Uzun süredir un kullanmayan veya kilerinde eski bir un paketi bulan kişilerin sıklıkla merak ettiği "Un bozulur mu?" sorusunun cevabının evet olduğu açıklandı. Yapılan bilgilendirmede, unun bozulma hızının türüne ve saklama koşullarına göre değişiklik gösterdiği vurgulandı. King Arthur Baking Company firmasının geliştirme ve tarif testleri mutfak yöneticisi Sarah Jumpel, gıda israfını azaltmak amacıyla kendisinin de bazen son kullanma tarihi geçmiş unları eve getirdiğini belirtti. Unun, meyve ve sebze gibi topraktan gelen bir tarım ürünü olduğu ve bu nedenle doğası gereği bozulabilir nitelikte olduğu kaydedildi. Benzer ürünlerde olduğu gibi, tazeliğin unun özellikleri ve tadı üzerinde etkili olabileceği aktarıldı. Özellikle tam buğday ve kuruyemiş unlarında bulunan doğal yağların zamanla oksitlenerek acı bir tada neden olabileceği bildirildi. Unun hoş olmayan tadının yanı sıra, koku ve görünümünün de bozulmaya işaret edebileceği belirtildi. Acılaşmış unun kekremsi ve belirgin şekilde alışılmadık bir tada sahip olduğu kaydedildi. Uzmanlar, tadına bakmak yerine, renk değişikliği (genellikle gri veya sarımsı), topaklanma veya küf oluşumu ile koku değişimlerine dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, özellikle sıcak ve nemli ortamlarda güve ve un biti gibi böceklerin un stoklarına yerleşebileceği, daha önce kilerde böcek problemi yaşandıysa ekstra dikkatli olunması gerektiği aktarıldı. Son kullanma tarihi geçmiş tam buğday unu kullanılması durumunda, pişmiş ürünlerin kalitesinin düşebileceği açıklandı. Örneğin, ekmek hamurunun yoğurma sırasında farklı davranabileceği, kurabiyelerin ise pişerken daha fazla yayılabileceği belirtildi. Topaklanma konusunda ise glutensiz unların yüksek nişasta içeriği nedeniyle topaklanmaya meyilli olabileceği bilgisi verildi. Bu topakların çırpıcı ile kolayca dağıtılabildiği ve hoş olmayan bir koku oluşmadığı takdirde, unun kullanılmasında bir sakınca olmadığı bildirildi. Hava geçirmez bir kapta, serin ve kuru bir yerde saklandığında çoğu beyaz unun tadında veya özelliklerinde büyük bir değişiklik olmaksızın bir yıl veya daha uzun süre dayanabileceği aktarıldı. Tam buğday unlarının ise daha çabuk bozulabildiği ve kilerde genellikle sadece iki ila üç ay dayandığı belirtildi. Unun daha serin bir yerde saklanmasının raf ömrünü uzatabileceği kaydedildi. Unu soğutmanın oksidasyonu yavaşlattığı ve un biti, güve gibi zararlıların önlenmesine yardımcı olduğu belirtildi. Unun buzdolabındaki nem ve kokuları emmemesi için öncelikle hava geçirmez bir kaba aktarılması gerektiği vurgulandı. Daha uzun süreli saklama için ise dondurucunun en iyi seçenek olduğu belirtildi. Pek çok fırıncının tam buğday, kuruyemiş veya Hindistan cevizi unlarını kilitli poşetlerde dondurucuda sakladığı aktarıldı. Bu yöntemin acılaşmayı yavaşlattığı ve tadını koruduğu kaydedildi. Unu soğukta saklamayı tercih edenlerin, pişirmeden önce diğer malzemelerle eşit şekilde karışması için bir süre oda sıcaklığında bekletmesi gerektiği açıklandı. Bon Appetit dergisinin aktardığına göre, uzmanlar, unun tazeliğinden emin olunmadığında duyulara güvenilmesi gerektiğini belirterek, taze ve nötr kokan unun muhtemelen iyi durumda olduğunu, ekşi, küflü veya rengi değişmiş olanların ise muhtemelen atılması gerektiğini kaydetti.