Sırbistan merkezli bir siyasi parti olan SRCE, 7 gün önce yönetmen ve profesör Stevan Filipović'e yönelik fiziksel saldırı hakkındaki resmi açıklama yapılmadığını belirterek polis ve savcılığın yeterince harekete geçmediğini iddia etti.
Parti, Resor Odboru için yaptığı yazılı açıklamada "Polisin kimleri koruduğunu" sorguladı. SRCE, birinci derece kamu savcılığından aldıkları bilgiye göre, defterli savcı olay hakkında gece saatlerinde bilgilendirilmiş ve saldırının aydınlatılması amacıyla gerekli tüm adımların atılacağını belirtmişti. Bu adımlar arasında saldırganların kimliklerinin belirlenmesi, olayla ilgili koşulların araştırılması ve mevcut kanıtların toplanması (dahil olmak üzere güvenlik kameralarından alınan kayıtlar) yer alıyordu.
SRCE, bu bilgilerin resmi savcılık web sitesinde bulunmadığını ve polisle savcılığın arasındaki iletişimin yetersiz olduğunu öne sürdü. Parti, "Polisin böyle bir tavrı, savcılığın talimatlarına rağmen, saldırganların sıradan huliganlar olmadığı, aksine politik ve polis desteğine sahip kişiler olduğu ihtimalini daha da güçlendiriyor" dedi.
SRCE, saldırı bölgesinin birçok güvenlik kamerasıyla kaplı olduğunu belirterek, polis'in saldırganları tespit edip kimliklerini ortaya çıkarıp işlem görmemesi durumunda neden bu bilgiye erişilemediğini sordu. Parti ayrıca, 7. günün sonunda hala saldırganların kimliği bilinmemesine ve polis müdahalesinin geciktirilmesine de dikkat çekti.
SRCE, Beograd Polis Müdürü Dragan Vasiljević ve Beograd İl Emniyet Müdürlüğü'nün geçici başkanı Dejan Bojović'e şu soruları yöneltti: "7. gün sonunda bu saldırı hakkında hala sessizlik var mı? Polisin mevcut bilgilere göre neden olay yerine hemen gitmedi? Saldırı, Beograd merkezinde, polis karakoluna 200 metre uzaklıkta gerçekleşti."
Parti ayrıca, "Bu davada kimlerin emirlerini takip ettiğini ve bu saldırganları koruyan kişilerin kim olduğunu sorgulamak istiyoruz. Bu kişiler şüphesiz fiziksel saldırılarda belirli bir rol oynamaktadırlar." diye ekledi.
SRCE ayrıca, Filipović'in telefonunun konum verileriyle ilgili iddialara da dikkat çekti: "Telefonun, polis karakolunda kaydedildiği ve ardından Kosova ve Metohija bölgesine aktarıldığı biliniyor. Bu bilgi doğruysa, kimlerin telefonuna erişimi vardı ve nasıl polise ait bir yerden ayrıldı?" diye sordu.