Yurt dışındaki Balkanlılar için daha iyi bir gelecek şansı sunan yaşam, çoğu zaman ağır çalışma, büyük fedakarlıklar ve sürekli artan maliyetlerle mücadeleyi gerektirmektedir. Ancak bu zorlukların en ağırı, yurt dışında paranın kolay kazanıldığına inanan ailelerin beklentileridir; bu da yardım etme ile sömürülme arasındaki sınırın giderek inceldiğini açıkça belirtmektedir. Bu tür bir itiraf, "Almanya'daki Balkanlılar" adlı Facebook sayfasında bir Balkanlı kadın tarafından ailesinin yarattığı baskıya ilişkin aktarıldı. Kadın, kendisi ve eşinin Almanya'da yıllardır yaşadıklarını ve istikrarlı bir hayat kurmak için çabaladıklarını açıkladı. Aynı zamanda, memleketlerinde kalan yakınlarına düzenli olarak yardım ettiklerini, ancak bunun sıklıkla yorucu olduğunu da belirtti. Anonim kadın açıklamasında, "Selam... Yazmaya utanıyorum ama bir yere dökmeliyim içimi. Eşim ve ben beş yıldır Almanya'dayız. İkimiz de çalışıyoruz, o inşaatta, ben evlerde ve hastanelerde temizlik yapıyorum. Kötü durumda değiliz, ama bazılarının düşündüğü gibi bolluk içinde yaşamıyoruz. Her ay annemlere ve eşimin ailesine para gönderiyor, ilaçlarını, faturalarını ödüyor, paketler yolluyoruz" ifadelerini bildirdi. Kadın, "Sorun şu ki, benimkiler bizi 'bankamatik' olarak görmeye alışmış. Paskalya'da gelemeyeceğimizi, çünkü ev için para biriktirmemiz gerektiğini (ev sahibimiz kirayı 200 avro artırdı) söylediğimizde kıyamet koptu" diye kaydetti. Annesinin kendisine, "Madem gelmiyorsunuz, kutlamayı hakkıyla yapmak için en az 500 avronuz yok mu göndermeye?" dediğini aktardı. Kadın, "İnsanlar, ben bu parayı başkalarının yerlerini temizleyerek dizlerim üzerinde kazanıyorum! Kimse bize nasıl olduğumuzu, yorgun olup olmadığımızı, sağlıklı olup olmadığımızı sormuyor… Sadece paranın ne zaman geleceğini ve ne zaman ağzına kadar dolu arabayla hediyelerle geleceğimizi soruyorlar. Hem burada hem de orada kendimi yabancı gibi hissediyorum" şeklinde duygularını belirtti. Açıklamasının sonunda, "Burada çocuklarıma bir şeyler bırakmak istemem hata mı, yoksa cebimden son kuruşu vermeyince gerçekten 'Almanlaşmış' mı oluyorum dedikleri gibi? Paranın ağaçta yetiştiğini düşünen bir aileyle nasıl başa çıkıyorsunuz?" diye sorarak hislerini aktardı. Onun hikayesi hızla büyük tepkilere neden oldu, çünkü birçok kişi kendilerini benzer bir durumda buldu: yurt dışında kurdukları hayat ile kendilerinden daha fazlasını bekleyenlerin beklentileri arasında sıkışıp kalmış durumdalar. Bir kullanıcı, "Hemen hemen herkesin böyle biri var. İnsanlar paraya ulaşmak için harcanan başkalarının emeğini ve sıkıntısını artık takdir etmiyorlar. Herkes paranın gökten yağdığını ve içinde yüzdüğümüzü sanıyor. O zamanlar geçti ve şimdi her yer daha da zorlaşıyor. Kendinize ve çocuklarınıza bakma zamanı geldi. Onları sanki avro basıyormuş gibi hediye almaya çok alıştırdınız ve tepkileri bu yüzden. O yüzden aklınızı başınıza toplayın ve eğer gerçekten zorundaysanız, gücünüzün yettiği kadar minimum gönderin ve daha fazlasını göndermeyin. Durumu açıklamaya çalışın, anlarlarsa iyi, anlamazlarsa elinizden geleni yaptınız ve Almanya'daki yaşam koşullarının dikte ettiği gibi yaşamaya devam edin" ifadelerini kaydetti. Ardından başka bir kullanıcı, ebeveynlere yardım etmekte kişisel olarak bir sakınca görmediğini vurgulayarak, çocukların ebeveynlerinin fedakarlığını çabucak unuttuğunu belirtti. "Ne diyeyim?! Hepiniz annenin ve babanın size ne kadar harcadığını unuttunuz, onların zamanında bizimkinden daha zordu ve şikayet etmediler, sahip oldukları her şeyi bize verdiler. Ama çocuklar onların bu fedakarlığını çabucak unutur. Ne yazık ki kibirli ve bencil olurlar. Ama yıllar çabuk geçer – sonsuza dek ebeveynlerimiz olmayacak, unutmayın. İsa dedi ki: iyi bir yaşam sürmen için annene ve babana saygı göster" ifadelerini açıkladı. Başka bir kullanıcı ise, ne kadar verirse versin, ebeveynlerine her zaman az geldiğini fark ettiğinde, uzun zaman önce para ve hediye göndermeyi bıraktığını açıkladı. "Ben bunu çoktan sıfıra indirdim. Ne kadar verirseniz verin, onlara az gelir. Hiçbir şey göndermeyin, hiçbir şey almayın. Ancak o zaman kimin sizi sevdiğini ve saydığını göreceksiniz. Ve böylesine utanmaz bir anne benden bir çikolata bile alamazdı" ifadelerini vurguladı. Son olarak, kendisinin de yurt dışında çocukları olan bir kadın deneyimini aktardı ve ebeveynlerin de anlayışlı olması gerektiğini belirtti. "Bir oğlum Amerika'da, biri Almanya'da. Hiçbir zaman para göndermelerini istemedim veya beklemedim. Eşim ve ben asgari düzeyde de olsa emekli maaşı alıyoruz, eşim yarı zamanlı çalışıyor, hatta yıllık izin, araba tescili, kurban için birikim bile yapıyoruz. Çocuklar geldiğinde yapabildikleri kadar veriyorlar, ancak bu genellikle artan elektrik, yemek masraflarına gidiyor. Ebeveynlerin de anlayışlı olması ve kendi masraflarını azaltması gerekir" şeklinde belirtti.