ABD Adalet Bakanlığı'nın yayımladığı belgelere göre, Amerikalı finansör ve pedofil Jeffrey Epstein'in Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile 2000'li yılların başından itibaren yoğunlaşan doğrudan temas kurma girişimleri detaylandırıldı. Belgeler, Epstein'in Batı yatırımlarını çekme ve dijital finans teknolojilerini geliştirme vaadiyle Putin'e ulaşmak için yıllarca süren umutsuz çabalarını ortaya koydu.

Amerikan Adalet Bakanlığı, Epstein'in arşivlerinden üç milyondan fazla yeni belge, yaklaşık 180 bin fotoğraf, iki bine yakın video kaydı ile yüzlerce kişisel mektup ve e-postayı kamuoyuyla paylaştı. Rus bağımsız medya kuruluşu Agencija'nın analizine göre, Putin'in adı bu materyallerde en az 1.055 kez geçerken, Rusya yaklaşık 5.900 kez anıldı. Bu anılmaların büyük bir kısmı Epstein'in aldığı medya raporları ve analitik incelemelerdeki tesadüfi bahislere işaret ederken, önemli bir bölümü ise Moskova ile siyasi ve ticari temas kurmaya yönelik kişisel girişimlerini yansıttı. Belgeler, Epstein'in 2010 yılından itibaren Rusya vizesi almayı ve Kremlin'e ulaşmanın yollarını aramaya başladığını gösterdi. Aynı yılın Ekim ayında gönderdiği bir e-postada, isimsiz bir muhatabına "Vize almalı mıyım? Putin'in bir arkadaşı var, ona sormalı mıyım?" diye sorduğu kaydedildi. Bir yıl sonra, Ağustos 2011'de, Birleşik Arap Emirlikleri'nden iş insanı Ahmed bin Sulayem'e "Putin ABD'ye gelebilir" ve "Orada buluşmayı tercih ederim, çünkü Soçi pek olası değil" ifadelerini kullandığı Independent tarafından aktarıldı.

Epstein, 2013'ten 2018'e kadar, etkili uluslararası figürler aracılığıyla Putin ile bir görüşme ayarlamak için yoğun çaba harcadı. Kendisini Rusya'ya Batı yatırımlarını çekebilecek ve kripto paralar dahil dijital finans teknolojilerini geliştirebilecek bir kişi olarak tanıttı. Bu çabalarda, Norveç eski Başbakanı ve o dönemdeki Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Torbjorn Jagland, Putin ile düzenli olarak iletişimde olması nedeniyle Epstein'in ana kanallarından biri oldu. Jagland, Mayıs 2013 tarihli bir e-postada Epstein'a, eğer bir görüşme isterse "önerilerini Putin'e kendisinin açıklaması gerekeceğini" bildirdi. Epstein ise Jagland'a, Putin'in Paris'te Bill Gates'in de katılacağı bir akşam yemeğine "hoş karşılanacağını" iletti. Sonraki yıllarda Epstein ısrarını sürdürdü. 2018 tarihli bir e-postada Epstein, Jagland'ın Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un kendisiyle konuşarak "Trump'ın kararlarına dair içgörü" elde edebileceği mesajını iletmesini dahi önerdi, Birleşmiş Milletler nezdindeki merhum Rusya Büyükelçisi Vitaliy Çurkin ile önceki temaslarına atıfta bulundu. Belgelerin en hassas kısmı, güvenilir bir kaynağın ifadesine dayanan 27 Kasım 2017 tarihli FBI raporundan oluştu. Bu belgede Epstein'in "Putin'in mali danışmanı" yani "varlık yöneticisi" olarak görev yaptığı ve benzer hizmetleri o dönemdeki Zimbabve Devlet Başkanı Robert Mugabe'ye de sağladığı belirtildi. Ancak, FBI'ın bu raporda Epstein'ın Putin'in finanslarını yönetmede gerçekten resmi veya gayri resmi bir role sahip olduğunu doğrulayacak maddi kanıt sunmadığını vurgulamak önem arz etti. Yine de böyle bir iddianın Amerikan federal servislerinin resmi bir belgesinde yer alması, kamuoyunun ilgisini daha da alevlendirdi.

Yıllarca süren girişimlere, e-postalara ve arabuluculuklara rağmen, doğrudan bir görüşmenin gerçekleştiğine dair hiçbir kanıt bulunamadı. Hatta bir noktada Epstein, Putin'in kendisine "yeterince zaman ve mahremiyet" ayırmaya hazır olmaması nedeniyle St. Petersburg'da planlanan bir görüşmeyi iptal ettiğini dahi belirtti. 2014'te MH17 sefer sayılı uçağın Ukrayna üzerinde düşürülmesinin ardından Epstein, bir e-postada Rusya Devlet Başkanı ile görüşme konusunda "şimdi kötü bir fikir" olduğunu değerlendirdi. Belgeler, kamuoyunun yıllardır bildiği bir gerçeği bir kez daha teyit etti: Epstein'in aralarında Donald Trump, Bill Clinton, Ehud Barak, İngiliz Prens Andrew ve diğer birçok politikacı, milyarder ve tanınmış kişiyle temaslar sürdürdüğü ortaya çıktı. Epstein'in dosyalarında bir ismin geçmesi suçluluğu kanıtlamasa da, hükümlü pedofilin "etki" ve "içgörüler" sunarak en üst düzey siyasi çevrelere erişim karşılığında kendisini küresel bir güç arabulucusu olarak konumlandırmaya çalıştığını gözler önüne serdi. Jeffrey Epstein, 2019 yılında New York'taki hapishane hücresinde ölü bulundu ve ölümü resmi olarak intihar olarak açıklandı. Ancak, kurduğu geniş bağlantı ağı ve reşit olmayanlara yönelik cinsel istismar suçlamalarının niteliği nedeniyle, dava dünya çapında hâlâ şüpheleri, teorileri ve siyasi tartışmaları körüklemeye devam etmektedir.