Yargıç Snežana Ivković, Nova Dan programında yaptığı açıklamada, son bir yılda adalet sisteminde ağır bir durumun yaşandığını belirterek, "Durum felaket" değerlendirmesinde bulundu. Ivković, "Üçüncü güç olduğumuzu anlamalı ve buna göre davranmalıyız" vurgusunu yaptı.

Dün, "Mesleği Savunma" adlı gayriresmi bir grup yargıç ve savcı, Adalet Bakanı Nenad Vujić'in görevini yerine getirmediğini, öz çıkarlarını önceleyerek profesyonellikten uzak hareket ettiğini belirterek istifasını talep etti. Bu talebin gerekçesi, Vujić’in bir kutlama etkinliğine katılması oldu; bu etkinlikte, eski bir mahkum olan bir ağızdan sanatçının eğlencesi yer aldı.

Ivkovic, daha önce sadece Adalet Bakanı'nın değil, Yüksek Yargı Konseyi üyelerinin de istifasının talep edildiğini, bu kişilerin hakim ve savcıları korumakla yükümlü olduğunu belirtti. Adalet sisteminin özellikle son bir yılda zor bir dönem geçirdiğini ifade etti.

"Hiç bu kadar fazla baskı altında olduğunu hatırlamıyorum. Özellikle belirli kararlar veren yargıçların üzerinde, o kararlarla ilgili yürütme organının hoşnutsuzluğu sonucu büyük bir baskı mevcut. Bazı durumlarda, belirli güç merkezlerinin hoşuna gitmeyen kararlar alındığında, bizler hain, dış güçlerin ajanları ve adaletin bir parçasından kaymalar yaşamakla suçlandık. Bu durum ölüm ve tecavüz tehditlerine kadar gidebiliyor" şeklinde konuştu.

Ivkovic, meslektaşlarının geçtiğimiz yıl yaşadığı bazı olayları da hatırlatarak, özellikle savcıların araçlarının kundaklanması, yargı görevlilerinin takip edilmesi ve kişisel bilgilerin ifşa edilmesi gibi durumları örnek gösterdi. Bu olayların hepsinin, hukuk devleti ilkesinin çökmesine yol açtığını açıkladı.

Bu baskıların, Kosjeriç ve Zajeçar'daki seçim süreçleri ile ilişkili olarak yoğunlaştığını ifade eden Ivković, "Küçük yerlerde, herkesin tanıdığı insanlar arasında bu durum son derece tehlikeli. Belgrad'da da tehlikeli, küçük yerlerde ise çok daha riskli" dedi.

Gerçekleştirdiği açıklamalarda, son bir yılda siyasi güç sahiplerinin belirli davalarla doğrudan ilgilendiğine dikkat çekti. "Birine tutuklama verilmemesi, birine tutuklama verilmesi veya birine dava açılması gibi durumların ardından politik baskılar, yargıçlara ve savcılara yönelik hedef tahtası haline gelmektedir" ifadelerini kullandı.

Son bir yıl içinde devletin durumu itibarıyla bu baskıların arttığını, yargı çalışanlarının kendileri için mücadelenin gerekli olduğunu ifade etti. "Biz belirli haklar, yükümlülükler ve çıkarlar üzerinde karar veriyoruz. Yargıçlar ve savcılar ezilirse ne olacaktır? Biz üçüncü güç olduğumuzu anlamalı ve buna göre davranmalıyız" dedi.

Ivković, geçmişte de baskıların bulunduğunu ancak mevcut direnişin artmasıyla bu baskıların da yükseldiğini kaydetti. "Geçmişte, 'belki böyle bir karar vermen daha iyi olur' şeklinde önerilerle karşılaşıyorduk. Ancak şimdi durum değişti; varsayılan tehdit unsurları gün geçtikçe artmakta" değerlendirmesinde bulundu.

Son olarak, hükümet üyelerinin katıldığı ve eski bir mahkumun eğlence sunduğu etkinlik üzerindeki tartışmalara değinerek, "Seçilen yargıçlar ve bakanlar davranışlarına dikkat etmelidir. Çeşitli şahıslarla bir arada bulunmamalıdırlar. Kamuoyu önünde bu tür durumların gerçekleşmesi kabul edilemez. Sorumluluk, taşınan pozisyonların doğası gereğidir" açıklamasında bulundu.