Sırbistan'dan psikologlar ve davranış uzmanları, insanların günlük hayatta kullandığı belirli ifadelerin derin bir memnuniyetsizliğe, kronik üzüntüye veya gizli depresyona işaret edebileceğini bildirdi. Konuşma şeklimizin düşündüğümüzden çok daha fazlasını ortaya çıkardığı vurgulandı. Yapılan araştırmalar, zihinsel durum ile kullanılan dil arasında güçlü bir bağlantı olduğunu ve belirli cümlelerin kişinin zor bir dönemden geçtiğinin işareti olabileceğini kaydetti. Uzmanlar, uzun süre memnuniyetsizlikle mücadele eden kişilerin sıklıkla bilinçsizce aynı konuşma kalıplarını tekrarladığını, bunun da hayata karşı olumsuz bakış açılarını pekiştirdiğini belirtti. Psikologlar, bu tür cümleleri fark etmenin değişim için ilk adım ve pesimizm kısır döngüsünden çıkış yolu olabileceğini de vurguladı. En yaygın ifadelerden biri "Şanslı olsaydım bu başıma gelmezdi" veya "Sorun beni hep bulur" şeklinde aktarıldı. Uzmanlar, bu düşünce yapısının kişinin kendi hayatı üzerinde kontrolü olmadığını hissettiğini ve koşulların sürekli kendisine karşı çalıştığına inandığını gösterdiğini açıkladı. Bu tavrın, olumlu şeyleri görmeyi zorlaştırdığını ve çaresizlik hissini derinleştirebileceğini kaydetti. İnsanların "Nasılsın?" sorusuna genellikle "Yorgunum" şeklinde cevap verdiğini belirten uzmanlar, ilk bakışta masum görünse de sürekli yorgunluğun arkasında çoğu zaman duygusal tükenmişliğin yatabileceği konusunda uyardı. Psikologlar, memnuniyetsizliklerini veya üzüntülerini açıkça ifade etmek yerine, insanların yorgunluk hissinin arkasına saklandığını, zira bunun hakkında konuşmanın daha kolay olduğunu kaydetti. Bir başka sık kullanılan ifade ise "Boş ver" veya "Önemli değil" şeklinde aktarıldı. Uzmanlar, bu tür cümlelerin bazen çok hayal kırıklığı yaşamış ve artık ne kadar önemsediklerini göstermek istemeyen kişilerde bir savunma mekanizması olabileceğini belirtti. "Başkaları çok daha kötü durumda, minnettar olmalıyım" gibi bir cümlenin olumlu gibi görünse de zararlı olabileceği vurgulandı. Psikologlar, insanların kendi sorunlarını sürekli başkalarınınkiyle karşılaştırarak küçümsediklerinde duygularını bastırabileceklerini ve üzgün veya memnuniyetsiz olma hakları olmadığı hissine kapılabileceklerini açıkladı. Uzmanlar, değişime yönelik ilk adımın günlük konuşmada bu tür kalıpları fark etmek olduğunu kaydetti. Kendimizle konuşma şeklimizi değiştirmenin, hayatı deneyimleme biçimimizi de etkileyebileceği aktarıldı.