Disfonksiyonel ailelerde büyüyen bireylerin, yetişkinliklerinde kendi çocuklarına stabil ve sağlıklı bir çocukluk sunmaya çalıştığı ancak bunun zorlu bir görev olduğu bildirdi. Psikolog Dr. Samantha Rodman Whiten, birçok kişi için bu durumun temel yaşam hedeflerinden biri olduğunu, ancak ilk elden deneyimlemedikleri bir şeyi yaratmanın güçlüğünü vurguladı. Uzmanlar, bu ebeveynlerin çocukluklarından gelen davranış kalıplarını ve özelliklerini ebeveynliğe bilinçsizce aktardığını belirtti. Duygusal sınırların belirsiz olduğu ilişkilerde büyüyen kişilerin, kendi çocuklarıyla olan ilişkilerinde de sınır koymakta zorlandığı kaydedildi. Psikolog, çocuk üzüldüğünde ebeveynin sadece empati değil, aynı zamanda yoğun bir endişe veya panik hissedebileceğini belirtti. Rodman Whiten, ebeveynlerin bazen çocuğun hoş olmayan duygularını çok hızlı bir şekilde gidermeye çalıştığını, çünkü bu duyguları kendilerinin de zor tolere ettiğini, bunun da çocuğun duyguları tehlikeli veya korkutucu olarak öğrenmesine yol açabileceğini açıkladı. Kendi çocukluklarında ebeveynlerinin sadece ebeveyn rolüyle yaşadığı veya sağlıklı sınırları olmadığı durumlarda, yetişkin bireylerin ebeveynlik ve kendi yaşamları arasında denge kurmakta zorlandığı aktarıldı. Bu duruma iş, arkadaşlıklar, egzersiz veya partner ilişkisi gibi alanların dahil olduğu belirtildi. Dr. Rodman, kişinin çatışmalı veya duygusal olarak uzak bir evlilikte büyüdüyse, partnerine ne kadar zaman ve ilgi ayıracağını değerlendirmekte güçlük çekebileceğini, kendi ailesinde bunu hiç görmeyen bazı kişilerin çocuklar önünde partnere şefkat göstermekte rahatsızlık duyduğunu kaydetti. Ayrıca, kadınlarda cinsel isteğin doğumdan sonra geçici olarak azaldığını, ancak sıcak bir evlilik örneği görmeyenlerde bunun kalıcı bir sorun haline gelebildiğini belirtti. Paranın kötü yönetildiği veya hakkında konuşulmadığı ailelerde büyüyen kişilerin, çocukları için finans planlaması yaparken büyük bir güvensizlik hissettiği belirtildi. Bunun eğitim, aktiviteler veya günlük ihtiyaçlar gibi maliyetleri içerebileceği vurgulandı. Psikolog, bu tür ebeveynlerin özellikle diğer ailelerin büyükanne ve büyükbabalardan mali yardım aldığını gördüklerinde genellikle endişe veya suçluluk duyduğunu açıkladı. Çocukluklarında ebeveynleri depresyon, bağımlılık, anksiyete veya diğer sorunlar nedeniyle izole olan yetişkinlerin, çocuklarının sosyal bağlar kurmasına yardımcı olmakta zorlanabileceği aktarıldı. Bunun diğer ebeveynlerle tanışmayı veya sosyalleşmeyi organize etmeyi kapsadığı kaydedildi. Dr. Rodman, bazı ebeveynlerin eve misafir çağırmaktan bile rahatsızlık duyduğunu, özellikle de evin düzenli veya stabil olmadığı bir ortamda büyüdülerse bu durumun daha belirgin olduğunu belirtti. Bir ebeveynin korku, şiddet veya suçlulukla hüküm sürdüğü ailelerde büyüyen kişilerin, sağlıklı çocuk disiplini örneğine sahip olmadığı vurgulandı. Bu nedenle, çocuğun davranışları dayanılmaz hale geldiğinde tam bir hoşgörü ile ani öfke patlamaları arasında gidip gelebilecekleri belirtildi. Psikolog, bu ebeveynlerin genellikle diğer ebeveynlerin kendilerinden daha sabırlı ve sakin olduğunu hissettiğini kaydetti. Son derece kaygılı bir ortamda büyüyen bir kişinin, çocuğunun belirli risk içeren aktivitelere katılmasına izin vermekte zorlanabileceği aktarıldı. Psikolog, bu tür kalıplarla yüzleşen ebeveynler için terapinin çok faydalı olabileceğini vurguladı. Bireysel terapinin, kişinin kendi çocukluğunu anlamasına ve daha sağlıklı ebeveynlik stratejileri geliştirmesine yardımcı olabileceğini belirtti. Ebeveynlik tarzındaki değişikliklerin çocukların davranışlarını da hızla etkileyebileceğini, bunun da ebeveynlere kendileri üzerinde çalışma konusunda ek motivasyon sağladığını açıkladı.