Srem’in Martinci köyünde, eğitimin sadece okul sıralarında bitmediğini, diplomanın gerçek bilginin tek ölçütü olmadığını kanıtlayan bir adam yaşıyor. 1943 yılında, İkinci Dünya Savaşı'nın tam ortasında dünyaya gelen Rade Šumarski, resmi olarak sadece dört yıllık ilkokul mezunu. Ancak o, sarsılmaz azmiyle Almancayı ana dili gibi okuyup yazacak, hatta çeviri yapacak seviyeye getirdi.
Bugün 90’lı yaşlarına merdiven dayayan bu kadim Sremli, evinde Almanca kitaplar, sözlükler ve yıllardır kendi kendine çalıştığı eski ders kitaplarından oluşan devasa bir kütüphaneye sahip. Almancayı hiçbir hoca veya okul yardımı olmadan öğrenen Rade, hayatı boyunca yüzden fazla öğrenciye de bu dili öğretti.
"Dört Yıllık Okul Bana Yetmedi"
Kendi yolculuğunu mütevazı bir dille anlatan Rade, şunları söylüyor:
"Sadece dört sınıf okuyabildim ama bu bilgi bana yetmedi. Kitaplara, bilime ve dillere karşı büyük bir merakım vardı. Kendi başıma öğrenmeye karar verdim. Önce beşinci, sonra altıncı sınıfın ders kitaplarını aldım ve sırayla devam ettim."
Savaş yıllarında doğan Rade’nin çocukluğu yoksulluk içinde geçti. Küçük bir çocukken Srem tarlalarında domuz çobanlığı yaptı, geceleri tarlada tek başına sabahladı. Ailesinin maddi imkansızlıkları nedeniyle eğitimine son vermek zorunda kalsa da, öğrenme tutkusu onu hiç bırakmadı.
Dönüm Noktası: İki Dil Konuşan Çocuklar
Rade’nin hayatındaki kırılma noktası, dil bilmenin önemini fark ettiği o an olmuş:
"İki çocuğun kendi aralarında Romanca, benimle ise Sırpça konuştuğunu gördüm. O an düşündüm; bu çocuklar iki dil biliyor, ben ise kendi dilimi bile layığıyla konuşamıyorum. Kendi kendime 'Okumalısın ve öğrenmelisin' dedim."
O günden sonra kitaplar Rade’nin en sadık dostu oldu. Yıllarca Almanca gramer çalıştı, Alman edebiyatını hatmetti ve Alman şairlerin eserlerini, orijinalindeki kafiye ve anlamı bozmadan Sırpçaya çevirdi.
Köyün Canlı Ansiklopedisi
Bugün Rade’nin evi, sadece çevirilerle dolu defterlerle değil, aynı zamanda Martinci köyünün tarihine dair tuttuğu notlarla da bir arşivi andırıyor. Köylüleri onun için "köyün canlı ansiklopedisi" diyor. Tüm hayatını çiftçilik yaparak geçiren bu emektar adam; ilerleyen yaşlarında bir şair, bir çevirmen ve bir yerel tarihçi kimliği kazandı.
Hayatının onuncu on yılında bile elinden kitabı düşürmeyen Rade Šumarski, her gün okumaya ve Almancadan çeviriler yapmaya devam ediyor. Onun hikayesi, gerçek eğitimin bir insanın "asla öğrenmekten vazgeçmeme" kararıyla başladığının en canlı kanıtı.