The Cure grubunun müziği yıllardır tek bir müzik kategorisine sıkıştırılması zor olmuştur. Grubun öncüsü için mükemmellik, sadece teknik doğruluk anlamına gelmemiştir. En önemli şey, enstrüman ve düzenlemelerin belirli bir duygu ve atmosfer üretmesidir. Bu yüzden The Cure'nin şarkılarındaki gitarlar genellikle hafif, karanlık ve biraz gerçek dışı gibi geliyor.
The Cure'nin karakteristik tekniklerinden biri de gitarın ayarının düşürülmesi veya değiştirilmesidir. Bu işlem, enstrümanın karakterini değiştirebilir ve The Cure'de hem melankolik hem de biraz hüzünlü bir ses yaratır.
Birçok rock gitaristi alternatif ayarları daha güçlü ve agresif bir ses elde etmek için kullanırken, Smith onları yarattıkları duygu nedeniyle kullanır. Atmosferini yakalamak istediği gibi değilse, standart ayarını değiştirmekten çekinmez.
Bu çalışma yöntemi gruba kuruluşundan beri var olmuştur. Smith, gitar anlayışını zamanında Porl Thompson ile olan ilişkisine de yansıtmıştır; Thompson, enstrümanı farklı bir şekilde kullanan bir gitaristtir. "O sert çalar, ben ise nazikçe çalarım," diye açıklamıştı bir keresinde Far Out Magazine'e.
Smith'in deneyleri sadece gitarlara sınırlı kalmamıştır. Çalışma sırasında sıklıkla ekipman ve parametreleri manipüle ederek kendine uygun bir ses elde etmiştir, hatta bu beklenmedik sonuçlar doğurabilir.
Kaydedilme yöntemine ilişkin olarak Smith şunları açıkladı: "Tünelere sık sık karşı çıkıyorum, özellikle klavyeler gibi eklenen bölümler söz konusu olduğunda. Hatta bant hızını değiştirerek bazı parçaları daha farklı hale getiriyorum."
Bu tür yöntemler şarkının konser sahnesine aktarılması durumunda sorun yaratabilir. Stüdyoda yapılan deneylerin canlı performanslarda tekrarlanması her zaman kolay değildir. Ancak, tam da bu tahmin edilemeyen unsur The Cure müziğinin bir parçası olabilir.
"Friday, I'm in Love" şarkısı sırasında meydana gelen en ilginç örneklerden biridir. Smith, tesadüfen magnetofonsal bant hızını değiştiren kontrolün yanlış konumda olduğunu fark etti. Sonuç olarak sesin dört perden yükselmesi oldu ve bu da şarkının diğer materyallerden farklı olmasına neden oldu. Bu değişiklik bir hata olsa da, Smith bu değişikliğin şarkının genel atmosferini değiştirdiğini fark etti.
"Tüm his değişti," dedi.
Tesadüfi değişikliğin tam olarak bu şarkıya daha neşeli ve hafif bir karakter kazandırdığı ortaya çıktı.
"Friday, I'm in Love", grubun en ünlü ve başarılı şarkılarından biri haline geldi.
Smith'in yaklaşımı, mükemmelliğin her zaman hataların giderilmesi anlamına gelmediğini göstermektedir. Smith'in durumu, doğru sesi bulmak için bazen kuralları değiştirmek, deney yapmak ve tesadüfi sonuçları kabul etmek gerektiği anlamına gelir.