Sırbistan'da Tijana Spremić'in kurduğu yaratıcı stüdyo "Kızıl Güneş" (Crveno sunce), çocukların sanatsal üretim sürecinde mükemmel sonuç yerine keşif ve denemeyi merkeze alan bir yaklaşım benimsiyor.

Stüdyoda çocuklara tekrarlamaları gereken bir şablon ya da önceden belirlenmiş bir sonuç sunulmuyor. Bunun yerine malzemeler ve özgür bir çalışma alanı veriliyor; çocuklar bu malzemelerle ne yapabileceklerini kendileri keşfediyor.

Spremić, yaklaşımını "Çocuk bir araştırmacıdır ve fikirleri değerlidir. Bizim rolümüz onu tek bir çözüme yönlendirmek değil, denemesine, hata yapmasına ve fikrini değiştirmesine olanak tanıyan bir alan hazırlamak" sözleriyle özetliyor.

Stüdyoda karton yalnızca karton olarak kalmıyor; ev, gemi, köprü ya da yetişkinlerin adı olmayan bir şeye dönüşebiliyor. Yırtılan kâğıt ya da yıkılan bir yapıt başarısızlık olarak değerlendirilmiyor; bunlar, çocuğun malzemeleri ve kendi fikirlerini sınadığı sürecin parçası olarak görülüyor.

"Kızıl Güneş"te yalnızca çocuğun ne ürettiği değil, ne fark ettiği, neyin ilgisini çektiği, bir şeyle ne kadar ilgilendiği, ne zaman fikrini değiştirdiği ve hangi yeni soruya ulaştığı da izleniyor.

Bu yaklaşımın somut bir örneği, arılar üzerine yapılan bir keşif etkinliğinde ortaya çıktı. Çocuklar kendiliğinden dev bir arı yaptı. Hedef yalnızca belirlenen bir nesneyi üretmek olsaydı etkinlik orada bitecekti; ancak arının büyüklüğü yeni bir soruyu gündeme getirdi: Bu kadar büyük bir arının yaşayabilmesi için nasıl bir alana ihtiyacı olurdu? Çocukların fikri böylece bir aktivitenin sonu değil, bir sonraki araştırmanın başlangıcı oldu.

Stüdyonun felsefesi, yetişkinlerin rolünü de dönüştürüyor. Yetişkin, bir şeyin "nasıl olması gerektiğini" göstermek yerine gözlemliyor, dinliyor ve yardımın gerçekten ne zaman gerekli olduğunu değerlendiriyor.

Spremić, çocuklara yöneltilen soruların da değişmesi gerektiğini vurguluyor. "Ne yaptın?" yerine "Burada ne oldu?", çizimin neyi temsil ettiğini tahmin etmek yerine "Bana bundan bahset" gibi soruların, çocuğun yetişkinin önceden tasarladığı bir cevabı onaylaması yerine kendi fikrini açıklamasına olanak tanıdığını belirtiyor.

Stüdyo, her dökülen boyanın ya da her dağınıklığın tek başına değerli olduğunu iddia etmiyor. Önemli olan, çocuğun çalışması düzenli, tanınabilir ya da beklendiği gibi görünmediği için araştırmasının kesintiye uğratılmaması. Her deneme büyük bir projeye dönüşmeyebilir; çocuk bazen hızla ilgisini kaybeder, bazen çok basit bir şey üretir, bazen de araştırması için kirli ellere ihtiyaç duyar.

"Kızıl Güneş"te kirli eller sorun olarak görülmüyor. Asıl soru, çocuğun o elleri kirletirken kendi başına neyi keşfettiği.