Northwestern Üniversitesi'nde yürütülen uzun soluklu araştırmalar, "süper yaşlılar" fenomeninin biyolojik yaşlanmanın zihinsel zayıflama anlamına gelmediğini kaydetti. Çalışmalar, doksanlı yaşlarındaki bireylerin genç nesillerin hafızasını, spesifik biyolojik avantajlar ve beyin bozulmasını yavaşlatan aktif yaşam tarzı kombinasyonuyla koruyabildiğini açıkladı. Çoğu insanda korteksin yaşla birlikte doğal olarak inceldiği bildirilirken, süper yaşlılarda bu sürecin, özellikle duygulardan ve dikkatten sorumlu bölgelerde önemli ölçüde yavaşladığı belirtildi. Araştırmalar, yalnızca genetiğe odaklanmak yerine, otonominin ve yakın kişilerarası ilişkilerin sürdürülmesinin sinir ağlarının korunmasında doğrudan etkili faktörler olduğunu vurguladı. Alzheimer's & Dementia tıp dergisinde yayımlanan 25 yıllık bir çalışma, 80 yaş ve üzeri süper yaşlıların 20 ila 30 yaş daha genç kişilerin bilişsel becerilerini korumalarını sağlayan net biyolojik özellikler ve davranışsal alışkanlıklar bulunduğunu aktardı. Süper yaşlıların genellikle sosyal, açık fikirli ve bağımsız oldukları kaydedildi. Nörogörüntüleme ve nöropatolojik testlerde beyinlerinin ne kadar genç göründüğü ise en dikkat çekici bulgu olarak açıklandı. Northwestern'daki süper yaşlılar araştırması, bilim insanlarının Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklardan korunmaya yardımcı olabilecek faktörleri belirleme arayışının bir parçası olarak 2000 yılında başladığı belirtildi. Araştırma ekibi o zamandan beri 290 süper yaşlının davranışlarını ve alışkanlıklarını inceledi, Mesulam Merkezi'ne bağışlanan 77 beyni analiz etti. Katılımcıların her yıl değerlendirildiği ve ölüm sonrası analiz için beyinlerini bağışlama seçeneğine sahip oldukları, ayrıca kan testleri, MR çekimleri ve tıbbi geçmiş paylaşımları yaptıkları bildirildi. Araştırmada süper yaşlı olarak nitelendirilen kişi, 80 yaş veya daha büyük olup çeşitli bilişsel testlerde ortalama sınırlar içinde sonuçlar alan ve sözlü öğrenme testinde 15 kelimeden en az dokuzunu hatırlayabilen biri olarak tanımlandı. Bu performansın genellikle 56 ila 66 yaş arasındaki kişilerde görüldüğü vurgulandı. Hafızanın, yaşlanma sürecinde en çok azalan bilişsel beceri olması nedeniyle kilit bir gösterge olduğu belirtildi. Northwestern Üniversitesi Feinberg Tıp Fakültesi Psikiyatri ve Davranış Bilimleri Doçent Doktoru Tamar Gefen, "Onlar normal yaşlanma yollarına meydan okuyorlar" açıklamasını aktardı. Araştırmacılar, süper yaşlıların drastik farklı yaşam tarzlarına sahip olduğunu kaydetti. Bazılarının fiziksel olarak aktif ve sağlıklı beslendiği, diğerlerinin ise sigara içtiği, düzenli alkol aldığı, neredeyse hiç egzersiz yapmadığı ve sürekli kötü uyuduğu belirtildi. Araştırma için toplanan kontrol grubu olan nörotipik yaşıtlarına kıyasla, öne çıkan tek özelliğin ne kadar sosyal olmaları olduğu aktarıldı. Ayrıca süper yaşlıların kendi özerkliklerine öncelik verdikleri de vurgulandı. Bağımsız yaşadıkları ve yaşamları, beslenmeleri ile ilişkileri hakkında