İran ile savaşın başlamasının ardından Amerika Birleşik Devletleri yönetimi içinde derin bölünmelerin yaşandığı belirtildi. Krizin son işareti olarak Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Kent, ABD Başkanı Donald Trump'a yazdığı mektupta, İran'ın ülkesi için doğrudan bir tehdit oluşturmadığını ve bu savaşı vicdanen destekleyemeyeceğini vurgulayarak görevinden istifa ettiğini açıkladı. Kent, mektubunda savaşın "İsrail ve ABD'deki güçlü lobisinin baskısıyla" başladığını aktardı. Eski bir askeri subay ve CIA ajanı olan Kent, Başkan Trump'ın dezenformasyon kampanyasına maruz kaldığını da kaydetti. Kent, "Sizi İran'ın doğrudan bir tehdit oluşturduğuna ve hızlı bir zafere giden açık bir yol olduğuna inandıran bir yankı alanı yaratıldı. Bu bir yalandı" ifadelerini kullandı ve Irak Savaşı ile paralellik kurduğunu belirtti. Daha önce Trump'ın uzun süreli savaşlardan kaçınma politikasını desteklediğini ancak İran'a saldırma kararının bu ilkelerle çeliştiğini de sözlerine ekledi. Başkan Trump ise bu iddiaları reddetti ve İsrail'in etkisi altında kaldığı yönündeki suçlamaları yalanladı. Trump, Kent hakkında "Hep iyi bir adam olduğunu düşünürdüm ama güvenlik konusunda zayıftı" dedi ve "İran'ın tehdit olmadığını iddia ettiği için gitmesi iyi oldu" şeklinde konuştuğunu belirtti. Trump, İran'ın nükleer silah geliştirmeye sadece birkaç hafta uzakta olduğunu ve ABD'nin tepkisi olmasaydı dünyanın "nükleer bir soykırım" ile karşı karşıya kalacağını savunduğunu aktardı. Başkan, "Tehdidi görmeyen insanları istemiyoruz. Ya akıllı değiller ya da yeterince yetenekli değiller" ifadelerini kullandı. Kent'in ABD istihbarat sistemindeki kilit isimlerden biri olduğu ve Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard'ın yakın çalışma arkadaşı olduğu bildirildi. Mektubunda 11 kez çatışma bölgelerinde görev yaptığını ve eşini 2019'da Suriye'de bir intihar saldırısında kaybettiğini hatırlatan Kent, Ortadoğu'daki uzun süreli çatışmaların yanlış ittifakların sonucu olduğunu değerlendirdi. Ayrıca Trump'ı "rotayı değiştirmeye ve Amerika için yeni bir yol seçmeye" çağırdı. Bu günlerde ABD Senatosu'nda da Washington'ın başkalarının çıkarları doğrultusunda savaş yürüttüğüne dair açık eleştiriler dile getiriliyor. Bazı siyasetçiler, ABD'nin ulusal çıkarı net olmayan bir şekilde Ortadoğu'da tekrar bir çatışmaya sürüklendiği konusunda uyarılarda bulunurken, Senatör Cory Booker hem Demokratları hem de Cumhuriyetçileri, Kongre'de ciddi bir tartışma olmaksızın savaş kararlarını neredeyse tamamen başkana bıraktıkları gerekçesiyle suçladığını aktardı. İki hafta önce ABD Kongresi'ndeki Senato Silahlı Hizmetler Alt Komitesi duruşmasında dramatik anlar yaşandığı belirtildi. İran'daki Amerikan askeri operasyonunu protesto eden Kuzey Karolina'dan 44 yaşındaki Brian McGinnis'in salondan zorla çıkarıldığı kaydedildi. Polis memurları tarafından dışarı çıkarılırken deniz piyadeleri üniforması giyen McGinnis'in "Hiç kimse İsrail için savaşmak istemiyor" diye bağırdığı aktarıldı. Bazıları McGinnis'in görüşlerini desteklerken, Kent'in yıllardır Amerikan siyasetinde tartışmalı bir figür olduğu belirtildi. Demokrat Senatör Mark Warner, "asla bu göreve atanmaması gerektiğini" ifade etti ancak bir konuda haklı olduğunu da kabul etti. Warner, "İran'ın ABD'nin Ortadoğu'da başka bir savaşa girmesini haklı çıkaracak doğrudan bir tehdit olduğuna dair güvenilir bir kanıt yoktu" şeklinde konuştuğunu bildirdi. Senatör Warner, Amerika'nın siyasi dürtüler temelinde çatışmalara sürüklenmemesi gerektiği konusunda uyardığını belirtti. "Bu yolun nereye gittiğini daha önce gördük" sözleriyle konuşmasını tamamladığını aktardı.