Ovaj tip besini "podmladio" insanları sadece dört hafta içinde.

Yeni bir araştırma, belirli beslenme değişikliklerinin insanların biyolojik yaşını etkileyebileceğini gösteriyor. Araştırmacılar, 65 ila 75 yaş arası 104 kişinin katılımıyla Nutrition for Healthy Living adlı çalışmayı yürüttüler. Dört hafta süren deneyde, araştırmacılar katılımcılara tüm yemekleri sağladı ve kalori sayımı yapmadı. Katılımcılar rastgele dört gruba ayrıldı. İki grup hem bitkisel hem de hayvansal kökenli gıdalarla beslendi, ancak proteinlerin yarısı hayvansal kaynaklardan geliyordu. Diğer iki grup ise yarı-vejetaryen bir diyete uygulandı, bu diyetin %70'i bitkisel kökenliydi. Her grubun içinde, daha fazla yağ ve daha az karbonhidrat içeren veya daha az yağ ve daha fazla karbonhidrat içeren seçenekler vardı. Tüm gruplarda proteinlerin toplam enerji alımının %14'ünü oluşturduğu belirtildi.

Araştırma başlamadan önce ve dört hafta sonunda araştırmacılar katılımcıların biyolojik yaşını değerlendirdi. Biyolojik yaş, doğum tarihinden farklı olarak, vücudun sağlık durumunu yansıtır. Kan basıncı, kan şekeri, kolesterol seviyeleri, insülin düzeyi, inflamasyon belirteçleri, bel çevresi ve vücut kitle indeksi gibi faktörler kullanılarak hesaplanır. Araştırmacılar Klemera-Doubal yöntemi (KDM) adı verilen bir yöntem kullanarak biyolojik yaşları değerlendirdi.

Sonuçlar gruplar arasında net bir fark gösterdi. Hayvansal gıdalarla beslenen ve daha fazla yağ tüketen grupta, biyolojik yaşta anlamlı bir değişiklik gözlemlenemedi. Diğer üç grupta ise biyolojik yaş düştü. En belirgin sonuç, hem bitkisel hem de hayvansal gıdaları tüketen ancak daha az yağ ve daha fazla karbonhidrat içeren grubunda görüldü. Bu grubun biyolojik yaşı, başlangıçtaki grubun %3,5 ile %4,1 arasında daha düşük olarak ölçüldü.

Araştırmanın ortak yazarı Alister Senior, katılımcıların dört hafta içinde gerçekten dört yaş gençleşmediğini belirtti. Daha doğru bir ifade, beslenme değişikliğinin ardından biyolojik yaşa işaret eden belirteçlerin genç bir bireyin profilini yansıttığıdır.

Senior ayrıca karbonhidratların önemli olduğunu vurguladı. Yüksek karbonhidratlı diyet kolaçlar, şekerli yiyecekler ve beyaz ekmek gibi rafine edilmiş karbonhidratları içermiyordu. Karbonhidratlar çoğunlukla tam tahıllı ve minimal olarak işlenmiş gıdalardan geliyordu. Araştırmacılar, bu nedenle sonuçların her türlü yüksek karbonhidratlı diyet için geçerli olmadığını belirtiyor.

Araştırmada gözlemlenen biyolojik yaş düşüşü, doymuş yağ tüketiminin azalmasıyla ilişkili olabilir. Senior, hayvansal gıdalarla beslenen ve daha fazla yağ tüketen grubun diğer gruplardan farklı olarak daha yüksek bir doymuş yağ alımına sahip olduğunu belirtiyor.

Araştırmacılar, beslenme değişikliğinin yaşlanma sürecini gerçekten yavaşlattığına dair kesin bir cevap veremediler. Biyolojik yaş dinamiktir ve vücudun durumunda meydana gelen değişikliklere hızlıca tepki verir. Örneğin, stres biyolojik yaşın geçici olarak artmasına neden olabilir.

Araştırmanın sınırlamaları arasında dört haftalık deney süresi, küçük katılımcı sayısı ve tüm katılımcıların yaşlı Avustralyalılar olması yer alıyor. Ayrıca araştırmacılar, pozitif değişikliklerin devam edip etmediğini veya uzun vadede sağlık üzerindeki etkilerini belirleyemediler.

Sonuç olarak, bu çalışma beslenmenin biyolojik yaşa nasıl etki ettiğini gösteren ilginç bir bulgu sunuyor. Ancak daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.