Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Genel Direktörü Fatih Birol, Figaro gazetesine verdiği röportajda dünyanın petrol, gaz ve gıda olmak üzere üçlü bir şokla karşı karşıya olduğunu bildirdi. Birol, bu duruma tek gerçek çözümün Ormuz Boğazı'nın yeniden açılması olduğunu belirtirken, aynı zamanda stratejik çözümler olarak yenilenebilir enerji kaynaklarının, nükleer enerjinin ve elektrikli araç kullanımının hızlandırılması gerektiğini vurguladı. Birol, mevcut savaşın dünya ekonomisinin kilit arterlerinden birini tıkadığını kaydederek durum hakkında oldukça karamsar olduğunu aktardı. Yalnızca petrol ve gaz değil, aynı zamanda gübreler, petrokimyasallar, helyum ve diğer birçok ürünün de etkilendiğini açıkladı. Mevcut enerji arzı kesintisinin geçmişteki 1973, 1979 ve 2022 krizlerinden daha ciddi olduğunu belirten Birol, dünya ekonomisi için ciddi bir 'deprem' niteliğindeki büyük bir enerji şokuyla karşı karşıya olunduğunu vurguladı. Tüm dünya ekonomisinin bu durumdan etkileneceğini açıklayan Birol, Avrupa ülkeleri, Japonya ve Avustralya'nın baskı altında kalacağını belirtti. Ancak en çok gelişmekte olan ülkelerin yüksek petrol, gaz ve gıda fiyatları ile hızlanan enflasyondan etkileneceğini kaydetti. Bu ülkelerin ekonomik büyümesinin ciddi şekilde darbe alacağını ve birçok gelişmekte olan ülkenin dış borcunu önemli ölçüde artıracağından endişe ettiğini aktardı. IEA üyesi ülkelerin stratejik rezervleri serbest bırakma sürecinin kademeli olarak devam ettiğini bildiren Birol, bunun tarihin en büyük rezerv serbest bırakma eylemi olduğunu ancak toplam rezervlerin sadece %20'sini oluşturduğunu belirtti. Geri kalan %80'in gerekirse kullanılacağını ancak buna ihtiyaç duyulmamasını umduğunu vurguladı. Ormuz Boğazı'nın yeniden açılmasının tek gerçek çözüm olduğunu yineleyen Birol, boğaz kapalı kaldığı sürece dünya ekonomisinin büyük zorluklarla karşılaşacağını açıkladı. Asya, Güney Kore, Japonya ve özellikle Endonezya, Filipinler, Vietnam, Pakistan, Bangladeş gibi ülkelerin kıtlık riskine en çok maruz kalanlar olduğunu kaydetti. Körfez'deki petrol üretimindeki düşüşün çok büyük olduğunu açıklayan Birol, bu ülkelerin şu anda savaş öncesi petrol üretiminin yarısından biraz fazlasını gerçekleştirdiğini bildirdi. Ayrıca, doğal gaz ihracatının da durduğunu belirtti. Mart ayının çok zor geçtiğini ancak nisan ayının daha da kötü olacağını vurgulayan Birol, 'kara nisan'a girildiğini aktardı. Ormuz Boğazı'nın nisan ayı boyunca kapalı kalması halinde, mart ayına göre iki kat daha fazla ham petrol ve rafine ürün kaybedileceğini kaydetti. Dünya ekonomisindeki durumu felaket olarak nitelendirse de iyimser olmak için bazı nedenler olduğunu ekleyen Birol, 1970'lerdeki petrol krizleri sırasında önemli stratejik yanıtlar verildiğini hatırlattı. Yenilenebilir enerji kaynaklarının, özellikle güneş ve rüzgar enerjisinin hızla yaygınlaşacağını, mevcut nükleer enerji santrallerinin ömrünün uzatılacağını ve elektrikli araçların içten yanmalı motorlu araçlardan daha hızlı gelişeceğini vurguladı. Ülkelerin enerjiyi mümkün olduğunca rasyonel kullanması, tasarruf etmesi ve verimliliği artırması gerektiğini belirten Birol, ayrıca yenilenebilir enerji büyümesini desteklemeye ve farklı ortaklardan ithalat geliştirmeye devam etmenin önemini vurguladı.