Avrupa sinemasının önemli isimlerinden biri olan Bela Tar, 70 yaşında, Budapeşte'de uzun süren bir hastalığın ardından hayatını kaybetti. Tar, "Hayatımda her şeyi yaptım" sözleriyle yaşamını özetlemişti.

"Satan Tango" ve "Torino Atı" gibi kült yapıtların yaratıcısı Tar, genç yaşta taşındığı Budapeşte'de sık sık hayatından kaçmayı denedi. 21 Temmuz 1955'te Peçuy'da dünyaya gelen Tar, 16 yaşında Roman işçileri hakkında ilk filmini çekerek sosyal duyarlılığını gösterdi.

Budapeşte'deki Béla Balazs Film Stüdyosu'nda eğitim alan yönetmen, 1979'da "Aile Yuvası" adlı uzun metrajlı filmi ile Mannheim Film Festivali'nde Grand Prix kazandı. 1988'de Berlinale'de prömiyerini yapan "Lanete" ile bağımsız Macar sinemasının kapılarını araladı.

Tar, 2011'de "Torino Atı" ile Berlin Film Festivali'nde Gümüş Ayı ve FIPRESCI ödülü kazanmasının ardından, sinemayı bırakma kararı alarak kısa filmler çekmeye ve Macaristan, Almanya ve Fransa'daki üniversitelerde ders vermeye yöneldi.

2011'de Novi Sad'daki Sinema Siti Festivali'ne konuk olan Tar'a, önemli filmleri "Hotel Magnezit", "Aile Yuvası", "Outsider", "Macbeth", "Banliyö İnsanları", "Sonbahar Almanağı", "Lanete", "Düzlükte Yolculuk", "Verkmaister'in Harmonisi" ve "Prolog" gibi yapıtları için bir onur ödülü verilmiştir. "Torino Atı"nın gösteriminin yanında Tar ile bir söyleşi de gerçekleştirilmiştir.

Bela Tar, Sarajevo Film Festivali'nin de önemli destekçilerinden biriydi. 2006'da, festivaldeki başından itibaren kendisine adanan bir "Tribute to" programı düzenlenmiş, 2013'te Sarajevo'nın Onur Kalbi ödülüne layık görülmüştü. Bir yıl sonra festivalde jüri başkanlığı yaptı.

2019'da, "Satan Tango" adlı ünlü eserinin 25. yıl dönümünde dijital olarak restore edilmiş versiyonu gösterilmiş ve Tar, bu projeye katılarak izleyicilerle film üzerindeki deneyimlerini paylaşmıştır.

Tar'ın, 2012'de Sarajevo'da kurduğu uluslararası film okulu film.factory, kısa sürede dünyanın en heyecan verici okullarından biri haline geldi. Okul, özgün ve açık bir eğitim modeli ile Pedro Costa, Gus Van Sant, Tilda Swinton ve Juliette Binoche gibi uluslararası sanatçılara ev sahipliği yaptı. film.factory öğrencilerinin filmleri Cannes, Berlin, Rotterdam ve Venedik gibi festivallerde gösterildi ve ödüller aldı.

Son yıllarda birçok film akademisinde konuk öğretim üyesi olarak yer alan Tar, dünyadaki genç sinemacılara yönelik atölye çalışmaları ve ustalık dersleri verdi. 2014'te Amsterdam'daki Eye Filmmuseum'da "Till the End of the World" sergisi, 2019'da ise Viyana Festivali için "Missing People" adlı projesi büyük ilgi gördü.

Tar, Fransa'nın Sanat ve Edebiyat Şövalyesi nişanı da dahil olmak üzere pek çok ulusal ve uluslararası ödül almış, iki yıl önce Avrupa Film Akademisi Onur Ödülü'ne layık görülmüştü.

2011'de "Torino Atı" sonrası emekli olma kararı, birçok kişi için şaşırtıcı olmuştu. Ancak, geçen yıl "The Guardian" gazetesiyle yaptığı bir röportajda, film yapımının özlemini çektiğini ifade etti.

Filmlerin "alkol" gibi olduğunu vurgulayan Tar, "Ama gençlerle çalışmak istiyorum çünkü onları özgür olmaları ve daha devrimci bir şekilde düşünmeleri yönünde cesaretlendirmek istiyorum. Sloganımsa çok basit: Eğitim değil, sadece özgürlük!" şeklinde görüş bildirdi.

"Torino Atı" sonrası çekimlerine son verme kararını, "Her şeyi başardık, bu iş benim işim değil. Yeni Macar sinemasının üreticisi olmak istiyorum" diyerek açıkladı. Tar, Macar siyaseti hakkındaki eleştirilerini de sıkça dile getirdi.

Özellikle son yıllarda, Macaristan'daki politik duruma yönelik sert eleştirilerde bulunan Tar, "Artık bir teknolojik feodalizm dönemi yaşıyoruz" dedi. 2019'da Macaristan'daki durumu ise "Tamamen bölünmüş bir ülke. Kırsaldaki insanlar Orban'ı destekliyor, büyük şehirler ise karşıt görüşte" şeklinde özetledi.

Sinemasının merkezinde, Nobel ödüllü yazar László Krasznahorkai ile olan işbirliği önemli bir yer tuttu. Tar, Krasznahorkai'nın iki romanını beyazperdeye uyarladı ve "Satan Tango" hayranlık uyandıran bir yapıt haline geldi.

Tar'a dair anılar ve anekdotlar, sinemanın büyüleyici dünyasında görkemli bir miras bıraktı ve onu her daim hatırlanacak bir figür haline getirdi.