kararları kendilerinin verdikleri belirtildi. Dr. Gefen, sağlıklı yaşlanmanın bir bileşeni olarak özerkliğin göz ardı edildiğini düşündüğünü açıkladı. Araştırmacılar, süper yaşlıların beyinlerinin nörotipik yaşıtlarından farklı göründüğünü ve birçok önemli fark bulunduğunu açıkladı. Yaşlandıkça beynin en dış katmanı olan ve hafıza, düşünme, problem çözme ile akıl yürütmeden sorumlu korteksin inceldiği, bu incelmenin bilişsel gerilemeye yol açabileceği belirtildi. Ancak süper yaşlılarda bu incelmenin minimal düzeyde olduğu ve nörotipik yaşıtlarına kıyasla çok daha yavaş yaşlandığı kaydedildi. Korteks kalınlığının özellikle duygular, karar verme, motivasyon ve en önemlisi sosyal davranışlarla ilişkili olan ön singulat kortekste daha fazla olduğu, araştırmacıların bu becerilerin süper yaşlılarda özellikle belirgin olduğunu vurguladığı aktarıldı. Diğer önemli bir bulgu da, beyinlerinde sosyal davranışlarla ilişkili olan çok sayıda von Economo nöronunun bulunmasıydı. Gefen, bu nöronların "sardalye gibi sıkışık, tonlarca nöron" olduğunu açıkladı. Ayrıca, hipokampusta yer alan ve hafızayla bağlantılı entorinal nöronların, yaşıtlarına ve hatta 50 yaşındaki kişilere göre çok daha büyük ve sağlıklı olduğu da dikkat çekici bir bulgu olarak aktarıldı. Süper yaşlıların beyinlerinin, Alzheimer hastalığının belirtisi olan tau proteini gibi anormal protein grupları olan nörofibriler yumaklarla daha iyi başa çıktığı da belirtildi. Gefen, "Plaklar ve yumaklar hafızadan sorumlu beyin bölgesi olan hipokampusa saldırır. Ancak süper yaşlılarda, yumaklar daha yavaş gelişiyor ya da beyin bunların etkilerine karşı daha dirençli görünüyordu" açıklamasını yaptı. Colorado Üniversitesi Anschutz Tıp Kampüsü Geriatrik Tıp Profesörü Doktor Kari Levy, amiloid ve tau proteinlerinin birikiminin her zaman demansa yol açmadığını düşündürdüğünü belirtti. Son olarak, süper yaşlıların yaşıtlarına ve 50 yaşındaki kişilere kıyasla beyinlerinde hastalığa saldıran mikrogliya hücrelerinin daha az olduğu kaydedildi. Dr. Gefen'e göre bu durum, süper yaşlılarda bilişsel keskinliğin korunmasına yardımcı olan benzersiz bir bağışıklık tepkisine işaret edebileceğini açıkladı. Dr. Levy, bu araştırmanın plak geliştirmeye yatkın kişilerde direncin nasıl oluşturulacağı konusunda daha iyi bir anlayışa yol açabileceğini belirtti. Bu bulgulardan bireylerin çıkarabileceği kesin bir sonuç bulunmadığı, bu kişilerin beyin sağlıklarını koruyan genetik avantajlarla doğmuş olabilecekleri aktarıldı. Bununla birlikte, çok sayıda araştırmanın belirli yaşam alışkanlıklarının yaşlanmaya bağlı hastalık riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini öne sürdüğü belirtildi. Dr. Levy, beyni aktif tutmanın da önemli olduğunu açıkladı. Dr. Gefen ise yorgan yapımı, fotoğrafçılık, müzik, tiyatro, dans veya yaratıcı yazarlık gibi hobilerin yardımcı olabileceğini aktardı. Ayrıca yakın ilişkileri sürdürmenin ve gönüllülük veya sevdiklerine bakma yoluyla bir amaç bulmanın da faydalı olabileceğini ekledi.