Valjevo, 14 Ağustos 2025. – 14 Ağustos 2024 tarihinde, Valjevo'da meydana gelen olayda, polis tarafından 15 yaşındaki bir çocuğa uygulanan şiddet kamuoyunda büyük infial yarattı. Olay, Kazanmak isteyen gençlerin katıldığı "Bu Gece Dikişler Patlayacak" adlı protesto esnasında gerçekleşti. Protesto, polis müdahalesiyle şiddet dolu sahnelere dönüştü.

Sosyal medya üzerinden yayımlanan görüntülerde, sakin bir şekilde elini kaldırmış olan çocuğun, polis tarafından yere düşürülüp dövüldüğü görülüyor. Olay sırasında, çocuğa 15'ten fazla polis memuru tarafından şiddet uygulandığı rapor edildi. Görüntülerde, genç çocuğun deve gibi yere düştüğü, yerde yatarken tekrar darbe aldığı ve ardından bilinmeyen bir yere götürüldüğü kaydedildi.

Çocuğun annesi Jelena Vilotić, "Bundan sonra hayatım asla eskisi gibi olmayacak" diyerek, yaşadığı travmayı dile getirdi. Vilotić, oğlunun yere düşüp başını korumak için kıvrıldığını ve polisin ona karşı amansız bir şiddet uyguladığını sözlerine ekledi.

Bu görüntülerin ardından, polisin yetki aşımında bulunduğu net bir şekilde ortaya çıktı. Ancak İçişleri Bakanı Ivica Dačić, yaptıkları açıklamalarda bunun aksini savundu. Dačić, "Polis, kamu düzenini korumak için tedbirli hareket etti ve kargaşayı önlemeye çalıştı" ifadesinde bulundu.

Olaydan sonra, 15 yaşındaki gencin durumu hakkında kamuoyuna yeterince bilgi verilmedi ve sosyal medyada onun yaşamını yitirdiğine dair spekülasyonlar yayıldı. En üst düzey devlet yetkilileri, gencin varlığını yalanlamak için açıklamalar yaptı.

Dačić, "İki gün önce bu gencin kaybolup kaybolmadığını öğrenmeye çalıştık. Elde ettiğimiz bilgiye göre, hastaneye bir kişi daha getirilmişti, ancak bu kişi 50-60 yaşlarındaydı" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, medyayı suçlayarak, "Salı günü medyadaki bu korkunç yalan için özür dilediler mi? Bu tamamen uydurma bir hikaye" şeklinde açıklamalarda bulundu.

Sağlık Bakanı Zlatibor Lončar ise, basın toplantısında "Bu tür bir hasta yok" diyerek durumu daha da anlam dışı hale getirdi.

Beş ay sonra, olayın tanıkları, kurbanların aileleri ve gaziler, bu durumu doğrulamak adına açıklamalarda bulundular ve olayın ciddi bir kamu güvenliği sorunu haline geldiğini belirttiler.