Sıradan bir muzun dondurucuda sadece birkaç saat bekletilmesiyle tamamen değiştiği bildirildi. Muzun sadece dokusu ve tadı değil, aynı zamanda vücudun buna tepki verme şekli de değişiyor. Bu değişimin nasıl ortaya çıktığı ve dondurulmuş muzun özenle hazırlanmış tatlılardan neden daha ilginç olabileceği merak konusu olduğu kaydedildi. Dondurma sırasında muzdaki su buza dönüşerek meyvenin katı yapısından sorumlu hassas hücre duvarlarını yok eden kristaller oluşturduğu belirtildi. Dondurucudan çıkarılıp hafifçe çözüldüğünde, muzun posası elastikiyetini geri kazanmıyor; yumuşak, kremalı bir hal alarak dondurmayı anımsattığı aktarıldı. Dondurulmuş muzun bileşiminin değişmediği, düşük sıcaklıklara iyi dayanan aynı vitaminleri ve lifleri içermeye devam ettiği vurgulandı. Tadı ve dokusu değişen dondurulmuş muzun daha kolay parçalandığı ve tükürükle daha hızlı karıştığı, bunun da lezzeti etkilediği belirtildi. Muzların dondurulmadan önce soyulup dilimlenmesi gerektiği, zira dondurulduktan sonra çok sertleşip bıçakla kesmenin zorlaştığı açıklandı. Dondurulmuş muzdaki şeker miktarının artmamasına rağmen meyvenin daha tatlı göründüğü kaydedildi. Bunun, düşük sıcaklığın ve posanın gevşek yapısının, doğal şekerlerin (glikoz, fruktoz, sakaroz) ağızda daha hızlı salınmasını ve tat reseptörleri aracılığıyla daha yoğun hissedilmesini sağladığı açıklandı. Ayrıca, soğukluğun asitlik hissini bastırdığı, bu nedenle tatlılığın daha belirgin hale geldiği vurgulandı. En büyük farkın, daha fazla basit şeker içeren çok olgun muzlarda gözlemlendiği belirtildi. Tatlı bir lezzet isteniyorsa kabuğunda koyu lekeler bulunan meyvelerin tercih edilmesi gerektiği vurgulandı. Dondurulmuş tatlının tatlılığını azaltmak için ise daha az olgun bir muzun daha iyi olduğu açıklandı. Dondurulmuş muzun doygunluk hissini de farklı etkilediği, bunun temel olarak yeme temposu ve vücudun öğünü algılama şeklinden kaynaklandığı kaydedildi. Soğuk ve yoğun dokusunun daha yavaş yememize ve lokmaları ağızda daha uzun süre tutmamıza neden olduğu belirtildi. Bu durumun, sindirim sisteminden gelen doygunluk sinyallerinin beyne ulaşması için daha fazla zaman sağladığı aktarıldı. Bu nedenle birçok kişinin dondurulmuş meyveleri taze meyvelere göre daha yavaş tükettiği ve bunun da genellikle daha küçük porsiyonlara yol açtığı bildirildi. Düşük sıcaklığın geçici olarak midede tokluk hissini artırabileceği, ancak bunun kalıcı bir etki olmadığı belirtildi. Muzun bileşiminin aynı kaldığı ve tokluk hissinin öncelikle porsiyon büyüklüğüne ve genel öğüne bağlı olduğu vurgulandı. Bu etkinin başka bir mekanizmayla daha güçlendiği aktarıldı. Muzdaki liflerin dondurulduktan sonra kaybolmadığı, ancak yapılarının ve bağırsaklardaki etki biçimlerinin değiştiği belirtildi. Nişastanın bir kısmının, ince bağırsakta sindirilmeyen, kalın bağırsağa ulaşan ve orada bağırsak bakterileri için besin görevi gören dirençli nişastaya dönüştüğü açıklandı. Bu durumun doygunluk hissini ve bağırsak fonksiyonlarını etkileyebileceği, etkisinin muzun olgunluğuna ve çözülme şekline bağlı olduğu kaydedildi. Çözüldükten sonra posanın daha ufalanmış hale geldiği, bu nedenle liflerin mekanik olarak daha az etki gösterdiği ancak yine de gıdanın bağırsaklardan geçişine yardımcı olduğu bildirildi. Hassas sindirim sistemine sahip kişilerin muzun bu formuna genellikle daha iyi tolere ettiği, ancak daha fazla dirençli nişastanın şişkinliğe neden olabileceği için küçük porsiyonlarla başlanması gerektiği belirtildi. Dondurulmuş muzun protein ve yağ açısından zengin gıdalarla, örneğin yoğurt, peynir veya fıstık ezmesiyle birleştirilmesinin en iyi yöntem olduğu kaydedildi. Bu tür bir kombinasyonun şeker emilimini yavaşlattığı ve daha istikrarlı bir doygunluk hissi verdiği belirtildi. Porsiyon büyüklüğüne dikkat edilmesi gerektiği, orta boy bir muzun yaklaşık 90-120 kalori ve bol miktarda karbonhidrat içerdiği vurgulandı. Özellikle krem veya "dondurma" şeklinde tüketildiğinde aşırıya kaçmanın kolay olduğu belirtildi. Yemeden önce muzun birkaç dakika dondurucudan çıkarılarak biraz yumuşaması ve daha kolay tüketilmesi gerektiği açıklandı.