Sırbistan'ın en saygın ve sevilen oyuncularından Dragan Nikolić'in, NATO bombardımanı sırasında Atelje 212'nin kafesinde sergilediği cömertliği, biyografisini yazan Radmila Stanković tarafından aktarıldı. Stanković, Nikolić'in o dönemde reklam gelirlerini arkadaşlarıyla paylaşarak herkesin iyi hissetmesini sağladığını belirtti.

"Gospodin mangup" (Bay Serseri) adlı biyografisi, vefat eden Milena Dravić ile anlaşarak yazılan ve Nikolić'in ilk kez film, tiyatro ve televizyon oyuncusu olarak bir arada ele alındığı bir eser olarak ortaya çıktı. Sanatsal monografinin yazarı Radmila Stanković, kitabıyla ilgili yaptığı açıklamalarda, usta oyuncunun hayatına dair pek çok bilinmeyen detayı kaydetti.

Stanković, Nikolić'i insanların genellikle "çekici, yakışıklı, karizmatik" biri olarak gördüğünü aktardı. Yazar, "Bu kolay ve sevimli rolün onu uzun süre takip ettiğini ve yaratıcılık açısından ondan çok şey aldığını düşünüyorum. Biz bu kitabın, hak ettiği değeri görüp görmediğinden asla şikayet etmeyen ciddi bir oyuncuya bir saygı duruşu olmasını istedik" ifadelerini kullandı. Kitap başlığının belirlenmesinin zorlu bir süreç olduğunu belirten Stanković, Milena Dravić'e "Gospodin mangup" ismini önerdiğinde Dravić'in bu ismin Nikolić'e çok yakıştığını söylediğini vurguladı.

Yazar, "Onun varlığı gerçekten beyefendiydi. Tavır ve davranışlarında bir beyefendiydi, şaka yapmayı bilmesi ve mahalle serserileriyle takılmayı sevmesi açısından ise bir serseriydi. Atelje 212'nin kafesinde halk şarkılarını tersine çevirip herkesi güldürebilirdi. Üstelik kimseyi asla kırmadı" şeklinde konuştu.

NATO bombardımanı sürecini Atelje 212'nin kafesinde birlikte geçirdiklerini aktaran Stanković, Nikolić'in o dönemde kahve reklamlarından ilk büyük ücretini aldığını belirtti. Stanković, o günleri şöyle anlattı: "Bombardımanın ilk gününden son gününe kadar kafede oturduk, o da sigara paketleri getirip herkese dağıtırdı. Her gün kafedeki tüm hesapları öderdi. Ona durmasını söylediğimde bana 'Sus Rajo, Grand kafa'dan paralar geldi. Boş ver gitsin' diye cevap verirdi. İnsanların iyi hissetmesini sağlamayı severdi ve paraya da böyle bakardı."