. Jakšić, eğer Amerikalılar bir kara harekatına karar verirlerse, neyle karşılaşacaklarını bilmediklerini ve 90 milyon insanı öldürmenin zor bir hedef olduğunu dile getirdi. "Jutro na Blic" programında Jakšić, ABD başkanının kim olduğunun da büyük bir etkisi olduğunu kaydetti. Amerika Birleşik Devletleri'nin on yıllardır böyle bir başkana (Donald Trump) sahip olmadığını ve Trump'ın Amerikan demokrasisini yıktığı yönündeki tartışmaların günümüzde sıkça konuşulduğunu belirtti. Jakšić, Trump'ın tamamen güvenilmez olduğunu ve bir şeyi söyleyip başka bir şey yaptığını ifade etti. Trump'ın iki kampanya sürecini de Amerika'nın dünyaya müdahale etmemesi ve "aptal savaşlara" katılmaması üzerine kurduğunu hatırlattı. Ancak ikinci döneminin son yılında İran'ı, Suriye'yi, Yemen'i, Nijerya'yı bombaladığını ve Venezuela'da çıkarma operasyonu düzenlediğini aktardı. Jakšić, tüm bu müdahalelere rağmen Trump'ın Nobel Barış Ödülü alamamaktan rahatsız olmasının tam bir sinizm olduğunu sözlerine ekledi.