Yazar Rubin, paranın, mutluluk hissimizi etkileyen en karmaşık ve ilgi çekici faktörlerden biri olduğunu kaydetti. Para tek başına mutluluğu satın almasa da, onu harcama şeklimizin memnuniyetimize büyük ölçüde katkıda bulunabileceğini veya onu olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Bu tespit, Rubin'i hayatına daha fazla netlik, enerji ve özgürlük hissi getiren basit bir kural geliştirmeye sevk etti: 'Harcamasız Bir Ay' deneyimi.

Harcamasız bir ay, adından da anlaşılacağı üzere, 30 gün boyunca zorunlu olmayan hiçbir şeyin satın alınmamasını ifade etmektedir. Kira, faturalar, kamu hizmetleri ve diğer temel yükümlülükler düzenli olarak ödenmeye devam etmektedir. Ancak yeni elektronik cihazlar, kitaplar veya dışarıdan yemek siparişi gibi isteğe bağlı harcamalar tamamen ortadan kaldırılmaktadır. Bu yaklaşım, dürtüsel alışverişin dopamin döngüsünü kırmaktadır. Yapılan araştırmalar, dürtüsel alışverişlerin kısa süreli bir dopamin artışına neden olduğunu ancak memnuniyet hissinin hızla kaybolduğunu vurguladı. Anlık isteklere boyun eğmediğimizde, bu isteklerin zamanla zayıfladığı da belirtildi.

Böylesi bir deneyimin, değerli bir öz farkındalık sağladığı kaydedildi. Yazarın kendisi de dahil olmak üzere birçok kişinin parayı neredeyse bilinçsizce harcadığına dikkat çekildi: Yol üstü kahveler, özel bir neden olmaksızın alınan yeni gömlekler veya nadiren kullanılan ama asla iptal edilmeyen abonelikler örnek olarak verildi. Stres veya can sıkıntısını gidermek için 'kartı kullanamadığımızda', kendi davranış kalıplarımızın daha fazla farkına varıldığı aktarıldı. Kısa bir yoksunluk döneminin, 'Kaynaklarımızı kendi değerlerimize ve uzun vadeli mutluluğumuza uygun, düşünceli bir şekilde kullanıyor muyuz?' sorusunu sormaya ittiği belirtildi.

Harcamasız bir ayın nasıl planlanacağına dair şu adımlar önerildi: İlk olarak, amacın netleştirilmesi gerektiği belirtildi. Büyük bir yatırım için mi tasarruf edildiği, evdeki dağınıklığı mı azaltmak istendiği yoksa davranışları kendi değerleriyle mi uyumlu hale getirmek istendiği gibi hedeflerin açıkça tanımlanması gerektiği vurgulandı. Gerçekten istenen bir şeyle bağlantılı bir nedenin, yapılması 'gereken' şeylerden daha güçlü olduğu kaydedildi.

Tüm bir ayın çok zorlayıcı gelmesi durumunda, bir hafta veya haftada bir gün ile başlanabileceği aktarıldı. Planın kişinin yaşam tarzına ve mali durumuna göre ayarlanması gerektiği ve her şeyin ya hep ya hiç şeklinde olmak zorunda olmadığı belirtildi. Temel giderler kategorisinin faturalar ve market alışverişinden daha fazlasını içerebileceği ifade edildi. Örneğin, arkadaşlarla sosyalleşmek gibi önemli faaliyetlerin de dahil edilebileceği belirtildi. Rubin'in kendi 'Şubatsız Harcamasız Ay' deneyiminde sadece gerekli ev eşyalarını ve hediyeleri satın aldığına dikkat çekildi.

Anında 'şimdi satın al' düğmesine tıklama isteği hissedildiğinde, ürünün bunun yerine istek listesine eklenmesi önerildi. Satın alma işlemini ay sonuna ertelemenin, neyin gerçekten istendiğini ve neyin sadece geçici bir dürtü olduğunu netleştirdiği vurgulandı. Can sıkıntısından alışveriş yapma alışkanlığı olanların, bunu aşmalarına yardımcı olacak alternatif aktiviteleri önceden planlamaları gerektiği aktarıldı.

Tasarruf edilen paranın nereye gideceğine önceden karar verilmesi gerektiği belirtildi. Acil durum fonu mu oluşturulacağı, borç mu ödeneceği, yatırım mı yapılacağı yoksa bir seyahat için mi biriktirileceği sorularının yanıtlanması gerektiği ifade edildi. Tasarrufun net bir amacı olduğunda, bunun bir fedakarlık olarak değil, bir kazanç olarak algılandığı kaydedildi. Yeni bir şey satın almadan önce, mevcut eşyaların kontrol edilmesi gerektiği vurgulandı. Evde okunmayı bekleyen kitaplar veya yeniden kullanılabilecek unutulmuş eşyaların olabileceği belirtildi. Aynı durumun, aylarca rafta duran gıda maddelerinin sıkça bulunduğu kiler için de geçerli olduğu aktarıldı.

Bir ay boyunca bilinçli harcama, odak noktasını hızlı bir çözüm olarak alışverişten, gerçek sorunları çözmeye kaydırmaktadır. Mağazaları gezinerek daha az zaman geçirmek, ilişkiler, faaliyetler ve gerçekten kalıcı değere sahip şeyler için daha fazla zaman anlamına gelmektedir.