Birinin esnediğini görmek - veya bu cümleyi okumak - aniden karşı konulmaz bir esneme dürtüsü hissetmeniz için yeterlidir. Bu, okulda, ofiste, trende ve hatta akıllı telefon ekranının önünde sürekli olur. Peki esneme neden bulaşıcıdır? Ve daha da önemlisi: Gerçekten bulaşıcı mıdır? Kısa cevap, bilimin henüz kesin bir açıklamasının olmadığıdır. Ancak son yıllarda nörobili̇m ve psikoloji, esnemeyi empati, otomatik taklit ve hatta "ayna nöronları" olarak bilinen mekanizmalarla ilişkilendiren bazı faktörleri belirtti. Current Biology dergisinde 2017 yılında yayımlanan bir araştırma, bulaşıcı esnemeyi, beynin başkalarında gözlemlediği şeyleri bilinçsizce taklit ettiği "yankı fenomeni" olarak adlandırılan otomatik bir davranış biçimi olarak açıkladı. En sık bahsedilen teorilerden biri, bu etkiyi, hem kendimiz bir eylemde bulunduğumuzda hem de başkalarını onu yaparken izlediğimizde aktif olan beyin hücreleri olan ayna nöronlarıyla ilişkilendirildiğini belirtti. Bu bağlamda beyin, başkasının davranışını sanki kendisi yapıyormuş gibi "simüle ettiğini" kaydetti. Nörogörüntüleme alanındaki çok sayıda araştırmaya göre, esnemeyi gözlemlemenin, sosyal taklit ve empatik bilgi işleme süreçlerinde yer alan beyin bölgelerini harekete geçirdiğini belirtti. Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) ile yapılan bir çalışma, esneyen insanları izlemenin ayna nöron sistemiyle ilişkili beyin ağlarını tetiklediğini kaydetti. Bu durum, bazen sadece esnemeyi görmek – veya hatta düşünmek – aynı tepkinin bizde de oluşması için neden yeterli olduğunu açıkladı. Bilim insanları yıllardır bulaşıcı esnemenin empatiyle bağlantılı olduğunu belirtti. Bazı veriler bu fikri vurguladı: İnsanlar arkadaşlar, aile üyeleri veya sosyal olarak yakın hissettikleri kişiler arasında esnemeden daha sık "etkilenir". Buna ek olarak, bulaşıcı esnemenin ancak çocukların başkalarının duygularını anlama konusunda daha olgun biçimler geliştirmeye başladığı 4-5 yaşından sonra ortaya çıktığını belirtti. Ancak, tüm bilim insanları empatinin ana neden olduğuna ikna değildir. Bazı araştırmalar, dikkat, otomatik taklit ve algısal duyarlılığın da rol oynadığını açıkladı. 2017 yılındaki bir çalışma, esnemeyi hızlı bir şekilde tanıma yeteneğinin, onu "kopyalama" olasılığını büyük ölçüde etkilediğini kaydetti. Daha da ilginç olan, bulaşıcı esnemenin yalnızca insanlara özgü bir fenomen olmamasıdır. Şempanzelerde, köpeklerde, makaklarda ve hatta bazı sosyal kuşlarda da gözlemlendiği bildirildi. Bu durum, fenomenin çok eski evrimsel kökleri olduğuna belirtti. Hipotezlerden biri, bunun grup davranışlarını senkronize etmeye hizmet ettiğidir: Eğer bir üye yorgunluk veya azalmış uyanıklık nedeniyle esnerse, diğerleri tüm grubun durumunun bilinçsizce daha fazla farkına varır. Başka bir deyişle, ilkel bir sosyal koordinasyon sistemi olabileceği belirtildi. Araştırmalar, insanların yaklaşık %40-60'ının bulaşıcı esnemeye gerçekten duyarlı olduğunu aktardı. Sıkça tartışılan bir detay da burada devreye giriyor: Bazı çalışmalar, bulaşıcı esnemeye karşı düşük duyarlılık ile belirli psikopatik özellikler veya azalmış empatik tepki arasında bir bağlantı bulunduğunu belirtti. Bu, "esnemiyorsanız psikopatsınız" anlamına gelmez – bu, internette sıkça yayılan bir basitleştirmedir – ancak fenomenin beynin sosyal mekanizmalarıyla ilişkili olabileceğini vurguladı. Muhtemelen tek bir neden yoktur. Bulaşıcı esnemenin büyük olasılıkla birden fazla sürecin kombinasyonuyla ortaya çıktığını kaydetti: otomatik taklit, sosyal dikkat, grup senkronizasyonu, empati ve motorik beyin ağlarının etkinliği. Bu nedenle, bu görünüşte basit refleksin bu kadar ilgi çekici kaldığını belirtti – çünkü insan beyninin en sıradan günlük durumlarda bile başkalarıyla uyum sağlamaya ne kadar derinden ayarlı olduğunu vurguladı.