Sırp yazar Darko Tuševljaković, Nova.rs'e verdiği röportajda ülkesi Sırbistan'ın otuz yılı aşkın süredir siyasi bir kriz içinde olduğunu belirtti. Yazarın "Karota" adlı romanı, kısa bir süre önce hem "Beskrajni plavi krug" hem de Sırbistan'ın en prestijli edebiyat ödüllerinden biri olan NIN Ödülü'ne layık görüldü. Eserinde, çocukluğu Yugoslavya'nın dağılmasıyla bir kabusa dönüşen Davor'un, kendisi ve başkaları hakkındaki gerçekleri keşfetmek için Belgrad'dan doğduğu Zadar'a dönmesini anlattığı aktarıldı.

Tuševljaković'in edebiyat ödüllerine yabancı olmadığı kaydedildi. Yazarın 2004 yılında "Lazar Komarčić" ödülünü, ardından Avrupa Edebiyat Ödülü'nü ve Andriç Ödülü'nü kazandığı hatırlatıldı. Yazar, 72. NIN Ödülü'nü kazandığı açıklandığında, ocak ayının kendisi için sürprizlerle dolu olduğunu ve bu tür bir medya ilgisine alışık olmayan yazarların ödül sonrası gürültüden rahatsız olabileceğini dile getirdi.

Roman yazmanın belirsiz bir iş olduğunu vurgulayan Tuševljaković, yazma sürecinin bir deniz yolculuğuna benzediğini, fırtınalara hazırlıklı olunsa da beklenmedik olayların yaşanabileceğini ifade etti. Okuyucu tepkilerinin ise "ılık olmaktan çok uzak" olduğunu ve hikayeye katılan samimi duyguların güçlü bir şekilde geri döndüğünü belirtti.

"Karota" romanının kısmen otobiyografik bir hikaye olduğunu belirten yazar, anılarında kazı yapmanın zorluklarını ve geçmişe dair kişisel izlenimlerini kağıda aktarırken hem yaşananları hem de kurguyu bir araya getirdiğini aktardı. Kendi hikayesinden ayrışarak romanın evrensel bir nitelik kazandığını vurguladı.

Yazar, Yugoslavya'nın dağılması ve savaşın getirdiği yıkımlara da değindi. Çocukların savaşın ne anlama geldiğini bilmediği gibi, o dönemde birçok yetişkinin de yaklaşan çatışmaların farkında olmadığını kaydetti. Savaşa giden yolun, yaraların yeniden açılması ve kinin körüklenmesiyle "buradaki insanlar, politikacılar, komşular tarafından" planlandığını ve bunun basit bir mantık gereği olduğunu açıkladı. Savaşın insanların en kötü yönlerini ortaya çıkardığını ve "tüm medeniyetin görevinin bu dürtülerle mücadele etmek olması gerektiğini" vurguladı.

Kahraman Davor'un yaşadığı acıların kişiliğini böldüğünü belirten Tuševljaković, kişinin kendini çözebilmesi için dış ipuçlarını takip ettikten, tanıdık bir mekana ve zamana döndükten sonra "kendine dürüstçe bakması gerektiğini" ifade etti. Geçmiş travmalardan ders çıkarmanın zorluğuna da dikkat çekerek, herkesin kendisini mağdur hissettiği için utanma duygusunun gelişmediğini dile getirdi.

Romanın ismini Karota karakterinden aldığını açıklayan yazar, Karota'nın savaş döneminin tüm kötü yönlerini bünyesinde barındıran, "hayattan daha büyük bir simge" haline geldiğini belirtti. Başkahraman Davor'un ise geçmişinin çekim gücüne karşı koymaya çalışan, ileriye bakma mücadelesini temsil ettiğini kaydetti. Eserlerinde sıklıkla ışık ve karanlık dengesi ile adalet arayışını ele alan Ursula K. Le Guin'den etkilendiğini de sözlerine ekledi.

Sırbistan'daki sanatçıların çoğunun yazarak geçinemediğini ve boş zamanlarında hobi olarak yazdıklarını aktaran Tuševljaković, genel olarak bir insan olarak durumunun kötüleştiğini belirtti. Otuz yılı aşkın süredir devam eden siyasi krizin bir doruk noktasında olduğunu ancak çözümün "anlık sihirli bir olay değil, zaman alan bir süreç" olduğunu vurguladı. Bu yolun uzun olduğunu ve gerçek faydaların belki de gelecek nesillere ulaşabileceğini kaydetti.