Finska, dokuz yıldır üst üste dünyanın en mutlu ülkesi sıralamasında yer alıyor ve diğer Nordik ülkeler de yıl yıl listede bulunuyor. Birçok kişi için bu durum şaşırtıcı geliyor olabilir.

Oxford Üniversitesi'nden ekonomist ve Dünya Mutluluk Raporu'nun baş editörü Jan-Emmanuel De Neveu, sorunun basit olmadığını ve mutluluğun sadece zenginlikle ilgili olmadığını söylüyor. Yıllardır insanların gerçekten neyi mutlu ettiğini inceliyor ve mutluluğun geçici bir duygu değil, insanların kendi hayatlarını nasıl yaşadıklarıyla ilgili olduğunu savunuyor.

De Neveu'nun yaptığı araştırma, yaklaşık 150 ülkeyi kapsıyor. Bu araştırmada katılımcılardan en iyi yaşamı hayal etmeleri isteniyor ve en kötü yaşamı da hayal etmeleri isteniyor. Ardından, kendi hayatlarını şu anda nerede bulundukları hakkında bir değerlendirme yapmaları gerekiyor. Binlerce kişinin verdiği cevaplar kullanılarak, her ülkenin vatandaşlarının hayatlarından ne kadar memnun oldukları belirleniyor. Son sıralamalar tek bir araştırmadan değil, son üç yılda toplanan verilerin ortalamasından oluşuyor.

Araştırmacılar, bazı ülkelerin zirvede olmasının ve diğerlerinin çok daha aşağıda olmasının nedenlerini anlamak için çalışıyorlar. Bu analizde, kişi başı gayri safi yurtiçi hasıla, beklenen yaşam süresi, sağlık hizmetlerine erişim gibi faktörler göz önünde bulunduruluyor. Ayrıca, insanların zor zamanlarda güvenebilecekleri birine sahip olup olmadıkları, komşularına ne kadar güvendilerleri ve başkalarına yardım etmeye istekli oldukları da araştırılıyor.

Sonuçlar gösteriyor ki para önemli olsa da tek belirleyici faktör değil. Nordik ülkeler gelişmiş ekonomilere sahip olmalarına rağmen onları ayıran şey toplumun nasıl işlediği. Zenginler ve fakirler arasındaki uçurum diğer gelişmiş ülkelere göre daha az ve vatandaşların sağlık hizmetlerine, eğitime ve temel finansal desteklere erişimlerinin olmadığında güvenli olduklarını bilmeleri sebebiyle bir güvenlik duygusu var.

De Neveu, New Scientist'a göre bu güvenlik duygusunun günlük hayata büyük etki ettiğini söylüyor. İnsanlar tedavi masrafını veya işsiz kaldıklarında ne yapacakları konusunda sürekli düşünmek zorunda olmadığında, ailelerine, arkadaşlarına ve onları mutlu eden şeylere daha fazla zaman ayırabiliyorlar.

De Neveu'ya göre en önemli faktörlerden biri de insan ilişkileridir. Araştırma, düzenli olarak aile ve arkadaşlarıyla vakit geçiren insanların daha mutlu olduğunu gösteriyor. Bu insanlar birlikte yemek yiyor veya akşam yemeği yediyor ve bir sorunla karşılaştıklarında başvurabilecekleri birine sahip oluyor. Nordik ülkelerde iş ve özel hayat arasındaki denge diğer dünyanın büyük çoğunluğundan çok daha belirgin, bu yüzden insanlar bu tür ilişkiler için daha fazla zaman buluyorlar.

Araştırmacılar tarafından kullanılan en ilgi çekici göstergelerden biri de para ile ilgili. İnsanlara, kaybettikleri bir miktar parayı geri alabileceklerini düşünmelerinin istendiği soruluyor. Görünüşte basit bir soru, insanların birbirine olan güvenini ölçmek için harika bir gösterge olarak ortaya çıktı. Finlandiya, Danimarka ve diğer Nordik ülkelerde büyük çoğunluğun kaybedilen para çok yakında geri döneceğini düşündüğünü belirtti. Bu toplumda yaşamanın getirdiği güven duygusu mutluluklarına önemli ölçüde katkıda bulunuyor.

