Stiven Miler, ABD'nin Grenland'ı "kendi toprakları" yapmak gerektiğini belirterek dünyayı sarsan açıklamalarda bulundu. Miler, hiçbir ülkenin bu toprakların geleceği için ABD ile savaşa girmeye cesaret edemeyeceğini vurguladı. Bu sert mesaj, "Amerika her zaman önceliklidir" söylemiyle çoğu kişi için beklenmedik bir durum oldu fakat Donald Trump’ın politikalarını hayata geçiren isimlerden biri olarak tanınan Miler için bu, sıradan bir gün oldu.

Ultra-konzervatif yorumcu Steve Bannon, Miler'i "Trump'ın başbakanı" olarak nitelendirdi. 40 yaşındaki Miler, uzun yıllardır “gerçek inanan” olarak bilinmekte ve imkansızı gerçeğe dönüştürme becerisi ile tanınmaktadır. Kaliforniya Valisi Gavin Newsom'un sık sık Miler'i Harry Potter romanlarındaki Voldemort’a benzetmesi tesadüf değildir.

Miler, Beyaz Saray'dan paylaşılan bir fotoğrafta, Trump'ın Venezuela’ya yönelik askeri operasyonlarını izlediği "savaş odasında" bulunan birkaç kişiden biri olarak öne çıkmaktadır. Trump’ın ilk döneminde, Göçmenlik ve Gümrük İdaresi (ICE) içinde kritik bir role sahipti. Beyaz Saray'dan ayrıldıktan sonra bile ICE’i savunmaya devam ederek, Amerika tarihinin en büyük sınır dışı etme operasyonunu gerçekleştirme vaadini sürdürdü.

Miler, şu anda iç güvenlik danışmanı ve politika başkan yardımcısı olarak görev yapıyor, fakat bu hafta, Amerika’nın Grenland’ı “ele geçirmesi” çağrısını cesurca dile getirdi. 2016 seçim kampanyasından bu yana Trump’ın en yakın çevresinde yer alan Miler’in etkisi, Trump’ın siyasi kariyerinin başlamasına kadar gitmektedir. Trump’ın ikinci döneminde, "Amerika her zaman öncelikli" doktrinini hayata geçiren ana figür haline gelmiştir.

Bir Britanya ticaret yetkilisi, "Eğer Miler'in istediği şeylerle ters düşerseniz, daha önce anlaştığınız her şeyin değeri kalmaz" şeklinde açıklamada bulundu. Miler’in stili, karşısındaki kişilere büyük bir baskı ve korku yaratmak olarak tanımlanmaktadır.

Miler, MAGA hareketinin bir savaşçısı olarak görülmektedir. Senatör Marco Rubio, Grenland meselesinin daha hassas bir şekilde ele alınabileceğini belirtse de, Miler hemen bu düşünceyi eleştirerek CNN'de, "Grenland’ın Danimarka'nın koloni olmasının haklı bir temeli ne?" ifadesini kullandı. Bu tür "Milerizmler", Trump’ın dış politika kararlarının daha az aşırı görünmesine hizmet ediyor olabilir.

Demokratlar, Miler'i acımasızca eleştirmekte ve onun olumsuz karakterini sergileyerek, "Şu anki programa göre, Stiven Miler’in Kaliforniya’daki ikameti ciddi şekilde gözden geçiriliyor" demektedir.

Miler’in biyografisi olan "Hatemonger: Stephen Miller, Donald Trump, and the White Nationalist Agenda" kitabı, onun büyüdüğü lüks bir evde, liberal öğretmenler ve öğrencilerle zıtlaşarak geçen gençliğini ortaya koyuyor. Onun güçlü göçmen karşıtı duruşu, onu Breibart gibi sağcı platformlara götürmüştür.

Trump’ın, "bu ülke üçüncü dünya devleti gibi çürüyüp gidiyor" açıklaması üzerine Miler, ona destek vererek, "Trump durumu anlıyor... Başkan adayı olmasını isterim" yazdı. Sonrasında, Trump, başkanlık kampanyasına başlayarak, Miler, otuzlu yaşlarının başında bu ekibe katıldı.

Günümüzde, Trump’ın çevresinde Miler, belki de diğer herkesin üzerinde, başkanlık doktrinini şekillendirmekte ve ICE’ı ülkedeki en korkutucu federal ajanslardan biri haline getirmektedir. Günde binlerce deportasyon hedefleyen politikalar izleyerek, sığınmacılar ile yasa dışı göçmenler arasındaki ayrımı ortadan kaldırdı. Güç kullanımı ise hem yurtiçinde hem de yurtdışında normalleşmiştir. Miler, CNN'ye verdiği bir röportajda, Trump'ın doktrinini şöyle açıkladı: "Gerçek dünyada, güç, kuvvet ve otoriteye dayalı olan sert kurallar var."

Görüşünü net bir şekilde ortaya koyan Miler, kısa ve keskin cümleleriyle tanınmaktadır. Bir kampanya veteranı ise, "Donald Trump'ın espri anlayışı yok" demekte; Miler’in katı yönetim anlayışının bazı zamanlarda Trump’ın dahi şaka konusu olduğunu belirtmektedir. Miler’in eşi Katie ise, Avrupa liderlerini rahatsız eden paylaşımlara imza atarak, "Yakında" kelimesi ile beraber Amerika bayrağını Grenland haritasının üzerine yerleştiren gönderiler yapmaktadır.

MAGA hareketinin evrimiyle birlikte, bu hareketin geleceği için mücadele çoktan başlamıştır. Stiven Miler, hala önemini koruyan bir oyuncu olarak, siyasetin arka planında etkili bir şekilde politikaları şekillendirmekte ve Trump’ın onun yokluğunda "daha az etkili" olduğu görüşünü pekiştirmektedir. Miler, geçmişte de olduğu gibi, siyasi dünyada en tehlikeli kişilerin her zaman en gürültücüler olmadığını; güçlerini kalıcı bir etkiye dönüştürmeyi bilenlerin olduğunu kanıtlar niteliktedir.