53. Uluslararası Film Festivali FEST, 2 ila 11 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Bu yılki slogan "Fest - Süren Aşk" olacak. Bu tanıdık slogan, Dinko Tucaković'in ("Beograd ve Fest: Süren Aşk") filmi başlığından türetilmiş ve 30. FEST için çekilmiştir. Slogan, Belgrad halkı ile bu kült film festivali arasındaki çok yıllık bağı tanımlar. Festival, 1971 yılından beri devam ediyor.

Slogan, yedi sanat dalına olan tutkuyu, izleyiciler nesillerinin sadakatini ve FEST'in bölgedeki en önemli kültürel olaylardan biri olarak durumunu kutluyor. Bu yıl slogan resmi olarak 53. festival baskısı için kullanılıyor, CEBEF'den gelen bilgilerde belirtildi.

Dinko Tucaković (1960-2013), uzun süredir Yugoslav Film Kütüphanesi Müdürü, film eleştirmeni, teorikçi ve tarihçisi olan önde gelen bir film ve televizyon yönetmeni ve senaristti. Ayrıca FEST Konseyi Başkanı ve birçok film etkinliğinin kurucusu oldu.

Birçok ulusal film festivalinde seçmen olarak çalıştı, Cannes, Berlin ve Viyana'daki FIPRESCI jürisinde yer aldı. Ulusal film festivallerinde birçok ödül kazandı. Çalışmalarıyla FEST'in gelişimine büyük katkı sağladı. Dinko Tucaković'in son filmi "Dr Rej ve Şeytanlar", 2012 yılında 40. FEST'i kapattı.

Uluslararası Film Festivali FEST, yıllardır dünyaya kültürel bir pencere, sivilisasyonların tarihi kavşağı ve Belgrad'ın kosmopolit ruhunun gerçek bir sembolü olmuştur. 1971 yılında kurulduğundan beri FEST sadece bir film gösterimi değil, filmleri seven nesilleri şekillendiren bir fenomen haline geldi. Bu nedenle "Fest - Süren Aşk" sloganı, halkın bu festivale duyduğu duyguları nesilden nesile besleyen bir hatırlatıcı olarak uygun, CEBEF'den gelen açıklamada belirtildi.

Daha önce duyurulan gibi 53. Uluslararası Film Festivali, 2 Ekim 2026 tarihinde Lordan Zafranović'in yeni filmi "Zlatni Rez 42 (Kozara Çocukları)" ile açılacak. İzleyiciler ünlü yönetmenin eserini ilk kez Sava Merkezi'nin Mavi Salonunda görecekler.

Hikaye, İkinci Dünya Savaşı ve Bağımsız Hırvatistan Devleti'nin varlığı ve Jasenovac kampı döneminde geçiyor. Hikaye, kurbanların ve suçluların iç içe geçmiş bakış açıları aracılığıyla anlatılıyor. Zafranović, Sırp, Yahudi, Roma ve Hırvat antifaşistlerin hikayeleri üzerinden, film yazarlarının "kötülüğün anatomisi" olarak tanımladığı konuyu araştırıyor.

Hikayenin merkezinde, sekiz ustaş katibi bulunuyor. Bunlardan biri kısa süreliğine suçlara karşı isyan ediyor ancak sonunda hizmet ettiği sisteme kurban oluyor.