Saşa Tkalçević (54), Hırvatistan'da "Big Brother"un ilk sezonunun galibi ve Balkanlar'daki ilk gerçeklik programı kazananı olarak tanınıyor. Tekrar büyük bir yaşam kararı aldı. 100.000 avroluk ödülü neredeyse tek bir günde harcadığı için halkın hafızasında yer etmiş olsa da, Saşa bugün tamamen farklı, daha sakin ve aile odaklı bir hayat sürüyor ve bu hayattan oldukça memnun.
2017 yılında ailesiyle birlikte Hırvatistan'dan ayrılıp Stockholm'a taşındıktan sonra, şimdi İsveç başkentindeki şehir hayatını doğanın huzuruna bırakma kararı aldı. Saşa ve ailesi tekrar bavullarını topluyor ve Stockholm'ün yaklaşık 250 kilometre batısında Norveç sınırına yakın Karlskoga şehrine taşınıyorlar. Burada bir gölün yanında bir ev satın aldılar.
Bu taşınma özenle planlanmış ve aileye çok daha fazla konfor sağlıyor. Saşa'nın eşi Mirela, hemen yakınlarında bulunan hastanede işe başladı. Amacı, 15 yaşındaki Dorian, 10 yaşındaki Neo ve 8 yaşındaki Oskar adlı oğulları, kendi evleri ve oyun bahçeleriyle dolu rahat bir ortamda büyümeleri. Eski gerçeklik yarışması katılımcısı Saşa ile birlikte Mirela'nın en büyük oğlu Dominik de yaşıyordu.
Özellikle dikkat çeken şey, Saşa'nın çocuklarını üç dilde konuşturmaya çalışması ve aynı zamanda evden başarılı bir iş yürütmesi. Bir kağıt toptan satış şirketi sahibi olan Saşa, Bjelovar'daki bir fabrikayla ortaklık kuruyor, bu da ona gezegende herhangi bir yerden çalışabilme özgürlüğü sunuyor. Eski tutkusu olan dövme yapmak ise artık sadece hobisi ve baskı ve sorumluluk olmadan yapıyor.
Saşa, Kuzey Avrupa yaşamının gerçeklerini de ele alarak kolay kazanç ve anlık başarı mitlerini yıktı. İsveç'te olduğu gibi Balkanlar'da da insanların her gün mücadele ettiğini, çalıştığını ve faturalarını ödediğini vurguladı.
"Burada para için gelen insanlar üzgünüm. Çalışıp ev arasında yaşayan insanlar, hiçbir şey görmemişler... Yıllık tatili beklemekten başka bir şey yok ki Hırvatistan'da başarılarını gösterebilirler," dedi Tkalçević, ailesi için daha kaliteli ve farklı bir yaşam arayışının onun taşınma nedeni olduğunu vurguladı.
Stockholm'dan Karlskoga'ya, göl kenarındaki eve taşınarak Saşa, huzur, doğa ve aile hayatının modern dünyanın ışıkları ve hızlı temposundan çok daha önemli olduğunu kanıtladı.