Almanya, dünyanın en yüksek narcizm seviyesine sahip ülkesi olarak kaydedildi. Michigan Eyalet Üniversitesi'nden bilim insanlarının gerçekleştirdiği araştırmaya göre, 53 ülkeden yaklaşık 45.000 katılımcının yanıtları analiz edildi. Katılımcılar, kendi özelliklerini, davranışlarını ve eğilimlerini değerlendirdi.

Almanya'nın yanı sıra, en fazla narcistik özelliklere sahip diğer dört ülke ise Irak, Çin, Nepal ve Güney Kore olarak belirlendi. Narçizm düzeyinin en düşük olduğu ülkeler arasında Sırbistan, İrlanda, Birleşik Krallık, Hollanda ve Danimarka yer almakta. Amerika Birleşik Devletleri, listeyi 16. sırada tamamlayarak üst üçte yer alsa da, en aşırı örneklerden biri olarak gösterilmedi.

Michigan Üniversitesi'nde kişilik psikolojisi alanında doçent olan William Chopik, BBC Science Focus'a verdiği röportajda, "Narcizmle ilgili bildiklerimizin çoğu, genellikle ABD'de gerçekleştirilen batılı araştırmalara dayanıyor" ifadelerini kullandı. Chopik, "ABD sıkça narcizmin sembolü olarak anılır; dolayısıyla pek çok kişi onların birinci olduğu sonucunu bekliyor. Ancak gerçekte ABD, listenin üst sıralarında yer alıyor ancak aşırı bir örnek değil" dedi.

Önceki araştırmalar, ABD'deki her 20 kişiden birinin narcistik kişilik bozukluğu kriterlerini karşıladığını göstermektedir. Ancak Chopik, narcizmin herhangi bir ülkede eşit oranda dağılmadığını vurguladı. "Her ülkede belirgin narçistik özelliklere sahip kişiler ile son derece alçakgönüllü ve öz eleştirel olanlar arasında geniş bir yelpaze bulunuyor" diye ekledi.

Analiz, tüm ülkelerde gençlerin daha yüksek narçizm seviyelerine sahip olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılara göre, bu durumun belirli bir gelişimsel işlevi olabilir. Chopik, "Erken yetişkinlik dönemi, bireylerin kimliklerini inşa ettiği, bağımsızlık kazandığı ve sosyal statü için mücadele ettiği bir dönemdir. Bu bağlamda, öz güven ve kendine odaklanma gibi özellikler faydalı olabilir" şeklinde açıkladı.

Cinsiyet açısından da farklılıklar gözlemlendi. Erkeklerin, ortalama olarak, kadınlardan daha yüksek narcizm test sonuçları elde ettiğini belirten araştırmacılar, bu durumu toplumda yerleşik erkek egemenlik algıları ile ilişkili buluyor.

Araştırma, narcizmi iki ana boyutta inceledi: hayranlık ve rekabet. Narcistik hayranlık, kişinin kendisini yüceltmek amacıyla gösterdiği aşırı öz güven, övgüye olan ihtiyaç ve kişisel başarıları ön plana çıkarma gibi özelliklerle ilgilidir. Bu özellikler en çok Nijerya, Irak, Çin, Nepal ve Türkiye'de gözlemlenirken, Norveç, Danimarka, İrlanda, Rusya ve Birleşik Krallık'ta en az görülmektedir.

Diğer taraftan, narcistik rekabet; başkalarıyla çatışma, rekabet etme ihtiyacı, öz saygıyı savunma ve çevresini küçümseme gibi unsurlara odaklanmaktadır. Bu kategori kapsamında en yüksek sonuçlar Almanya, Güney Kore, Nepal, Irak ve Romanya'dan gelen katılımcılardan alınırken, en düşük değerler Sırbistan, Meksika, Kolombiya, Avusturya ve Güney Afrika'da kaydedilmiştir.

Araştırma, narcizmin kolektif değerleri vurgulayan toplumlarda daha az belirgin olacağını öngörmüştü; ancak sonuçlar tersini gösterdi. Kolektif kültürlerden gelen katılımcılar, ortalama olarak, bireyselci toplumlardan gelenlere göre daha yüksek narcistik hayranlık seviyeleri bildirdi. Chopik, "Bu bulgular, narcizmin yalnızca bireyselci kültürlerin bir ürünü olduğu ya da kolektif toplumların mutlaka uyumlu ve özverili olduğu fikrini sorgulamaktadır" dedi.

En kolektif kültürlere sahip ülkeler arasında Senegal, Bangladeş, Fas, Nepal ve Irak bulunurken, en bireyselci ülkeler ise İsveç, Danimarka, Almanya, Norveç ve Finlandiya'dır.

Çalışma ayrıca, daha yüksek narcizm düzeylerinin daha zengin ülkelerde daha sık görüldüğünü ortaya koydu. Bu durum, kişisel başarılar ve kendini tanıtma üzerine daha fazla vurgu yapılması ile ilişkilendirilebilir.

Sonuç olarak Chopik, çalışmanın amacının narcizmi daha gerçekçi ve karmaşık bir şekilde ele almak olduğunu ifade etti. "Narcizm, tek bir ülkeyle, tek bir nesille veya tek bir kişilik tipiyle sınırlı değildir" dedi. "Her yerde mevcuttur ve genellikle öngörülebilir yollarla ortaya çıkar; bazen ise anlayabileceğimiz sebeplerle."