Amerikalı onkologlar, günlük yemek hazırlığı süreçlerinde yapılan hatalı pişirme yöntemlerinin uzun vadede kanser riskini artırabileceğini belirtti. Dr. Jane, birçok kişinin alışkanlık haline getirdiği pişirme tekniklerinin zamanla birikerek sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini kaydetti.

John Theurer Kanser Merkezi onkoloji başkan yardımcısı ve başhekimi Dr. Andre Goj, pişirme yöntemlerindeki değişikliklerin tüm vücut ve ömrü etkileyebileceğini aktardı. Dr. Goj, "Daha güvenli gıda hazırlama yöntemlerini seçmek, besin değerini korurken zararlı yan ürünlere maruz kalmayı azaltır" ifadesini kullandı. Üç onkolog, özellikle gıdaların, et, sebze veya meyve fark etmeksizin kasıtlı olarak yakılmasından kaçınılması ve bu tekniğin mümkün olduğunca sınırlanması gerektiği konusunda hemfikir oldu. Providence Saint John's Kanser Enstitüsü'nden cerrahi onkolog Dr. Anton Bilchik, "Et, meyve ve sebzeler de dahil olmak üzere gıdaların yakılması, hücrelerdeki DNA'ya zarar verebilecek ve özellikle kolorektal kanser riskini artırabilecek heterosiklik aminler ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar gibi bileşiklerin oluşumuna yol açar" açıklamasında bulundu. Dr. Goj, heterosiklik aminlerin et, kümes hayvanları ve balık gibi kas proteinlerinin çok yüksek sıcaklıklara maruz kalmasıyla oluştuğunu, polisiklik aromatik hidrokarbonların ise yağın aleve veya sıcak yüzeye damlayarak duman oluşturması ve bu dumanın gıdaya yapışmasıyla meydana geldiğini belirtti.

Dr. Goj, gıdaların yanması durumunda panik yapılmaması gerektiğini, ancak yanan kısımların temizlenmesi veya kazınması gerektiğini öğütledi. Tamamen yanmış gıdaların ise yüksek oranda zararlı bileşik içerdiğinden tüketilmemesi ve atılması gerektiğini vurguladı. Dr. Jane, ara sıra yanık yemek tüketmenin riski önemli ölçüde artırmayacağını, ancak bunun düzenli bir alışkanlık haline gelmesinin sorun teşkil edebileceğini belirtti ve riskin maruz kalma sıklığına ve süresine bağlı olduğunu aktardı. Uzmanlar, daha güvenli bir beslenme için öncelikle öğün planlamasının önemine işaret etti. Meyve ve sebzelerin her zaman iyi bir tercih olduğunu kaydeden onkologlar, protein kaynakları konusunda özellikle dikkatli olunması gerektiğini ifade etti. Dr. Goj, mercimek, fasulye ve tofu gibi bitkisel proteinlerin yanı sıra somon gibi balıkların tercih edilmesini tavsiye etti. İşlenmiş etlerin, sucuk, sosis ve şarküteri ürünlerinin ise ciddi bir risk taşıdığına dikkat çekildi. Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) işlenmiş etleri birinci grup kanserojen olarak sınıflandırdığı hatırlatıldı. Dr. Bilchik, kanser riskini artırmayan ve besin maddelerini koruyan çeşitli pişirme stratejileri olduğunu da açıkladı. Mutfakta yeni yöntemler denerken bir gıdanın yanması durumunda, yanan kısmın çıkarılıp tekrar denenmesi önerildi.