Sırbistan kamu yayıncısı RTS'nin tanınmış sunucularından Milica Nedić, yakalandığı koronavirüsle aylarca süren zorlu mücadelesini ve ağır iyileşme sürecini aktardı. İkinci aşı dozunu almadan kısa süre önce virüse yakalanan Nedić, Belgrad'daki "Dragiša Mišović" Hastanesi'nde yoğun bakımda tedavi gördüğü iki haftalık süreci ve 40 derece ateşle demir yatağın duvara çarptığı anları kaydetti. Nedić, bu dönemi hayatının en ağır sınavı olarak tanımladı.

Nedić, 20 Şubat'ta işteyken rahatsızlık, halsizlik ve titreme hissettiğini, ancak haberi zar zor bitirdiğini belirtti. 21 Şubat'ta ise COVID merkezinde hastaneye kaldırıldığını aktardı. Başlangıçta öksürük ve ses kaybı yaşadığını, bunu yorgunluk ve strese bağladığını, ancak gece hafif ateşinin çıktığını ifade etti. Doktora başvurduğunu ve çekilen röntgende zatürreye rastlanmadığını, üç gün evde antibiyotik tedavisi gördüğünü kaydetti. Durumunun kötüleşmesi üzerine dördüncü gün "Dragiša Mišović" Hastanesi'nin yoğun bakım ünitesine yatırılan Nedić'in, çift taraflı zatürre teşhisiyle birlikte kolstridyum bakterisiyle de mücadele ettiği bildirildi. On gün boyunca 40 derece ateşi devam ettiğini belirten Nedić, doktorların ateşin bu kadar uzun sürmesine şaşırdığını ifade etti. Nedić, hastanede geçirdiği iki haftayı "Sıcaklığım 40 dereceyken, büyük demir hastane yatağı titriyor ve duvarlara çarpıyordu" sözleriyle aktardı.

Nedić, mart ortasında hastaneden taburcu olmasına rağmen, ancak Nisan ve Mayıs aylarında ev içinde basit işlerini yapabilecek seviyeye gelebildiğini dile getirdi. Uzun süreli dinlenmenin ardından Haziran ayında daha fazla yürüyüşe başladığını belirten Nedić, hastalığın belirtilerinin önemli ölçüde azalsa da hâlâ devam ettiğini kaydetti. Yorgunluk, kas ve eklem ağrıları, gece aniden ortaya çıkan kalp çarpıntıları gibi şikayetlerinin sürdüğünü vurguladı. Tatildeyken yüksek ateş olmaksızın solunum yolu enfeksiyonu, yoğun öksürük, sinüzit, larenjit ve farenjit şeklinde post-COVID belirtileriyle tekrar karşılaştığını ve bu süreçte ikinci doz aşısını da aldığını aktardı.

Nedić, hastanedeki zorlu sürecin yanı sıra sağlık çalışanlarının insanüstü çabalarına da değindi. Doktorların ve hemşirelerin her hastaya gösterdiği özen, nöbetçi personelin durmaksızın koşuşturması, acil durumlar, skafanderler içinde terleyen yüzler ve hasta kaybı yaşandığında dökülen gözyaşlarının kalbinde ve zihninde derin yaralar bıraktığını bildirdi. Her saat başı yeni hastaları taşıyan ambulans seslerinin o gecelere damgasını vurduğunu aktardı.