Uzun süreli ve yanlış oturuş pozisyonu, günümüzde birçok kişinin bel ağrısı, boyun tutulması ve baş ağrısından şikayet etmesinin başlıca nedeni olarak öne çıkıyor. Fizik tedavi uzmanları, oturmanın dinlenme olmadığını, aksine omurgaya sürekli ve sessiz bir yük bindirdiğini bildirdi. Fizik Tedavi Uzmanı Srđan Anđelkov, günümüzde çoğu insanın ağır fiziksel işler yapmadığını ancak omurganın sessiz bir yük olarak algıladığı saatlerce oturduğunu kaydetti. Anđelkov, günün başında her şeyin normal göründüğünü, ancak zamanla alt sırtta gerginlik, boyun tutulması, kürek kemikleri arasında ağrı, omuzlarda ağırlık ve hatta baş ağrısı gibi semptomların ortaya çıktığını aktardı. Birçok kişinin “Ağır bir iş yapmıyorum ama yine de ağrım var” demesinin sorunun kaynağı olduğunu vurguladı. Otururken omurganın sürekli ve sessiz bir yük altında kaldığını belirten Anđelkov, gövde kaslarının zamanla zayıfladığını, boyun ve omuz kaslarının ise gerektiğinden daha fazla iş yükü üstlendiğini açıkladı. En sık görülen yanlış pozisyonların başında başın öne doğru eğilmesi, omuzların kaldırılması veya yuvarlaklaşması ve belin doğal eğrisini kaybetmesinin geldiğini dile getiren uzman, bu pozisyonda vücudun bir telafi moduna girdiğini ve bir süre sonra ağrı veya tutulma sinyalleri göndermeye başladığını kaydetti. Oturmanın dolaşımı yavaşlattığını, kalça hareketliliğini azalttığını ve göğüs omurgasını sertleştirdiğini vurgulayan Anđelkov, kalçalar sertleştiğinde belin, oradan gelmeyen hareketi telafi ettiğini belirtti. Bu nedenle, oturan kişilerde sıklıkla bel ağrısı, “eğrilik” hissi ve büyük bir fiziksel çaba olmaksızın sırtta yorgunluk görüldüğünü bildirdi. Ayrıca, ekranı yükseltilmeden dizüstü bilgisayarla çalışmanın saatlerce boynu aşağı doğru büktüğünü ve bacak bacak üstüne atmanın rahat görünse de leğen kemiğinde asimetriye neden olarak beli zorladığını açıkladı. Uzman Anđelkov'a göre iyi bir oturuş pozisyonu asker gibi oturmak anlamına gelmiyor; önemli olan omurganın nötr bir konumda olması ve yükün eşit şekilde dağıtılmasıdır. Ayakların tamamen yere basması, dizlerin kalçalarla yaklaşık aynı hizada veya hafifçe aşağıda olması gerektiğini ifade etti. Kalçaların stabil olması ve belin hafif bir destekle (ergonomik bir sırtlık, küçük bir yastık veya katlanmış bir havlu rulosu) desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Omuzların rahat, kalkık olmaması ve başın omuzların üzerinde, sanki tepeden hafifçe yukarı çekiliyormuş gibi durması gerektiğini açıkladı. Kollar için dirseklerin vücuda yakın ve desteklenmiş olması, klavye ve farenin omuzların öne eğilmesini gerektirmeyecek kadar yakın olması gerektiğini belirtti. Monitörün ideal olarak göz hizasında olması gerektiğini söyleyen Anđelkov, dizüstü bilgisayar kullanılıyorsa en basit düzeltmenin onu kitap veya bir stand üzerine yükseltmek ve ayrı bir klavye ile fare kullanmak olduğunu kaydetti. Anđelkov, en önemli kuralın, en iyi pozisyonun bile çok uzun sürerse iyi olmadığını vurguladı. Mükemmel bir sandalyeye ve ideal bir masaya sahip olunsa bile, iki ila üç saat kesintisiz oturulursa vücudun yine tepki vereceğini dile getirdi. Omurganın değişikliği sevdiğini belirten Anđelkov, hastalara en sık verdiği kuralın basit olduğunu açıkladı: Her 45 dakikada bir en az 1-2 dakika ayağa kalkmak. Su almak için yürümek, birkaç omuz hareketi yapmak, esnemek ve pozisyon değiştirmek gerektiğini aktardı. Bunun zaman kaybı olmadığını, aksine ağrı aşamasına gelmemek için bir yatırım olduğunu ifade etti. Ofiste egzersiz yapmaya gerek olmadığını belirten uzman, vücudu dengeye getiren birkaç hareketin yeterli olduğunu kaydetti. İlk olarak, çeneyi hafifçe geriye çekerek, çift çene yaparmış gibi birkaç kez hareket ettirmek gerektiğini açıkladı; bunun genellikle boynu hemen rahatlattığını belirtti. Ardından omuzları geriye doğru döndürmek ve aşağı indirmek gerginliği azaltmaya yardımcı olduğunu bildirdi. Göğsü germek için elleri arkada birleştirmek veya kapı çerçevesine yaslanıp göğüs kısmını hafifçe açmak gerektiğini aktardı. Bel için ise ayağa kalkıp hafifçe geriye doğru esnemek, avuç içleri kalçalarda olacak şekilde zorlamadan birkaç kez yapmak faydalı olduğunu vurguladı. Son olarak, kalçaları ve dolaşımı harekete geçirmek için birkaç hafif çömelme veya lunge yapılması gerektiğini açıkladı. Bu hareketlerin toplamda iki ila üç dakika sürdüğünü ve düzenli yapıldığında büyük fark yarattığını sözlerine ekledi. Oturarak çalışan birçok kişinin boyun veya sırtlarını kütletme alışkanlığına sahip olduğunu belirten Anđelkov, bunun kısa süreli bir rahatlama sağlasa da genellikle semptomu çözdüğünü, nedeni çözmediğini kaydetti. Bu ihtiyacın sürekli geri gelmesinin kronik gerginlik, kötü duruş veya gövde stabilitesi eksikliğine işaret ettiğini aktardı. Daha iyi bir çözümün kısa molalar, çalışma ortamı düzeltmeleri ve hedefe yönelik egzersizler olduğunu açıkladı. Ağrının 7 ila 10 günden fazla iyileşme göstermeden devam etmesi, kola veya bacağa yayılması, uyuşma, zayıflık veya elektriklenme hissi olması ya da ağrının gece uyandırması durumunda göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, çalışmak için oturulduğunda ağrının sürekli geri gelmesinin, duruş, hareketlilik ve stabilite değerlendirmesi yapılması gerektiğinin bir işareti olduğunu belirtti. Srđan Anđelkov son olarak, oturmanın işimizin bir parçası haline geldiğini ancak omurga için bir 'hüküm' olmak zorunda olmadığını vurguladı. Her şeyi çözecek tek bir mükemmel pozisyon olmadığını, ancak iyi bir temel duruş, akıllıca ayarlanmış bir çalışma ortamı (ergonomi) ve gün içinde düzenli mikro-molaların birlikte sonuç verdiğini bildirdi. Bunlar uygulandığında, sırt ve boyun şikayet etmeyi bırakacak, enerji ve konsantrasyonun daha iyi olacağını açıkladı. Anđelkov, tüm dünya tıbbi araştırmalarında, doğru vücut pozisyonu çalışma yüzeyine göre ayarlanmadığı sürece, her gün egzersiz yapılsa ve iyi bir vücut kütlesi korunsa bile bel ağrısının devam edeceğinin belirtildiğini sözlerine ekledi.