Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin'in Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaş yıkıcı bir kara işgaliyle genç bir demokrasiye yönelikken, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik saldırısı kendi halkını sokaklarda katleden saldırgan bir teokrasiye karşı yürütülen sofistike bir bombalama kampanyası olarak belirtildi. Buna rağmen, her iki liderin taktikleri arasında şaşırtıcı benzerlikler bulunduğu aktarıldı. İki çatışma arasındaki bazı benzerlikler dikkat çekicidir; Beyaz Saray ve Kremlin'in eylemlerini "savaş" olarak adlandırmaktan kaçınması, belirsiz tanımlanmış açık uçlu bir savaşın risklerini ortaya koyduğunu vurguladı. Geçtiğimiz Pazartesi günü ABD Savunma Bakanı Pit Hegset, ABD'nin "bu savaşı başlatmadığını" ancak "Başkan Trump yönetiminde bu savaşı bitirdiğini" belirtti. Putin, 2022'de Ukrayna'yı işgale başladıktan sonra, "Biz Ukrayna'daki bu sözde savaşı başlatmadık. Daha ziyade onu bitirmeye çalışıyoruz" şeklinde açıklama yaptı. Geçen hafta İran'daki durumun "bir savaş olup olmadığı" sorulduğunda, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, "Bence bu bir operasyon" diye kaydetti. Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden iki ay sonra, Rus mevkidaşı Vyacheslav Volodin de benzer ifadeler kullandı. Duma Başkanı Volodin, "Bu özel bir askeri operasyondur. Eğer Rusya tam kapsamlı bir savaş başlatsaydı, uzun zaman önce bitmiş olurdu" şeklinde konuştu. Değişen hedefler, abartılı tehditler ve belirsiz misyonlar, Beyaz Saray'ın İran hakkındaki mesajlarında Rus yankılarının sayısız olduğunu göstererek, saldıran tarafın rejim değişikliğine umut bağladığı belirsiz tanımlı, açık uçlu bir savaşın risklerini vurguladığını New York Times aktardı. Putin, Temmuz 2022'de "Henüz ciddi hiçbir şeye başlamadık" diye bildirdi. Trump ise geçtiğimiz Pazartesi CNN'e verdiği demeçte, "Onları henüz ciddi bir şekilde vurmaya başlamadık" diye belirtti. Putin, 24 Şubat 2022 sabahı ulusa hitabında "özel askeri operasyon" yani savaş ilan ederek, on yıllardır Ukrayna'ya ve Batı'ya yönelik şikayetlerini, Rusya'ya saldırmaktan başka "hiçbir seçeneğin kalmadığı" bir durum olarak sundu. Ukraynalı askerleri "derhal silah bırakıp evlerine gitmeye" çağıran Putin, aksi takdirde "olası kan dökülmesinin sorumluluğunun tamamen iktidardaki Ukrayna rejimine ait olacağını" vurguladı. New York Times'a göre, birkaç yıl sonra Trump'ın gece yaptığı ve "büyük muharebe operasyonları" ilan ettiği konuşmasında, on yıllarca süren İran'ın "kan dökme ve toplu katliamlarından" bahsetmesi ve İran askerlerini "silah bırakmaya" veya "kesin ölümle yüzleşmeye" çağırması şaşırtıcıydı. Trump ertesi gün de İran askerlerini silahsızlanmaya ve İran halkını "bu fırsatı değerlendirerek" hükümetlerini devirmeye çağırdı. New York Times, Putin'in savaşın ikinci gününde de Ukrayna askerlerini direnişi bırakıp "iktidarı kendi ellerine almaya" ikna etmeye çalıştığını kaydetti. Gazete, Batılı yetkililerin ve Rus elitlerinin savaşın hızla biteceğini beklediklerini hatırlattı. Ancak günler haftalara, haftalar aylara, aylar ise yıllara dönüştü. Ukraynalılar, ABD tarafından sağlanan koordinatları kullanarak cephe hattının çok gerisinde ölümcül saldırılar için giderek daha sofistike Batı silahları kullandı. Putin'in hedefleri bu süreçte daraldı; rejimi değiştirme, yani Ukrayna'yı "Nazilerden arındırma" ve "askersizleştirme" hedefinden, tüm Donbas bölgesini ele geçirmeye ve Kiev'i NATO dışında tutmaya odaklandı. Şu anda Putin'in savaşındaki kurban sayısı 500.000'e yaklaştı. Ukrayna ordusu teslim olmadı ve Başkan Volodimir Zelenski hala Kiev'de iktidarda. New York Times, Trump'ın bu savaşta sadece bir haftadır yer aldığını, ancak İranlı yetkililerin veya askerlerin teslim olma niyetinde olduğuna dair bir kanıt bulunmadığını, Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham'ın "dini Naziler" olarak adlandırdığı rejimin iktidarı sürdürdüğünü kaydetti. ABD yönetimi İran'a karşı savaş için süreleri değiştirirken, Rusya'daki hem Kremlin yanlısı hem de Kremlin karşıtı blog yazarları, Trump'ın planını "Üç Günde Tahran" olarak adlandırmaya başladılar; bu, Moskova'nın Ukrayna'yı yeneceğine inandığı "Üç Günde Kiev"e bir göndermeydi. Trump, İran'a karşı savaşı yakında bitirip başarı ilan edebilir. Cumartesi günü yaptığı açıklamada, İran'ın "cehennem gibi dayak yediğini" ve ülkenin diğer bölgeleri için "tamamen yıkım ve kesin ölüm" düşündüğünü belirtti. Ancak Rus işgali sırasında Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, ABD'nin geniş çaplı hedefleri göz önüne alındığında, Trump yönetiminin Rusya'nın başlangıçtaki savaş planını yok eden aşırı özgüvenden muzdarip olabileceğini dile getirdi. Kuleba Cuma günü yaptığı bir paylaşımda, "Amerikalı yorumcular yine 'kısa bir savaş'tan bahsediyor. Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşı için de aynısını söylemişlerdi. Savaş ancak Washington hedeflerini sessizce azaltır, İran'da rejim değişikliğinden vazgeçer ve çok daha küçük bir sonucu zafer olarak sunarsa kısa sürer" ifadelerini kullandı ve "Büyük bir ülkeyi ezmek ABD için bile zordur" diye ekledi. Dikkat çekici bir fark, Rus ordusunun zayıf performansı ile ABD-İsrail hava harekatının sofistike doğasıdır. Ancak analistler, askeri ateş gücünün değerinin, neyi başarması gerektiği açık olmadığında sınırlı olduğunu ve ABD hedeflerinin sürekli değiştiğini belirtiyor. Trump Cuma günü İran'ın "koşulsuz teslimiyetini" talep ederken, kabine üyeleri İran'ın nükleer programının ve füze cephaneliğinin yok edilmesi gibi farklı, daha sınırlı hedefler ortaya koydu. Northwestern Üniversitesi'nden Rusya uzmanı Maria Lipman, New York Times'a yaptığı açıklamada, "İran'a karşı bir savaş başlatarak Trump bilinmeyene adım attı. Bence ABD'yi ve Amerikan halkını, şu anda anladıklarından daha fazla istikrarsızlık bekliyor" diye bildirdi.