Kariyer diplomat Zoran Milivojevic, Sırbistan'ın Avrupa fonlarından faydalanmak ve Avrupa entegrasyon sürecinin önündeki engelleri kaldırmak için hazirana kadar gerekli adımları atması gerektiğini bildirdi. Milivojevic bugün yaptığı açıklamada, Avrupa Komisyonu'nun Sırbistan için Büyüme Planı kapsamındaki fonların kullanımıyla ilgili kararının olumsuz olması halinde bunun AB'nin çıkarları açısından da ters tepeceğini vurguladı. Milivojevic, Tanjug'a verdiği demeçte, AB'nin Sırbistan için Avrupa fonlarını bloke etme kararı alması durumunda bunun AB'yi Sırbistan'dan daha da uzaklaştıracağını, Sırbistan vatandaşlarının AB'ye katılım konusundaki ruh hallerini etkileyeceğini ve Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic'in gündeminde üst sıralarda yer alan Avrupa yolu konusunu ciddi şekilde açığa çıkaracağını kaydetti. Böyle bir durumun, Avrupa entegrasyonu konusunu daha da güncel hale getireceğini ve şu anki durumdan daha doğrudan bir değerlendirme ve karar alma konusu haline getireceğini belirtti. Avrupa Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos'un, Avrupa Komisyonu'nun Sırbistan'ın Batı Balkanlar için Büyüme Planı kapsamındaki Avrupa fonlarını kullanma koşullarını hala karşılayıp karşılamadığını değerlendirdiğine dair açıklamasını yorumlayan Milivojevic, en önemlisinin bu fonların dondurulmamış olması ve Sırp tarafında reformları uygulama kararlılığının bulunması olduğunu aktardı. Milivojevic, Venedik Komisyonu raporunun beklendiğini de belirtti. Milivojevic, Sırbistan'ın bu raporlara ve hazirana kadar yasama faaliyetlerine göre hareket ederek üstlendiği yükümlülükleri yerine getireceğinden hiçbir şüphe duymadığını ve bunun fonların bloke edilmesinin önünü açmak için yeterli olması gerektiğini değerlendirdi. Sırbistan'ın genişleme politikası ve katılım müzakereleri konusunda düzenli bir durum olmadığını, bu müzakerelerin üç yıldan fazla süredir engellendiğini de sözlerine ekledi. Milivojevic, Sırbistan'ın AB stratejisiyle örtüşmeyen bazı tutumları nedeniyle özel bir konuma sahip olduğunu, bunların başta dış ve güvenlik politikasının uyumlaştırılması ve Kosova ve Metohiya Özerk Bölgesi ile ilgili siyasi koşullar olduğunu vurguladı. Reform kısmında da özel bir baskı olduğunu ve bunun AB'deki bazı siyasi partilerin faaliyetleri aracılığıyla anlaşıldığını açıkladı. Milivojevic'e göre, AB'deki sol yapılar ve partiler tarafından Sırbistan'daki siyasi sistem ve mevcut hükümetin Avrupa entegrasyonu ve katılım müzakerelerinin düzenli sürecine katılım yeterliliği konusunda çekinceleri olan bir baskı bulunmaktadır. Doğrudan bir şekilde Sırbistan'ın gerilediğini sıkça duyduklarını ve Avrupa Parlamentosu raporlarının kural olarak olumsuz olduğunu belirtti. Marta Kos'un söylediklerinin de bir tür koşullandırma olarak ele alınması gerektiğini ve dolayısıyla onun da olumsuz bir yaklaşımdan yola çıktığını kaydetti. AB'deki siyasi yapılar aracılığıyla yansıtılan ve başta Sırbistan'daki iktidar grubuna ciddi itirazları olan bir ortam olduğunu söyledi. Milivojevic, Sırbistan'da yaklaşan seçimler, küresel bağlam, dengelerin değişmesi, transatlantik ilişkilerin bozulması ve Amerika'nın Avrupa'nın görüşlerini paylaşmaması göz önüne alındığında, Avrupa'nın kendi değerleri ve konumu için verdiği bu savaşta Sırbistan'ın önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı. Bölgedeki durumun da Sırbistan'a bağlı olduğunu ekledi. Milivojevic, AB içinde muhalefetten öğrenci hareketine ve rektörlere kadar Sırbistan'daki alternatif siyasi çözümlere önemli bir destek olduğunu değerlendirdi. Bu bağlamda, Sırbistan'ın diğer devletlerin karşılaşmadığı bir baskıyla karşı karşıya olduğunu ve bu nedenle devletin AB fonlarından faydalanmak ve Avrupa entegrasyon sürecinin önündeki engelleri kaldırmak için hazirana kadar gerekli adımları atması gerektiğini belirtti. Birçok şeyin siyasi iradeye ve siyasi çıkarlara bağlı olduğunu, AB düzeyinde mevcut hükümete ve Sırbistan'daki siyasi sisteme olumlu bakmayan önemli bir grubun bulunduğunu da kaydetti.