Uyduların, GPS sistemlerinin ve elektrik şebekelerinin işleyişini bozma potansiyeline sahip güçlü bir manyetik fırtına, bilim kurgu senaryosu gibi görünse de uzmanlar, böyle bir olayın tamamen gerçek bir olasılık olduğu konusunda uyardı. Yeni bir araştırma, uzay havasının ciddi risklerine dikkat çekerek toplumu nadir görülen ancak potansiyel olarak felaketle sonuçlanabilecek bir senaryoya hazırlanmaya çağırdığını vurguladı. Jeomanyetik fırtına olarak da bilinen güneş fırtınasının, Güneş'in uzaya büyük miktarda yüklü parçacıklar fırlatmasıyla meydana geldiği açıklandı. Bu parçacıkların Dünya'ya ulaştığında, gezegenin manyetik alanıyla etkileşime girerek teknolojide ciddi bozulmalara yol açabileceği kaydedildi. Britanya Bilim ve Teknoloji Tesisleri Konseyi'nin araştırması, böyle bir fırlatmanın uyduların, elektrik şebekelerinin ve iletişimin küresel düzeyde işleyişini aksatabileceği “en kötü senaryoyu” değerlendirdiğini belirtti. Space.com'un aktardığına göre, yörüngedeki uyduların güneş patlamalarından kaynaklanan radyasyona karşı özellikle savunmasız olduğu bildirildi. Bu radyasyonun elektronikleri bozabileceği, güneş panellerini yok edebileceği ve cihazların ömrünü kısaltabileceği kaydedildi. Aşırı koşullarda, uyduların bir kısmının geri dönülemez şekilde zarar görebileceği, bunun da GPS hizmetlerinde, hava tahminlerinde ve iletişim sistemlerinde uzun süreli kesintilere yol açabileceği aktarıldı. En ciddi tehlikelerden birinin, elektrik şebekeleri üzerindeki etki olduğu vurgulandı. Güneş parçacıklarının Dünya atmosferiyle etkileşiminin, iletkenlerde güçlü elektrik akımlarına neden olabileceği belirtildi. Jeomanyetik olarak indüklenen bu akımların, transformatörleri aşırı yükleyebileceği, elektrik sistemlerini devre dışı bırakabileceği ve büyük elektrik kesintilerine yol açabileceği açıklandı. En kötü senaryoda, elektrik şebekelerinin çökme noktasına gelebileceği kaydedildi. Bu durumun sadece hane halkını ve ekonomiyi değil, aynı zamanda hastaneleri, acil servisleri ve ulaşım sistemlerini de etkileyebileceği belirtildi. Sonuçlarının tüm bölgelere yayılabileceği ve sistemlerin toparlanmasının önemli ölçüde uzun sürebileceği aktarıldı. En kötü senaryonun, uydu takibinin zorlaşmasını ve uzay enkazı miktarının artmasını içerdiği bildirildi; bunun da yörünge altyapısının yönetimini daha da karmaşık hale getirdiği ve gelecekteki çarpışma riskini artırdığı vurgulandı.