Sırp yazar Milisav Savić'in "Čitajući Homera, poslednji put" (Homeros'u Son Kez Okurken) adlı yeni romanının Arhipelag yayınevinin Zlatno Runo (Altın Post) serisi kapsamında okuyucularla buluştuğu bildirildi. Romanın başkahramanı, hayat, aşk ve politikada hayal kırıklığına uğramış yaşlı bir profesördür. Pek çok rol üstlendiği ve kendisini defalarca hayal kırıklığına uğratan bir dünyayı geride bırakmaya karar vererek şehirden çekildiği kaydedildi. Yazar Savić'in karakteri, iç kesimlerde, eski bir orman evinde, politik ve kültürel hayatın gürültüsünden uzakta inzivadayken, kendi dünyasında bulamadığı bir dayanak noktası ve kendi zamanını anlama imkanı arayarak Homeros'u ve Sırp epik şiirlerini okuduğu aktarıldı. Ancak, olayların akışı, profesörün eski öğrenci isyanlarına dair hâlâ canlı olan hatıraları ve belki de en önemlisi yeni bir öğrenci isyanı, profesörün son politik mücadelesine dahil olmasına karar verdiği vurgulandı. Arhipelag Genel Yayın Yönetmeni Gojko Božović, Milisav Savić'in romanı hakkında şunları açıkladı: "Eleştirel edebiyat gelenekleri ve belirgin gerçeklik ile hayal gücünün, belgeselcilik ile edebi oyunun cesurca harmanlanmasıyla ortaya çıkan Savić'in yeni romanı, edebiyat ve gerçek deneyim arasında, Homeros ve modern dünya arasında, Sırp destanı ve onyıllardır süren politik tartışmalar arasında, rüya ve isyan arasında, tevekkül ve mücadele arasında, özgürlük ihtiyacı ve diktatörlükte yaşam arasında gidip geliyor. Okuyuculara uyum sağlama ve isyan, eleştirel düşünme ve isteksizce geri çekilme konusunda kararlı sorular yöneltiyor. 'Čitajući Homera, poslednji put' romanının okuyucularının önünde bir soru daha duruyor: Homeros'un ikincil karakterleri çağdaşlarımıza benziyor mu?" "Čitajući Homera, poslednji put" romanının anlatıcısının bir bölümde "Hikayesiz yaşanmaz" diye belirttiği aktarıldı. Romanın, başkahramanın şehirden ayrılışının kırkıncı gününde vardığı ve bunun nihai olduğunu düşündüğü bir sonuçla başladığı belirtildi: "Kirlenmiş şehirden kaçışımın kırkıncı gününde şu sonuca vardım: onu ortadan kaldırmak gerek." Tüm bunların üzerinde, hayat ve toplumsal deneyimin acı bir özeti olarak, romanın başkahramanının şu sözleri aktarıldı: "Diktatörlükte doğdum, büyüdüm ve yaşlandım."