İtalya'nın kuzeyinde bulunan Mortorino mezarlığında yapılan arkeolojik çalışmalar sırasında, oldukça nadir görülen bir keşif yapıldı. Karar verici buluntunun özü, karanlık bir kripte içinde bulunan ve yaklaşık 200 yıl önceye dayanan küçük bir tabutaydı.

Tabutta neredeyse dokunulmamış bir yenidoğanın kalıntıları, onu sarmalayan kumaş, saçı ve diğer organik maddeler bulunuyordu. Uzmanlar, bu tür materyallerin bu kadar uzun süre sonra korunmasının oldukça nadir olduğunu belirtiyor.

Araştırmayı yürüten AITA Bioarchaeology organizasyonu tarafından görevlendirilen Sırp antropolog Dr. Nataša Šarkić, yaklaşık 200 yıl içinde insan kalıntılarının çoğunlukla sadece skelete indirgendiğini vurguladı. "Nadiren yenidoğan kalıntıları buluyoruz. Ancak tamamen korunmuş ahşap bir tabut, dokunulmamış kalıntılar, kumaş, saç ve diğer organik maddeler içeren bir keşif oldukça nadir bir olaydır. Bu tür bir korunma düzeyi nedeniyle bilimsel açıdan büyük önem taşıyor" dedi Šarkić.

Yenidoğan, kumaşa sarılmış olarak bulunmuş ve özellikle saçlarının da saklı kalmış olması dikkat çekiciydi. Bu durum, 200 yıl önceki kalıntılarda oldukça nadir görülen bir durumdur.

Araştırmacılar, bu tür keşiflerin, çocukların yaşamı ve 19. yüzyıl başındaki cenaze gelenekleri hakkında daha detaylı bilgi edinmek için eşsiz bir fırsat sunacağını belirtiyor. Analizler, yenidoğan ölüm oranları, cenaze uygulamaları ve o dönemdeki toplulukların en küçük üyelerine olan bakış açısı hakkında yeni bilgiler sağlayabilir.

Şu anda araştırmacılar, bulunan bebeğin kimliğini belirleyememiş durumda. San Fiorano'daki tarihsel kayıtlar, o dönemde yenidoğan ve emzik bebeklerin ölüm oranının oldukça yüksek olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, bu tür keşifler, şok edici olsa da o döneme göre alışılmadık değildir.

Antropologlar, kriptedeki bir başka bebeğin kalıntılarını da buldular. Bu bebeğin ölüm anındaki yaşı yaklaşık dört buçuk ay olarak tahmin ediliyor.

Yenidoğanın yumuşak dokuları oldukça iyi korunmuş olduğu için uzmanlar şu anda klasik yöntemlerle tam antropolojik analiz yapamayacaklar. Bunun yerine, kalıntıların detaylı bir şekilde incelenmesi için bilgisayarlı tomografi (BT) kullanmayı planlıyorlar. Bu sayede kalıntılar zarar görmeden detaylı olarak incelenecek.

Kazı çalışmaları, bölgenin tarihi ve sanatsal mirasının korunması amacıyla yürütülen daha geniş bir proje kapsamında gerçekleşiyor. Mezarlıktaki kripteler, su sızıntıları ve uzun süreli nem nedeniyle ciddi hasara uğramış ve duvar resimleri zarar görmüştür.

Kalıntılar şu anda, alanın iyileştirilmesi ve restorasyon çalışmaları için geçici olarak çıkarılmış durumda. Bilimsel araştırmalar ve konservatörlük çalışmalarının tamamlanmasının ardından, tüm bulunan kalıntılar keşfedildikleri yere geri verilecek.