MeÂşhur futbol federasyonu (FIFA) bir transparentın spor kurallarına aykırı politik bir mesaj taşıdığını değerlendirmekte, İngiliz hükümeti ise olayı incelemesini talep etti. Arjantinli Cumhurbaşkanı Javier Milei ise takımının eylemini milli ifade olarak nitelendirdi ve siyasi provokasyon olmadığını savundu.
Bu gerilimler birkaç saat sonra daha da arttı; çünkü Arjantin, İngiliz HMS Medway'in Malvinas adalarının çevresinde bulunan sulara izinsiz girdiğini iddia etti. Arjantin Dışişleri Bakanlığı bu nedenle İngiltere büyükelçiliğine sert bir protesto notu gönderdi.
Falkland Adaları (Malvinas) arasındaki anlaşmazlık neredeyse iki yüzyıldır sürmekte, ancak zirve 1982 yılında ulaşmıştır.
Arjantin, adaların kendi topraklarının bir parçası olduğunu, bağımsızlığını kazandığı zamandan beri iddia ediyor. İngiltere ise 1833'te kontrolü yeniden ele geçirdiğinden bu yana yönetimini sürdürdüğünü savunuyor.
Nisan 1982'de Arjantin askeri juntası, adaları işgal ederek ülke içinde popülerlik kazanmayı hedefledi. İngiliz Başbakan Margaret Thatcher ise Güney Atlantik'e büyük bir deniz kuvveti göndererek yanıt verdi.
Savaş 74 gün sürdü. 649 Arjantinli ve 255 İngiliz asker, ayrıca üç ada sakini hayatını kaybetti. İngiltere zaferle savaştan çıktı ve adaları tamamen kontrol altına aldı, ancak Arjantin toprak iddialarından vazgeçmedi.
Bugün yaklaşık 3.500 kişi adalarında yaşıyor; çoğu Falklandlı veya İngiliz olarak kendini tanımlıyor.
Arjantin'deki Dünya Kupası finalindeki transparentin ardından, Britanya'daki Guardian gazetesi Simon Jenkins tarafından yazılan bir yorum yayınladı. Bu yorumda, Londra'nın Buenos Aires ile yeniden görüşmelere açılması gerektiği sorusu gündeme getirildi.
Jenkins, 1982 yılı öncesinde İngiliz hükümetlerinin Arjantinle suverenite transferi konusunda ciddi görüşmeler yaptığını hatırlattı. Guardian'a göre, 1970'lerde Arjantin'in resmen suverenite kazanması ve adaların yönetiminin uzun vadeli kira ve sakinlerin geniş otonomisi yoluyla İngiliz kontrolünde kalması modeli tartışılmıştı.
Yazar, savaşın bu görüşmeleri durdurduğunu ve her İngiliz hükümetinin suverenite konusundaki konuşmalardan kaçındığını belirtti. Jenkins, hiçbir deniz ötesi bölgenin sonsuza dek Avrupa yönetimine bağlı kalamayacağını ve Londra'nın sonunda Arjantinle yeniden görüşmelere döneceğini savundu.
Ancak bu görüş, resmi İngiliz politikası değil.
Londra, ada sakinlerinin kendi kaderini tayin hakkına atıfta bulunuyor. 2013 yılında yapılan bir referandumda %99.8'i oy kullanarak Britanya suverenitesinde kalmayı tercih ettiler.
Britanya hükümeti bu referandumu adaların kimliğine dair nihai cevap olarak görüyor.
Arjantin ise referandumu tanımadığını, ada sakinlerinin İngiliz göçmenlerden geldiğini ve bu nedenle toprak hakları konusunda karar veremeyeceğini iddia ediyor.
Son yıllarda Falkland Adaları çevresindeki okyanuslarda bulunan potansiyel büyük zenginliklerin artan bir şekilde konuşulduğu belirtiliyor.
Financial Times'a göre, Sea Lion petrol alanının işlenmesi için altyapı inşaatı başladı. İlk ticari üretim 2028 yılında bekleniyor ve 2032 yılına kadar günlük 50.000 varil civarında bir üretime ulaşması öngörülüyor.
Proje, İsrail'in Navitas Petroleum ve İngiliz Rockhopper tarafından geliştiriliyor; tahminlere göre Falkland Adaları'nın bruton gayri safi hasıla üç katına çıkabilir.
Financial Times'a göre, vergi geliri ve madencilik geliri her yıl kişi başı yaklaşık 80.000 sterlin sağlayabilir, bu da yeni elektrik santralleri, rüzgar türbinleri, limanlar ve diğer altyapı projelerinin finansmanı için kullanılabilir.
Arjantin buna karşı çıkıyor.
Cumhurbaşkanı Javier Milei, Malvinas çevresindeki petrol çıkarımının "Arjantin'e ait kaynakların tek taraflı ve yasa dışı talep" olduğunu söyledi.
Cambridge Üniversitesi'nden tarihçi Greys Livingston, Financial Times'a, Arjantin'in tartışmalı bölgelerdeki tek taraflı değişikliklere karşı çıkan Birleşmiş Milletler kararlarına atıfta bulunarak projenin itiraz edilebilir bir hukuki temeli olabileceğini söyledi.
Aynı zamanda Falkland Adaları yetkilileri bu iddiaları reddediyor ve doğal kaynakların İngiliz deniz ötesi topraklarının bir parçası olduğunu belirtiyorlar.