Finlandiya mükemmel bir ülke değil elbette. Kışlar uzun, soğuk ve karanlık ve bazı aylarda gün ışığı çok az oluyor. Ancak De Neveu, Finlerin bu koşullara uyum sağladıklarını söylüyor. Kışın daha fazla zaman evde geçiriyorlar, ancak ilkbahar ve yaz geldiğinde ise göllerin, ormanların veya şehir dışındaki evlerinin keyfini çıkarıyorlar.

Doğanın yakınlığı Finlandiya'yı diğer ülkelerden ayıran bir başka özellik. Birçok vatandaş kısa sürede şehrin gürültüsünden uzaklaşabilir ve ormanda veya su kenarında zaman geçirebilirler. Birçok araştırma, doğada vakit geçirmenin stresi azalttığını, ruh halini iyileştirdiğini ve fiziksel sağlığı olumlu yönde etkilediğini gösteriyor.

De Neveu'ye göre Finlerin mutluluklarını artıran bir diğer özellik de gerçekçi beklentileri olması. Sürekli daha büyük ve daha iyi şeyler için koşturmak yerine, genellikle sahip oldukları şeylerden memnunlar. Bu yaşam bakış açısı, mutluluklarını nasıl değerlendirdiklerine doğrudan etki ediyor.

Araştırmada kültürel farklılıkların sonuçlara etkisi olup olmadığı da soruluyor. Bazı toplumlarda insanlar mutluluğu daha açıkça ifade ederken, diğerlerinde daha çekingenler. Ancak araştırmalar kültürün belirleyici bir faktör olmadığını gösteriyor. Göçmenlerin durumları da bunu destekliyor. Daha mutlu ülkelere taşınan insanlar çok kısa sürede o ülkenin vatandaşlarıyla aynı mutluluk seviyesine ulaşırken, tam tersi yönde de benzer bir durum gözlemleniyor. Bu, yaşadığımız çevrenin beklentilerimizi ve mutluluğumuzu şekillendirmede daha büyük rol oynadığını gösteriyor.

Bu yıl sürpriz olarak Kostarika dördüncü sıraya yerleşti - bu, Dünya Mutluluk Raporu'nun var olduğu zamandan beri en iyi performans gösteren bir Latin Amerika ülkesi oldu. Kostarika dünyanın en zengin ülkelerinden biri olmasa da vatandaşları hayatlarından oldukça memnun görünüyor. De Neveu, güçlü aile bağlarına, gelişmiş topluluk bilinci, siyasi istikrar ve yaşam kalitesinin sadece gelirle ilgili olmadığını belirtiyor.

De Neveu, insanların mutlu olması için ne yapmaları gerektiği sorusuna yanıt olarak, sadece yollar ve altyapı inşa etmekten ibaret olmadığını söylüyor. Topluluklara ve insanları bir araya getirebilecek yerlere yatırım yapmak da önemli. Spor alanları, parklar, emekliler kulüpleri ve yerel dernekler gibi alanların geliştirilmesi gerekiyor. Ayrıca yapay zekanın gelişimi sayesinde daha kısa çalışma haftaları (maaş düşmeden) mümkün hale gelebilir ve bu da insanların aileleri ve arkadaşlarıyla daha fazla zaman geçirmesini sağlayabilir.

Bu tür değişiklikler gerçekleşene kadar herkes kendi mutluluğunu artırmak için yapabilecekleri şeyler var. De Neveu, insanlarla olan ilişkilerimize daha fazla yatırım yapmamızı, arkadaşlarımızla yemekler düzenlememizi ve ekranlar yerine yüz yüze vakit geçirmemizi tavsiye ediyor. Özellikle evden çalışma, birçok avantajı olmasına rağmen, iş arkadaşları ve arkadaşlarıyla doğrudan iletişimin yerini tamamen alırsa sosyal bağları zayıflatabilir.

De Neveu'nun mesajı basit: Mutluluk sadece daha fazla para kazanmak veya yeni şeyler almakla elde edilmez. Güven duygusu, çevremizdeki insanlara olan güven ve sevdiklerimizle geçirdiğimiz zaman mutluluğun temel taşlarını oluşturur.